Tarihi Bir Cesaret Öyküsü

Küçük acılar, insanı çok güçlü yapmaya yeter mi? Ama bu, giderek büyüyen bir acıysa?..

      14 yaşımdaydım, diş etimde bir şişlik olduğunu fark ettim. Pek sert bir şeydi. Telaşa kapıldım, beni zorla doktora götürmek isteyen anneme karşı çok direndim. Ama sonra bu direniş son buldu.

Dişçiye gittiğim ilk an bir farklı oldu içim. Ürperdim, korkmadım. İçimi bir sıcaklık kapladı ama şüpheliydim. Asıl hikayem bundan sonra başlıyor!

İlk olarak, muayene başlangıcı olarak Oral Diagnoz bölümün de muayene edildim. Daha sonra Panoramik filmler sonucunda diş etimde %99 iyi huylu olan bit tümör saptandı. O kadar şaşkındım ki, "Dişte tümör ne gezer, dalgamı geçiyor bunlar benle?" demiştim. Daha sonra Ağız, Diş, Çene Hastalıkları Ve Cerrahisi bölümüne gönderildim. Orada da yine birkaç tetkik sonucunda gayet doğal bir vaka olduğunu söylediler. Ben hala şaşkındım. Şaşkından ziyade tepkisizdim. Sanki uzun, kahrolası bir rüyadayım zannetmiştim...

  22 Şubat! Ameliyat günüm..Hayatımda ilk kez ameliyat olacaktım. Çok farklı ve heyecanlı bir şeydi bu. O güne kadar takvimleri, saatleri gözümün önünden ayırmamıştım. Ve o gün, 22 Şubat sabahı inanılmaz çok şiddetli bir kalp çarpıntısıyla uyandım. Öyle böyle bir çarpıntı değildi bu! Çok şiddetli. Sanki yaşadığım her günün, her nefesin intakımını alır gibi...

  9:30 Ameliyat saatim. O saat gelip çattığında, biraz daha heyecanlanacağıma, sessizleşiyordum, sakinleşiyordum. Doktorumun yanında bulunduğum zaman, çok farklı şeylerle karşı karşıya geldim. 3 boyutlu tomografi istemişti. Dilimin altında, çok riskli damarlara yakın yerde bir tümöre daha rastlanmış. Ve tomografinin çekimi için bir hafta daha beklemem gerekiyormuş. İşte o anda, kulaklarımda bir uğultu, içimde gittikçe büyüyen bir canavar hissettim. Neredeyse doktoru boğabilirdim o anda, orada!  Bayılacak kadar şiddetli olan kalp çarpıntım boşuna mıydı yani?  Yine sabredip, bir hafta daha bekledik...

   1 Mayıs. Tomografimin çekileceği gün. Erkenden orada olduk. Çok soğuk, kapkaranlık bir odaya girdim teknisyenle birlikte. Üzerinde kocaman bir yuvarlak bulunan genişçe yatağa benzer bir koltuk. Önce oturdum oraya, sonra üzerime radyasyon yüklü bir battaniye örttü teknisyen. İlk kez karşılaştığım için hayli endişeye kapılmıştım. Sonra bir baktım oturduğum şey, arkaya doğru gitmeye başladı. Bir baktım yatıyorum. Üzerimde sinir bozucu bir yuvarlak. Kameradan beni izleyen teknisyenin mikrofon sesleriyle komutlara uyuyordum. Nefes almam bile yasaktı. Belli sürelerde belli saniyeler içinde nefes almalıydım. Yutkunmam dahi yasaktı. Çok şükür ki, uzun süreden sonra bu kapkara cehennem gibi yerden kurtuldum. Sonra bir hafta boyunca da sonuçlar için bekleyecektim. İşte yine, bekle bakalım bekle! Bu heyecanlı bekleyiş ne zaman son bulacak diye?..

   Ankara'daki bir akrabama filmlerimin bulunduğu bir cd gönderdim. Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine götürdüler sonuçlarımı. Malatya'daki doktorum dil altında bulunan tümörü gerekirse dışardan kesecek yine de ulaşmaya çalışacaktı. Ama Ankara'daki doktorum böyle bir şeyin saçma olduğunu, dil altındaki tümörün takibe alınmasını, diş etindeki tümöründe bir an önce temizlenmesi gerektiğini söyledi. Halbuki burada ki doktorum da Hacettepe'den mezundu. Neden böyle bir öneride bulundu anlamamıştım..

 Burada bekle bekle zaman geçmeyince Ankara'ya gittim. Her şeyi ardımda bırakarak. Okulumu, derslerimi, arkadaşlarımı...Ve gider gitmez hemen ameliyata alındım. 2,5 saat süren bir operasyonun ardından yanağımda koca bir şişlikle çıkmıştım ameliyathaneden. Küçük bir panoramik film daha istedi doktorum. Tümörlerin tamamen temizlendiğinden emin olmak için. Ama şansa bakın ki, küçücük bir tümör daha kalmış diş etimde. Ve dikiş yeniden açılacak, uyuşturulacak ve kesilip biçilecekti.

 4 saat bekledik. Doktorun hastalarının bitmesi için. Nedense hiç sıkılmamıştım beklerken. Koskoca 4 saatte ne demek. Hareketsizce, öylece beklemek...Malatya'da ki fakülte de çok sıkılıyordum. Her kapıdan girişimde karabasanlar basıyordu sanki. Ama burada her şey farklı. Rahatlatıcı, huzurlu, sakinleştirici. "Hastanenin nesi rahatlatıcı olurmuş?" Diyebilirsiniz. Ama gerçekten öyle. Çok farklı gelen bir yer oldu. Belki de doktorların daha sıcakkanlılığından kaynaklanıyordur...

   4 saat sonra tekrar girdim ameliyata 40 dakika sürmüştü ortalama. Bir ara iğne tam uyuşturmadığı için diş etimi, resmen acı çekmiştim, inlemiştim. (3 ay boyunca her sabah bu ilginç aletlerin sesiyle, eldivenlerin kokusuyla uyanmıştım. Benim yerimde bir başkası olsaydı, eminim psikolojik destek alırdı.) İkinci kez ameliyattan çıktığımda bir hayli yorgundum. O kadar süre ağzınızı açıp hareketsizce yatmak çok kötü! Yanağımda acayip bir şişlik vardı. Pek komikti. Ama ben iğneler yüzünden çok acı çekiyordum şimdi.. Bir süre daha kalınca dikişlerimi aldırıp, 2 ay sonra tekrar kontrole gelmek üzere döndüm annemle memleketime.

  Döndüm ama ne döndüm...Birikmiş onca sınav, yetiştirilmesi gereken bir sürü ödev..Bunlar öyle kötüydü ki benim için, hepsi bir yük gibi binmişti omuzlarıma. Ve ben hayırlısıyla bu işin de içinden çıkarım dedım, içimden. Ve çok şükür ki, onca yükün üstünden kalktım. Hem de başarıyla kalkmıştım.

Okul tatil olunca, tekrar Ankara' ya gittim. Kontrollerim için. Gayet sağlıklıydı ameliyatlı yerim. Sonra 6 aya randevu vermişti. Daha sonra yılda bir. Şimdi tümörün bulunduğu diş etimin üst yerindeki küçük dişim çekildi. Yani 31 dişle geçiriyorum hayatımı :) İmplant yapılacakmış oraya. Bunun içinde 18 yaşımı beklemem gerekiyor. Şimdilik tel tedavisine başlamam gerekiyor. Onu da burada yaptırıcaz. Bunun içinde Ortodonti bölümüne başvuracağız..İşte cesaret hikayem. Umarım sıkmamışımdır...

  Aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi geleceğimin üniversitesi olma adayı :) Bu rahatsızlığa yakalandığım sırada öyle çok araştırma yapmıştım ki bu meslek hakkında. Resmen diş hekiminin bildiklerinin çeyreğini biliyorumdur. İşte bu geçmişim yüzünden, bu mesleği seçersem çok başarılı olacağımı sanıyorum. Hele ki, bir zamanlar hasta olarak geldiğim yere, bir gün doktor olarak gelmek inanılmaz bir şey. Her gidişimde bunu tekrarlıyorum içimden. Fakülteye her baktığımda, öğrencileri her gördüğümde gıpta edip, sonsuz hayallere dalıyorum. Kim bilir, bu öğrenciler bir 5 yıl sonra benim hocam olacaklar belkide...

    Gerçekten cesaretli olduğumu bu hastalıkla öğrendim. Resmen hayatım değişti diyebilirim. Yazı dilim güzelleşti, duygu yüklü oldu. Korkuyu ikinci plana atmayı öğrendim. Daha çok kitap okumaya, araştırmaya başladım..Bazen ne diyorum biliyor musunuz?   "İyi ki bu hastalığı geçirmişim!"

 Cesaret hikayem, bana yeni bir hayat armağan etti diyebilirim. Yaşamın gerçek yüzünü daha net görebiliyorum. Hayatı dolu dolu yaşayabiliyorum. Bundan önceki hayatım fazlasıyla boşmuş diyebilirim. İyi ki, iyi ki yazıyorum, okuyorum, korkmuyorum, yaşıyorum, mutlu olmayı biliyorum, huzursuzluğa kapılmıyorum. Hayat bu, öyle bir yaşayın ki, hayat bile nasıl  yaşadığınıza gıptayla baksın. Sen insansın! Nice zorlukları kolayca atlatabilen, aklı olan harika bir şeysin.

 "İnsan"  muhteşem bir şeydir. İlginç ve tam bir zeka küpüdür. Nice duyguları yaşayabilen biridir! Bence bunun değeri iyi bilinmeli..Yoksa bir gün öyle bir keşke dersiniz ki, hiç yaşamamayı dilersiniz. Çünkü o derece boş ve anlamsız bir yaşamınız olduğu için pişmanlıktan kendinizi bitirirsiniz...

  Bırakın akışına, sürüklenen olmadan dibine kadar mutlu olun, huzurlu bir şekilde geçirin ömrünüzü. Hey, zorlukla karşılaştığınızda da pes etmeyin sakın! O zaman hayat sizi anlamadan sürükleyebilir...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BEN GELDİM Yaşam 14.04.2020
Tarihin İlk Cinsiyet Değiştirme Ameliyatı, ilk Transeksüel E. W. Tarih 27.08.2017
Zarafetin Ve Mutluluğun Kadını Genel 18.08.2017
Şeref Yoksunu Darbeci Politika 17.07.2016
Adına Yazdıklarım Anı 04.04.2016
Başlık Kategori Yayın Tarihi
El Altından Duyurmak Basın Nerede? Anı 15.06.2020
29.05.2020 Cuma Tarihe Not (günlük) Anı 31.05.2020
Drone İle Tacize Uğruyorum (Bana Hakaretler Var) Anı 16.05.2020
Dersimizi aldık mı? Anı 27.03.2020
Uzak Durulması Gereken İnsanlar Anı 04.12.2019

Yazıya yapılan bütün yorumlar

00.00.0000

Emeğinize sağlık güzel bir çalışma olmuş kaleminizden kaleminizin daim ve baki kalması dilekleriyle yazı hayattınızda başarılarınızın devamını dilerim her zaman.

00.00.0000

Çok teşekkür ederim.

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.