UĞUR KURT

 

Uğur Kurt...
Daha gencecik yaşında polis silahından kurşunla hayatını kaybetti. Bu ilk değildi...
Ali İsmail Korkmaz...
Ethem Sarısülük...
Abdullah Cömert...
Mehmet Ayvalıtaş...
İrfan Tuna...
Selim Önder...
Ve Berkin Elvan...
Hepsi Gezi olayları sırasında aynı şiddet zihniyetinin orantısız, kontrolsüz gücün yitip gidenleri arasında...

Soma faciası ve Berkin Elvan için Okmeydanı'nda gösteri düzenleyenlere polis, hiç ders çıkartmadığı şiddetiyle bastırmaya çalışıyordu. Cem evinde cenazeye gelen Uğur'a o sırada polis silahından çıkan kurşun isabet etti. Yığıldı kaldı. Direnemedi ölüme, teslim oldu.

Bu sefer siyasi sorumlular, yerel yönetim yetkilileri marjinal, terör üyesi, yasadışı gösteriye katılan eylemci gibi yafta yapıştırılmayacağını anlayınca çaresiz ortada bir silah var demekle yetindiler. Evelediler gevelediler. Aslında bu ve buna benzer eylemlerde eylemciler kadar polisinde sağduyulu davranması gerekir ve yaşanan birçok eylemlerden ders almaları gerekirken hala (eylemcileri ne olarak görüyorlarsa artık) orantısız bir güce başvuruyorlar. Sonuçta polisin asıl amacı eylemi dağıtmak ve bunu da kimseye zarar vermeden yapmaksa eylemci psikolojisini önce çözmesi gerekir. Siz hiç olmadık bir şiddetle kantarın topuzunu kaçırırsanız eylemci de inatla direnir. Üstelik ortada görüntülerden anlaşılacağı üzere bir panik havası da yokken silaha davranmak hangi akla sığar.

Ayrıca yasa dışı gösteri diyorlar. İzin isteseler sanki vereceklermiş gibi... Öncelikle iktidarın sonra ise iktidardan korkan yerel yöneticilerin marifetidir bu polisin uyguladığı şiddet... Niye korkarlar, niye 15 kişilik bir guruba bile tomalarla yürürler anlamış değilim doğrusu... Sonra da aman efendim polise molotof atıyorlardı, yok taş, yok sapan, yok havai fişek atıyorlardı da polis gene neden bu kadar sabırlı davrandı anlamış değiliz havalarında böbürlenerek açıklama yapıyorlar. Bunu söyleyenlere onların cümleleriyle sesleniyorum. “Bu işin fıtratında bu var...”
Eylemciler ise o havanın, atmosferin etkisiyle ne için eylem yaptıklarını, eylemin amacının ne olduğunu unutmamaları gerekir ve en önemlisi eylem yaparken ölmemeye çalışmaları için çok üstün bir çaba göstermeleri gerekir.

Başta iktidar olmak üzere bürokratlardan polise bekçiye kadar “eylemci” tanımının ne olduğunu ve kelimeden ne anladıklarının akademik olarak araştırılması gerekir. Çünkü bu ve buna benzer eylemlere katılanlara yaptıkları açıklamalardan anlıyoruz ki bir terörist kimliği yapıştırma gayreti üzerindeler. Hatta bu öyle bir gayret ki guinness rekorlar kitabına girecek türde...

Bir düşünün Uğur Kurt o gün orada cenaze için olmasaydı. Yoldan geçen biri yahut gösteriye katılan biri olsaydı vay haline ne marjinali kalırdı ne teröristi... Dediğim gibi önce “eylemci” algısını en üsten en alta kadar değiştirmeden bu polis şiddeti de dinmez, bu ölümlerde...

Şimdi ortada yitip giden bir can var. Ne polis ne yerel ve siyasi sorumluları istedikleri kadar açıklama yapsınlar ortada solan bir "can" ve tarifsiz bir acı var...

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yaprak Gibi Yüreğim... Edebiyat 26.11.2018
Gezegenlikten Kopan Genlerim Edebiyat 25.11.2018
Kısıktır Sesim Politika 05.02.2017
Max Jacob – Seçme Şiirler Kültür / Sanat 29.04.2016
Kürk Mantolu Madonna Kültür / Sanat 25.02.2016
Başlık Kategori Yayın Tarihi
HOCAM AHMET BAYDAR’DAN TUTTUĞUM NOTLAR (1) Genel 23.02.2020
SURİYE’DE BARIŞ MÜMKÜN MÜ? Genel 22.02.2020
ATAKAN KAYALAR Genel 21.02.2020
15 Şubat Ve Sevgililer Günü Genel 13.02.2020
Felaketler Ülkesi Olmak İstemiyoruz!!! Genel 07.02.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.