YENİ BİR SOL TANIMA GEREK VAR MI?

 

Bir kişinin veya partinin sol görüşlü olup olmadığını anlamak için olmazsa olmazlar genel hatlarıyla şunlardır.
Ezilenin yanında olmaktır.


Adaletsizliklere karşı durmaktır.


Ekmeğini emeğiyle kazananların (memurun, işçinin, köylünün) yanında olmaktır.  Kolu, kanadı olmayanın yanında olmaktır.


İşi, gücü malı, mülkü olmayanların, yani sömürülenlerin yanında olmaktır.


Toplumda dini, ırkı, etnik aidiyetinden dolayı ötekileştirilen, yok sayılanların yanında olmaktır.


Sömüren ezen yok sayan iradeye karşı çıkmaktır solcu olmak.

Eğer bunları yapmıyorsanız kürsünün sol tarafında durmakla solcu olamazsınız. Ülkemizde ise sol düşünce adeta dinsizlikle eşanlamlı bilinmektedir. Bu sakat mantık hem bu algıyı yaratanlarca yıllardır kullanılmış hem de bu algıya maruz kalanlarca kanıksanmıştır.


Yoksulluğu, adaletsizliği ve sömürüyü gözlerden uzak tutup eğemen sınıflara hizmet eden sağ görüş her daim İdealizm kullanmıştır.

Sol görüşlü insanlara her zaman sorduklar sorunun açılımı şudur. “Materyalizmin insanlara ne vaat ettiğidir.”

OYSA MATERYALİZMİN BİR İDEOLOJİ DEĞİL, BİR AÇIKLAMA VE ANLAMA BİÇİMİ OLDUĞU VE HERHANGİ BİR ŞEY VAAT ETMEDİĞİDİR.
 

Materyalizm dünyayı herkes için yaşanabilir kılmanın temel öğretisidir. Bu bakış açısı ile bakanlar bilimin yolunda doğruyu ve ilerlemeyi yakalarlar. Bunun canlı bire bir örneğini dini (İslami) yasalarla yönetilen ülkelerdir. Muazzam doğal kaynaklara sahip oldukları halde maalesef geri kalmış ülkeler grubundadırlar.


Maddecilik (Materyalizm); Doğayı (maddeyi) birinci etken, ruhu ikinci etken sayar. Varlığa birinci, düşünceye ikinci planda yer verir. Materyalizm sorgularken bilinç oluşturur. Bu yüzden daha önce farkında olmadığımız şeyler hakkında bilgi edinerek pozitif yönde davranış ve düşüncelerimiz değişir.


İdealizm ise: nesneden önce bilincin geldiğini nesneyi yaratanın bilinç olduğunu, bilinci yaratanın tanrı olduğunu savunur.


Türkiye de kendilerini solcu veya sosyal demokrat olarak tanımlayan siyasetçilerin veya siyasete ilgi duyanların marjinal sayılacak bir bölümü din olgusunu tamamen dışlayan ateist anlayışa sahip olduğu bilinen bir vakadır. 

Geriye kalan önemli bir bölümü burjuva aristokrasisi ile yıllarca “inanca saygılı laiklik” adı altında merkez sağ ve Sol kesimden inanan mütedeyyin insanların yanındaymış mesajını vermeye çalışmıştır. Ama ne hikmetse başarılı olamamışlardır. Çünkü kendisini solcu (ateist anlayışa sahip) ve sosyal demokrat olarak tanımlayanların (inançlara saygılı olmayan) hatırı sayılır bir bölümü inanan kesimleri gericilikle suçlayarak ötekileştirmişlerdir.


Bu kanıya nerden varıyorsunuz diyenlere şunu hatırlatırım. Bu gün merkez sağı ben temsil ediyorum diyen partide aynı şeyi yapıyor. ülkemizdeki alevi vatandaşlara inancınıza saygılıyız ama Alevilik bir din değil kültürdür diyorlar. Bu yüzdende aleviler onlara itibar etmiyorlar. Çünkü inançlarına saygılı olduklarına inanmıyor ve samimi bulmuyorlar. Tıpkı kendilerini solcu veya sosyal demokrat olarak tanımlayanların, mütedeyyin insanlara inancınıza saygılıyız yanındayız mesajını verip de geri dönüşümünü alamadıkları gibi.


Solcu veya sosyal demokratlar her şeyi sil baştan gözden geçirmelidirler. Emperyalizm ezerken, sömürürken bunun dini var mı, yok mu diye sormuyor.

Eğer Solcu veya sosyal demokratlar ezilenin sömürülenin yanında olacaksalar materyalizmi bir ideoloji olarak dayatılmamalıdır. Materyalizmin bir ideoloji değil çükü. Biliyorum solcuyuz diyenler bana kızacaklar ama altmış yıllık çok partili siyasi hayatımızda  neden solcu veya sosyal demokrat bir parti iktidara gelememiştir diye sorguladığınızda, altında yatan en önemli gerçek bu. Malum ülkemizde adında sosyalist, kominist, yada sol kelimesi olan partilerin aldığı oy bellidir. demekki bu işte bir yanlış var.


Hali hazırda ülkemizde yaşayanların %98 Müslüman veya bir inanç sahibidir.


İşte kendi ömrünü Tasavvufu öğrenmeye adamış araştırmacı yazar Kazım YARDIMCI  “İslam, emperyalizm ile kapitalizmin yanında olamaz. Sosyalizm de halkının yüzde 95 i Müslüman olan bir ülkede İslam'a ve kutsallarına savaş açamaz.” demektedir.


“ Fransızca olan sosyalizmin anlamı cemaatçilik ve toplumculuktur. Gerçek İslamiyet de, gerçek Hıristiyanlık ta kesin olarak cemaatçi ve toplumcudur. Hiç kimse kitabi dinlerin ve Peygamberlerin ve tasavvufçuların kapitalist ekonomiden yana olduğunu ispatlayamaz.”


“Aslolan emeğin ve halkların sömürülmemesi ve ezilmemesidir. Asla ve asla horlanmamasıdır. Bunun dışındaki görüşler teferruattır, safsatadır, demagojidir. Tek kelime ile hezeyandır. “


“Sosyalizmin ise ateizmi ön koşul olarak sunması düşünülemez.” DEMEKTEDİR.


Her hangi bir ÜLKEDE inanan insanları karşısına alan siyasal sistemin dünyada başarıya ulaşması mümkün değildir.


Kaldı ki özellikle gerçek İslam inancına sahip (Hz Ömer örneğinde olduğu gibi) bir insanın adaletten ayrılması, sömürüye çanak tutması, ezenin yanında olması yoksulu,gücsüzü görmemzlikten gelmesi mümkün değildir.

Eğer inanalar ezeni destekliyorsalar gerçek mümin olamazlar. Kur'an-i Kerim de ki İslam'a aykırı hareket etmiş olurlar. Bu konuya örnek olması bakımından şu hadis-i şeriflerde (Komşusu açken tok yatan, mümin değildir.) [Buhari] yine bir başka hadisi şerifte (Merhametli olmayanın imanı olmaz.) [Taberani] demektedir.


Kendilerini solcu veya sosyal demokrat olarak tanımlayan siyasetçilerin veya siyasete ilgi duyanların emperyalistlere karşı Laiklikten taviz verilmeden mütedeyyin insanları yanına alarak siyasi mücadele yapılamalı. Çünkü mütedeyyin insanlar da emperyalizm karşısında solcu veya sosyal demokrat insanlardan farklı düşünmüyorlar.


Ancak bu şekilde başarılı olunur. Sisteminizi laik düzene uygun hale getirmişseniz insanların laik olması gerekmez. Bir görevlinin işini yaparken laik olup olmamasının ne gibi sakıncası olur.


Örneğin kendisi laik olmayan bir hâkim karar verirken laik düzene göre hüküm vermesi gerekecek. Hâkimin Kur'an-i Kerim, Hadis, Icmâ, Kiyas ve İslam bilginlerinin verdi¬ği hükümlere göre meydana getirilen Şer'i Hukuka göre karar vermeyecektir.


Bu  işi esası LAİKLİĞİ OLMAZSA OLMAZ KOŞUL OLARAK KABUL EDEN  uygun bir sistemde yatıyor.
Mehmet Akif, Avrupa'yı görüp geldikten sonra bizim durumumuzla Avrupa'yı kıyaslarken, “İşleri var bizim dinimiz gibi, dinleri var bizim işimiz gibi” diye özetler. Ünlü şairin dediği gibi işimizin de dinimiz gibi olması için sistemimizi tüm halkları kucaklayacak şekilde sağlam kurduğunuzu da bir sorun olmaz.

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
"AYIYI İNİNE SOKACAĞIZ” Politika 13.02.2020
"GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER" Felsefe 11.12.2018
DİN OLMALI MI? Politika 09.12.2018
ÖZTÜRK YILMAZLAR BİTMEZ Politika 25.11.2018
GENEL BAŞKANLIK SEÇİMLERİNE DOĞRU CHP… Politika 20.01.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Türk Birliği Politika 25.01.2021
Gelen Eleştirileri Susturmak (2) Politika 20.01.2021
Ne Ekersen Bire Yüz Verir? Politika 19.01.2021
Gelen Eleştirileri Susturmak Politika 10.01.2021
Siyaset ve Güvensizlik Oyunu (2) Politika 06.01.2021

Yazıya yapılan bütün yorumlar

EndeakE 19.12.2020

Zithromax Side Affects Jodiamog [url=https://bansocialism.com/]order cialis[/url] bealllep Pump It Global Caplet

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.