Seyrimin Defterleri 27 Beyin var, yen mi?

Medya, kitap, kişiler arası diyaloglar... gibi araçlarla sürekli bir sevgi vb konularının konuşulması aslında insanları daha çok şiddet eğilimli yapıyor. AVM'lerde, büyük süper ve hipermarketler gibi insanların akın akın gittikleri yerlerde örneğin kitap reyonlarına bakın. İçi boş fantastik, pratik insan olma kılavuzları, sevgi rehberleri, kabalist kitaplar, beyine format kitapları... keyifçi ve yine içi boş sevgi söylemleri dört bir yanımızı saran. Öncelikle, tanrıyı bir tanımlamak gerek: Tanrı: sanatçı ve bilim adamıdır. Bunların dışında bir şey göremezsiniz. Aptal kulların, öncelikle bilim ve sanat konularına eğilmeleri, içi boş sevgi-format, fantastik tür araçlardan uzak durmaları gerekliliktir.

Her tecrübe sadece +bilgi olarak hafızaya kaydedilmez; bazı tecrübeler beyinde boşluklar yaratır; güven, gibi. Kişi bu boşlukları doldurmaya eğilimli olmaktan çok, günlük hayatına aksettireceği başka insan-davranışlardan duvarlı boşluk tanımları oluşturur. Çukurdur orası, kuyudur. Kendisi de güven vermemeye başlar; oluşmayan şey verilemez, çünkü.

Bundan sonra, kavga eden kimseyi ayırmayı düşünmüyorum. Neden? denecek olunursa: yazmayı seven bir kişi olarak ben, o kadar çok yazı yazıyorum ki el ve kol kaslarım robokop ellerine kollarına dönmüş. Tuttuğum kol, el burkulup inciniyormuş. Derhal yazmaya çizmaya ara vermeli. Çizmaya. Çizmemeye şimdiden başlayayım dedim çizarak.

Bazı kızlar harbi aptal oluyorlar; bir çay içmeyi denemek yerine gidip sizin burcunuza bakıyorlar. Burçlar, tanımlamadır. Örneğin bir tanesi ikide bir "sabit fikirlisin!" deyip deyip duruyordu bana. Herkesin bir kişilik sabitesi olur zaten. Biri de dengesiz olduğumu söylemişti yine burcuma bakıp. Denizde dalga olurdu her zaman. Burçları çıkaranı da sevgiyle andırıyorlar-dı..

İnsanların hiddetlerinin arkasındaki acıyı görünce insan hiddetlenemeyecek kadar acı duyabiliyor.

Didim'e gelen her İngiliz veya İrlandalı veya Türk veya Kürt, Didim'in doğal ve şahane ötesi güzelliklerini direk, açık algılarla algılayabilecek, diye bir kural yok. Burada esrarkeş olmamak için insanın şair ruhlu olması lazım benim gibi.

Balkon kapısı Anadolu caddesine bakıyor. Sanki kader bu balkondan benim birilerine hitap edeceğim kurgusuyla hareket etmiş. Meydansı bir görünümü var akşamları sarı aydınlatmalarla aydınlanan. Kaderin dili olsa da söylese böyle der miydi?.. diye düşünürken bir İngiliz, zırıldayıp duran çocuğunu azarlıyor. Yürüyorlar Ege Caddesi tarafına doğru. Sesler yavaşça azalıp kayboluyor iyice. Kader şimdilik bana bunu gösterdi. Henüz gelen giden yok hitap edeceğim. Belki de sadece boş ve geniş bir cadde.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Tek bir şiir- Şiir 12.09.2019
Terkibat Günlüğü- Bir faşistin anatomisi Sağlık 06.09.2019
Kısa Öykü - Tüh Edebiyat 03.09.2019
Gereksiz sözler Evrensel 01.09.2019
Faşo Versiyon 4.0 Evrensel 28.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GEZİ Olayları'ndaki 3 Ağaç, Türkiye ORMANLARI'nın Yakılması, PKK ve Susanlar Yaşam 11.09.2019
Bu ilk ölüşüm değil Yaşam 09.09.2019
HAYAT SOĞUK Yaşam 08.09.2019
KENDİMİ ÇIPLAK HİSSEDİYORUM.... Yaşam 07.09.2019
SEN NASIL BİR KAHPESİN !!! DÜNYAAAAA.......9 Yaşam 06.09.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.