Günlük – Zuhur-u Mehdi olarak Hz.İsa ile ilk karşılaşmam

Günlük – Zuhur-u Mehdi olarak İsa ile ilk karşılaşmam

Günler deli dürtmüş gibi birbirini kovalıyor. Bunu en iyi algıladığım yer dün Urfa yediğim yerdi. Öğle sonrasıydı. AYDEM(Elektrik dağıtım)'in karşısında bir kebapçı. Hemen söyleyeyim sevgili günlük; kebabı abartmıyorum, inan. Arada bir yiyorum. Hem, yesem bile ekmek işkefeye ağırlık vermiyorum. Salata, ek olarak maydonoz, kuzukulağına benzer olan bir ot, sumaklı soğan vb şeylere ağırlık veriyorum. Bunların içinde limon mutlaka olmalı tabii. Durumumdan hoşum. Özellikle limon, kilo aldırmıyor. Zaten daha önce dediğim gibi, kilolu olmadığımı söylemiştim. Kalın kemikli olduğumu söylemiştim. Bu aynı zamanda kafanın da kalın olduğu anlamına geliyor. Dil öğrenmekte zorluk çekmemi kemiklere de bağladım bir ara.

Şişman insanların diğer insanlara bir faydası vardır. Örneğin bir kibrit kutusuna baktığında bunu hafızan beller. Kayıt eder yani. Bir arabaya baktığında hafızan bunu da kayıt eder. Kibrit kutusu ile araba arasında, bildiğin üzere, bir hacim farkı vardır. Görsel boyutlar açısından baktığında araba, kibrit kutusuna oranla daha çok metre eder. Haliyle, bir araba görseli  hafızanda bir kibrit kutusuna göre daha fazla yer kaplar. Yer kaplaması demek beynin enerji harcaması demektir. Baktığımız hangi nesnenin hacmi-görsel boyutları daha büyükse o nesne bize daha çok kalori yaktırır. Hafızada tutmak enerji ile olur çünkü. Sonuçta: şişman insanlara bakmak kilo verdirir, demiştim. Fakat arkadaşlarım aksini iddia etmişlerdi. Evet, enerji yaktırlar, demişlerdi, katılıyoruz, demişlerdi, işte bu yüzden eksilen kalorileri almak için beyin, dürtüleri daha çok itekler ve haliyle daha çok yemek yersin, kilo alırsın, dedilerdi. Öyleydi böyleydi derken tartışma öyle kaldıydı.

Yani bir insan, mesela ben, sabahtan akşama kadar şişman bir insana baksam, veya onu ön hafızama sürekli getirsem beynim daha çok enerji yakar, haliyle bu olay kalori yakmak da olduğuna göre şişman insanlara bakmak insanı zayıflatmaya da yarar. Fakat çok bakmak gerekir.

Kebapçıda oturmuş etrafı da seyrediyordum. Yola yakındı oturduğum masa. 50'lilerinde bir kadın AYDEM kapısına doğru yanaştı. Camekanından içeri baktı. Kapıyı ittirdi. Kimsenin olmadığını anlayınca yolu geçip bana doğru yanaştı. Neden kapatmışar ki erkenden? diye sordu. Bugün günlerden pazar, dedim. Haoğ, dedi. Geri dönüp, sokağa girdiği tarafa doğru yürüdü.

Garsonlardan biri, kadın günleri taşırttı heralde, dedi. Günleri doldurmak. Günlerin içine birşeyler koymak. Azı çoğu karıştırınca bardaktan taşırır gibi taşırttırıyorduk. Cümlesini düzgün kurmuştu. Günleri taşırmış, deseydi yanlış olurdu. Kadının da bir beyni vardı ve beyni bir aracıydı. Beynine taşırttırıyordu. Kadın eksikti. Eksik olduğu için bir boşluk olmuştu ve pazar günü geriye çekilmişti. Yapması gerekli iş listesi geriye akıp geriyi taşırmıştı. Gerçek pazar ise biraz ilerdeydi; yani gerçek yerinde. Zaman zaman hepimize olur bu. Kadın, geçici olarak, zaman makinesi simulasyonu uygulamıştı kendine. Geçmişe gitmişti.

Kebapçının olduğu dar yolda fazla kimse yoktu. Bir süre sonra, bu sefer yolun diğer başından biri belirdi. Sırtında doğrama demir pen men dedikleri türden, pencereyi andırır bir şey taşıyordu. Çıkaramadım tam. Tam bir pencereye de benzemiyordu. Haça benzettim. Tesadüfe bakar mısınız, taşıyan adamın saçları da omuzlarına kadardı. İnce sakallıydı. 15-20 metreye geldiğinde yüzündeki yorgunluğu da farkettim... 30'unda vardı. Sırtındaki şey... bir haça benziyordu...t. Öne doğru hafif eğilmişti..

Yolda benim hizama geldiğinde arka masamdaki bir adam Naber İsa! dedi. İsa durdu. İsa yanımda duruyordu! Migros'un oradaki inşaata gidiyom, dedi. Seslenen adam 10 dakikadır telefonda biriyle emlak işlerinden konuşuyordu. Dur iki dakka dedi. Hesabı ödemek için kasaya gitti. Apar topar çıktı geri dükkandan. İsa'nın yanına geldi ve beraber deminki kadının gittiği yöne doğru yürüdüler.

İsa beni fark etmemişti... Öyle ki, kendini bile fark etmemişti hale bakılırsa. Fakat ben fark ettim. Himayeme alacağım İsa sonunda ilahi bir işaretle kendini, kendi fark etmeden göstermişti.

Urfa'nın yanında bir tür çemen sürülmüş ekmek de vardı. Birkaç parça aldım çemenlimsi ekmekten. İşler değişiyordu. Günler dönüyordu. Sabır ve metanetle kebabımı yerken derin düşüncelere daldım...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Tek bir şiir- Şiir 12.09.2019
Terkibat Günlüğü- Bir faşistin anatomisi Sağlık 06.09.2019
Kısa Öykü - Tüh Edebiyat 03.09.2019
Gereksiz sözler Evrensel 01.09.2019
Faşo Versiyon 4.0 Evrensel 28.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
KİMSE YOK MUUUUU!? Anı 27.08.2019
Yaşlı Amca Ve Kur'an Öğrenme Anı 14.07.2019
hayırlısı:) Anı 05.07.2019
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.