Yeni Başlangıçlar Mevsimi

Yıl 1955..Evde bayram havası esiyor.Herkes heyecanlı.Herkes mutlu ve bir o kadar da telaşlı.Evin ilk çocuğu dört gözle bekleniyor.Hem de bir erkek çocuğu.Ve o zamanlarda erkek çocuğu pek bir önem taşırdı..

Ve doğdu.İsmine Mehmet dediler. Yaramaz bir bebekti Mehmet.Ve her zaman da yaramaz olarak kaldı.Büyüdü..Büyüdükçe yaramazlaştı.Sorumsuz oldu. Annesi üzerine titriyordu. Dört çocuğun ilkiydi ve tek erkek çocuğuydu. Ama hiçbir zaman bir abi gibi davranamadı. İlk olmayı beceremedi. Ailede ki tek ayrıcalıklı insandı Mehmet. Ama ona önem verildikçe, o daha da şımarıyor, her şeyi vurdumduymazlığa vuruyordu..Ve ailesini üzerek büyüdü.  

  Şimdi 58 yaşında..Ne çabukta yitip gitti yıllar.Yıllar gittikçe, o daha da dibe giriyordu.Hem de ucu bucağı olmayan bir dibe sürükleniyordu..Okumadı düzgün. Liseyi zar zor bitirdi. Ve çalışmaya başladı. Önce aile yadigarı bir terzicilik dükkanını devam ettirdi. Sonra da bir tuhafiye işletmeye başladı. Ve çok kısa bir zaman önce de fatura ödemeciliğinden ayrıldı..

 Bu kadar işten sonra, kazancı, tecrübeleri ne oldu derseniz: Koskoca bir sıfır diyebilirim. Sadece büyüdü. Ama bedeni büyüdü. Beyni hala çocuk, hala toz pembe. Hayatı anlamak istemedi. Zordan kaçtıkça daha da zor şeylere katlandı.Halbuki hayatın kendisi bir zorluktur aslında. Ama o, bunu bir türlü anlamadı.Küçük bir dükkan tuttu.Fatura ödemeciliği yapacaktı.İşleri çok güzel gidiyordu. Ta ki yeğeni kazancını kaybettirmesine kadar..Sonra başka bir dükkan kiraladı. Orada da hiç iş yapamadı. Ve birçok borç birtirdi. Daha sonra, yine bir umuttur diyerek başka bir dükkan kiraladı. Orada biraz iyi gitti işleri.  Ama Mehmet, ileriyi gören bir insan değildi. Sadece içinde bulunduğu anı düzeltmeye yeltendi. Geleceğini hiçbir zaman düşünmedi. Zaten düşünmediği için bu durumlara geldi.

 Ailesini parçaladı..Tek bir insan koskoca bir aileyi yok etti. Babası vefat etti.Annesini üzüntüye düşürdü. Ve üzüntüden kalp hastası oldu kadıncağız. Yaşlı bir de halası vardı Mehmet'in. O da hasta oluverdi üzüntüden. Evlenmek istemeyen kırk altı yaşında bir kız kardeşi vardı. Liseyi başarıyla bitirmesine rağmen, küçük yaşlarda çalışmaya başladığı için, üniversiteye gidemedi. Halbuki kazanmıştı..Diğer iki kardeşi evliydi. Ama evli olmaları Mehmet'in sorunlarından kurtulmak değildi.Onları da etkiledi, borçlandı. Sadece ailesine borçlanmadı..Herkese.Bütün herkese borçlandı. Sadece maddi borçlanma değildi bu. Üzüntüden hasta olan ailesine de vefa borçluydu.

 Şimdi beş parasız, borçlu, sıkıntıdan çökmüş bir aile var ortada. Ve bunların en acısı da, tüm bunların bir sonuca varamaması.Ne tecrübe kazanabildi, ne de akıllanabildi Mehmet..Evi bile satıldı.Ortada kaldı karısı ile.İki de çocuğu vardı.Biri evli, öteki İstanbul'da hayatını kazanmaya gitti.Ortada kalan Mehmet, her şeyini kaybedince İstanbul'a gitti. Birkaç günlüğüne dinlenmek için. Ve birkaç aydır da orada. Şimdi, satılan evinden geriye kalan eşyalarını kamyona yükletip İstanbul'a götürmeye geldi oğlu. Karısı da gidecek.Orada yaşayacaklar artık.Ama ne bir işe sahipler, ne de huzura..Maddiyatta önemli de, bir parça huzura da erişebilmeli insan.Huzur yoksa, hayat koskoca bir hiçliktir aslında..

 Akrabalarının yardımı ile bir işe girer belki.Ama ya ardındakiler.. "Aile" diye bir kavramı yok etmiş insan, nasıl huzurla
 yaşayabilir ki.Nereye giderse gitsin, geçmişinden kurtulabilecek mi!? Ardında bıraktığı, yitip gitmekte olan annesi,  halası, kardeşleri ne yapar? Düşünse bile ne yapabilir ki? Utancından bakabilir mi yüzlerine? Dönebilir mi onlara hiçbir şey olmamış gibi?..

 Şimdi İstanbul'da, eşyaları bu akşam yola çıktı. İki gün sonra da karısı ve oğlu gidiyor.Yepyeni bir hayat denilebilir mi, bilinmez ama, üzüntülü, huzursuz, sevgisiz, ailesiz nereye kadar yaşayabilir bilemeyiz. .Ailesi hala onu çok seviyor.Et tırnaktan ayrılmadığı gibi..Anne de yavrusundan kopabilir mi? Ama yaptıkları, geçmişi..O aslında yalnızlığı hak ediyor..Eeee boşuna dememişler: "Ne ekersen, onu biçersin"  diye.

    Bu, yaşanmış, gerçek hikayeden şunu çıkarabiliriz: Kaderinizi değiştirmek elinizde değil..Ama yaşamınızı biçimlendirmek sizin elinizde.Zaten hayat biçimlenmeye başladığı an, değişim de başlamış demektir.Yeter ki, doğru karar vermeyi bilelim.

Karakterimizin değişmesine ebeveynlerimiz neden olmasın.Çünkü onlar ne kadar doğru yaptıklarını sanıp, şımartıp, ukalalaştırırlarsa en büyük yanlışı yaparlar çocuklarına.Bu yüzden, nasıl bir kişiliğe sahip olduğumuzu bilmeli, kendimizi iyi tanımalıyız. Eğer insan kendini tanımakla işe başlamazsa, hayatında hep mutsuz olacağı bir yol çizer kendine...

                                                                                                                                                        Meltem DEMİR

  meltemdemirm.blogspot.com


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BEN GELDİM Yaşam 14.04.2020
Tarihin İlk Cinsiyet Değiştirme Ameliyatı, ilk Transeksüel E. W. Tarih 27.08.2017
Zarafetin Ve Mutluluğun Kadını Genel 18.08.2017
Şeref Yoksunu Darbeci Politika 17.07.2016
Adına Yazdıklarım Anı 04.04.2016
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Türkiye CENNET Vatan da Biz Layık Sakinler Değiliz Yaşam 02.07.2020
Hayat Hiç Adil Değil Yaşam 24.06.2020
SAYIN VALİM Yaşam 17.06.2020
Neredesiniz Bana Kin Nefret Duygusu Uyandırmışlar? Yaşam 29.05.2020
KORONALI GÜNLER Yaşam 25.05.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.