AKIL KRİTER GEREKTİRİR

Bir suç işlendiğinde hukuk adamları nasıl araştırma yaptırıyorlarsa inancımızı da aynıyla dedikte etmeliyiz. Doğup büyüdüğümüz bölgeden dışarıya taşamazsak başka bölgelerde var olan gerçek saklı kalır. İnsanlar mahalli olmamalılar ki başkalarıyla mukayese etme imkânları olunabilsin. Aksi takdirde kim nerde doğup yaşarsa onun doğruları sadece orada geçerlidir. Böylece hayat boyu gerçeği öğrenemeden kümesinde ölür gider.

Bundan olumsuz etkilenmemek için önyargısızca çıktığımız yolculuğun komşu ve hatta en uzak mecralara ulaşması gerekir. Kaç il ya da ülkede arkadaşınız var? Kaç türlü hizip tanıdınız? Pazara gidince her şeyi önünüze ilk çıkan sergiden almayacak kadar kafanız çalışıyorsa sorumlusunuz.

Bilinçli insanlar birbirlerini daha iyi anlarlar. Cahilin onu anlamaması anormal değildir; aksine anlaması anormal olabilir. Fakat hemen burada "cahil" ile "bilgisiz"i karıştırmamak gerektiğini hatırlatalım.. Çünkü cahil bilmediğini de bilmez ve bilmek gibi bir amacı da yoktur; fakat bilgisiz olan cahil değilse hiç olmazsa bilmediğinin bilincindedir ve bilmeyi arzular.

Oysaki önyargı bilgisizlerde de cahillerde de bulunabilecek tedavisiz bir hastalıktır. Akıl sahipleri için önyargı kadar aklı boşa israf eden bir problem olamaz. Önyargı Allah'ın lanetidir ve bu lanet kalp gözünün örtüsüdür. Bu örtü onun gözlerini ve kulaklarını sararak gerçeğe açılan kapılarını kapadığından dolayı karşı tarafı anlamaya hatta dinlemeye bile ayarlı değildir.

Önyargının önemini yitirmemesi için yeryüzünde insanlar arasında tek bir bilginin olması ve herkesin bu bilgide birleşmesi gerekir. Peki, bilgi sonsuz iken bu mümkün müdür? Kesinlikle değildir. İşte önyargının tedavisinin imkânsızlığı, bilgisinin tekliğinin imkânsızlığı nispetindedir. Sayıca sonsuz gibi çok olana tek demek için akıldan yoksun olmak gerekir. Sadece niteliğiyle sonsuz olan Allah tektir.

Usulsüzlük, önyargı, kritersizlik bazen bilim adamı unvanlı kimseleri bile gülünç duruma sokmaktadır. En az onlarda rastlanılması gereken şey onlarda görüldüğünde onları da rezil etmektedir. Bilimciliği yerlerde sürünüp rüsva olmaktadır. Daha sonra durumu çaktırmamak ve kurtarmak için laf cambazlığı yapsa bile cambaz artık dengesini yitirmiş olduğundan basireti olan bunu apaçık görmektedir.

Yine de kriterli olmak ve önyargılı olmamak konusunda bilim adamları en isabetli ve dengeli sınıfı oluşturmaktadırlar. İspatsız konuşan tarihçiler değerini yitirmiştirler. Hurafeci diyanetçiler eskisi gibi pirim yapamamaktadırlar. Komünistler kapitalizmin kapısında avuç açmaktadırlar. Kapitalistler ise çarkı çevirmek için kan ve gözyaşını akıtabileceği mazlum avına düşmüştür. Birlik ve beraberlik içinde olanlar emniyet içindedirler; ırkçı ve marjinal etnik gruplar ise birer “yalnız grup”tur; “kimsesiz grup”tur ve bütünüyle emniyetsizdirler.

Bireyler, toplumlar ve devletler aklı ölçülü işletme konusunda usullü davranmalı, aklı zayi etmemelidirler. Akıl çalışsın da nasıl çalışırsa çalışsın denilebilecek bir nimet değildir. İman, namus, iffet ve liyakat hep akılla kazanılır ve korunur.

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.