Tombik Cazibe

3 kız, iki erkek. Fakat, esas konu Nihat Doğan'ımsı çocuk da değil, o. Siyahın iyilere yakıştığını nerden duymuştum. Siyahı iyiler giyerdi. Ne de çok inanmıştım. Kimi zaman siyahı tombikler de giyer. Esas mevzu kilo verilerinin dışarı vurulmaması. Bu suç değil. Niteliğin diğer niteliği örtmesi desek daha doğru olur. Tombik olmak da suç değil. Konuya bu kadar dolambaçtan yaklaşmam neyin göstergesi peki? Asalettendir kimim zaman dolambaçlı konuşmak. Benim asaletimden mi, yoksa her insanın, her türlü kirine pasına rağmen asillik özünü barındırdığına inanmamdan mı? Ne çok yer değiştirir duygu ve düşünceler. Bunu o 3 kız ve iki erkekten teşkil gurubun içindeki tombik cazibeli kızı Nihat Doğanca savunan genç delikanlıda da gördüm. Nezaketi ve kabadayılığı ve ezikliği ve baskın olmaya çalışmayı vs.i aniden piyango vurmuş hint fakirinin şaşık haline de benzettiğim halinde de gördüm. Böyle karışık tepkili olması hep o tombik cazibeli kız yüzünden. Bu kız, yeni yetme haliyle kendisine o anlarda şehevi gelen duygu haliyle kikirderken, genç delikanlı bilinç gerisinde bu tombiğin yaptığını bal gibi de biliyor. Genç delikanlının elindeki telefona konuşurken öne doğru eğilmesi, bir daha bu kıza canım-cicim deme...cümlelerinin ezikliğini yaşaması. Kızlar ne ilginçtir bazen. Herkesin, kendilerine canım cicim demesi ile yaşayıp, seçmediklerinin bunu söylemesine gıcık olmayı isterler. Gıcık olmak için- ki gıcık olmak hazırlıklı bir senaryodur çoğu zaman, gıcık olmayı kurmak ... Bunu çoğu zaman kızlar yapar. Düşünsel zeminde, bu benim dediğimin bir çirkince bir ayrımcılık tavrı olduğunu düşünmemek lazım gelir. Unutmamak da gerekir ki, aynı koşullarda yetişmiş, aynı yaşlarda iki cins, aynı olay durumlarda farklı kökenli davranışlar sergilerler. Doğanın kanunu diyelim. Doğa kanunu olmasa bile, tombik cazibenin kikirdemesi, yanındaki delikanlının telefonun diğer ucundaki canımcı cicimci ergen aşk acelecesi delikanlının sesini hoparlöre vermesi... tombik cazibenin dizel-fingirdek motoruna epeyce yakıt olur. Bir gün, gecenin geç bir saatinde bir telefon gelmişti. Neden aradın diye sorduğumda, karşıdaki ses;"intihar etmenden korktum.." demişti. Ben ise sadece banyo yapmayı düşünüyordum o sıralarda. 3000 km lik bir fantezi kurmuştu hayalkar biri ve telefonun ucunda, cümlelerini ,yanındakinin talimatıyla bana söylerken acı bir zevk duyuyordu. Daha da zevkler duyuyorsa kendisi bilirdi tabii. Ne çok aşağıladığının farkında bile değildi beni. Beni yazar olmaya iten asıl şeylerden biri şu: Bir senarist senaryo yazar. Film olsun. Galası olsun. Altın portakal alsın. Gümüş Armut alsın da ister. İstemesi pek çok şeyi, zevk meselesi. Ne renkleri tartışırım, ne de zevkleri. Benim karşıma ise filmler hazır geliyor. Benim karşıma gerçek olan şeyler pek az gelir. Benim karşıma fırıldaklar gelir. Bunlar bana nasıl gelir? Bunlar bana, bir durakta beklerken otobüsün gelmesi gibi gelmez sadece. Ruhuma da gelir. Düşüncelerime de gelir. İyi niyetlerime gelir. Otobüsü savsaklayabilirim. Otobüs gelir ve gider. Ama diğerleri gitmiyorlar. Yapışıyorlar. Bir senarist senaryo yazar. Ben ise film seyrederim. Sadece bende vizyona giren filmler. Kötü derim. Demekte haklıyım.Ki zaten sadece bende vizyona giren filmlere iyi diyecek birileri olmadıkça ben istediğimi söylerim. Benim vizyonumda ne işiniz var. Tersi bir durum var yani. Bir senarist senaryo yazar. İzlensin ister filmi. Benim filmlerim bana gelir. Kötü de olsalar, ben de yazı ile vizyona sokarım. Galası olmasın. Ödülü olmasın. Tombik cazibe. Film adı gibi. Ben mi çevirdim bu filmi? Film adı bu. Ayrıca, jenerikler: Bir güvercin öldü. Boynu kırılmış. Cumartesi. Ankara'da Güvenpark'ta güvercinlere yen atan çocuklar ne güzeldi! Yine geldi bir sevimsiz sivil polis, tepemde durdu, mermer koltuklardan birine oturmuşken ben. Herkes kendine bakar, göğe bakarken bile. Kayalara, kayalıklara baktım bugün çokça. Öyleyse ben kayalıklar mıydım? Boz-bulanık gün batımlarına da baktım bugün; bazen göremesem de onları, boz-bulanık gün batımlarını, baktığını bilmek de baktığın yerdir ve sensindir dedim içimden. Susmak, neye bakmaktır? Gidememek neye bakmaktır? Jenerikler de bitti.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Teşekkürler Yoldan-daş Genel 12.03.2019
Didim, Pompei olur mu? Sosyal 02.03.2019
O ayaklar iyi ayaklar değil- Mikrop-iyolojik incelemeler Anı 25.02.2019
İnsan 4.0 Genel 13.02.2019
Çete çeteye girmiş- Koko-Bonzo-Fetö Genel 09.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019
Doğu Türkistan'da Yaşam. Benim Hayatım, Yaşananlar ve yasaklarlar Anı 18.01.2019
32 Yaşımdan 32 Öğüt Anı 10.12.2018
geçiyor mu Anı 07.12.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.