Bağımsız Olarak Barajı Delmek

Bugünkü seçim sisteminde bağımsız adaylar ile meclisin kapısını aralama seçeneği en makul çözüm yolu olarak görünüyor. Yüzde onluk seçim barajını aşmanın zorluğu karşısında bağımsız olarak meclise girme yöntemi aslında bilindiği kadar yeni değil... Bilinen en basit örneği Demirel'in aday yapmaması üzerine Konya'dan bağımsız aday olan, seçilen ve ileride kendi partisini kuran Necmettin Erbakan örneğidir. Bu örnek bugüne, "partisi olduğu halde bağımsız olan vekil adayları" şeklinde tezahür ettiği gibi, Hulki Cevizoğlu örneğinde de görüldüğü üzere aynı sistemle de gelebilmiştir. Etrafı dalkavuklarla dolu bir siyasetçinin gerçekleri görmesi çok zordur. Eğer etrafındaki kişiler, parti başkanına uydurma anketlerle, sözde kamuoyu yoklamalarıyla geliyorsa, milletinden bihaber siyasetçi kendini başbakanlık koltuğunun tek varisi sanabilir. Oysa seçim gününün akşamı bu tatlı rüyalar sona erer ve siyasetçi gerçekle geç de olsa tanışır. O gün de tek söyleyeceği söz "Milletimin takdiridir, saygı duyuyorum" sözüdür. Oysa bu takdiri belirlemede millet kadar, sandığı adını yazan siyasetçiler de sorumludur. Bugün meclise baraj sorunu yaşamadan girebilecek üç parti bellidir. Diğer partilerin, eğer önümüzdeki iki ayda çok büyük bir değişiklik olmazsa, yüzde on barajını geçip de meclise bir vekil dahi sokmasının imkânı yoktur. Bu gerçeğin aşikâr olmasına rağmen gözlerini siyasi kibir bürümüş siyasetçilerin, meclise partileriyle katılmaları gülünçtür. İllerde vekil adayı belirlemekte bile zorlanan, bazı illerde örgütü olmayan, vekil adayı çıkaramayan partiler seçimden nasıl bir sonuç umuyorlar? "Oylar bölünmesin" sözünü bir yalan olarak niteleyenler, seçime partileri ile birlikte girerek "Oylar bölünsün" tezini ortaya koyuyorlar. Halkın tanımadığı, ismini bile duymadığı birçok parti seçimlere giriyor. Oysaki bu şahıslar, güvendikleri illerde bağımsız aday olarak meclise girebilirler ve kendilerini tanıtabilirlerdi. Bunu yapan da bildiğim kadarıyla Tuncay Özkan, Abdüllatif Şener ve Yaşar Okuyan'dan ibaret kaldı. Diğer isimler seçime girme inadını sürdürdüler ve hüsranla karşılaşmak için gün saymağa başladılar. Daha önce Muhsin Yazıcıoğlu'nun Sivas'tan bağımsız aday olarak meclise girdiği, Kamer Genç'in bağımsız vekil olarak, meclisin bağımsızlara yaptığı ayrımcı muameleye rağmen, sergilediği performansı hatırlıyoruz. Şimdi aynı yöntemi neden bazı siyasiler seçmedi diye insan düşünüyor. Durum böyle olunca da insanın aklına olumsuz teoriler yerleşmeğe başlıyor. Lideri kadar teşkilatına da güvenen, ama barajı aşamayacağının bilincinde olanlar da genel başkanı dışında güvendiği isimleri de aday yaparak mecliste grup kurma yolunu seçiyorlar. Son seçimde mecliste grup kuran BDP bunun bariz örneğidir. Bu yolu kurduğu "Cumhuriyet Güçbirliği" ile İşçi Partisi de seçmiş görünüyor. BDP'nin ne kadar oy alacağı, geçmiş seçimler göz önüne alınırsa ortaya çıkar ama bugüne kadar 0,5 civarlarında gezen İşçi Parti eğilimli adayların ne kadar oy alacağı seçimden sonra ortaya çıkacak. Garip internet örgütleri bile milletvekili adayı çıkarırken, meclise girmesini istediğimiz siyasetçilerin gözlerini kapatarak seçime partileriyle girmesi kendileri açısından bir hüsran olacağı gibi bizim açımızdan da hüsran sayılacaktır. Ne yazık ki bu hüsran ile tanıştıkları zaman memleket için çok geç kalınmış olacaktır.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Avrupalılar Siz Sömürdünüz Biz Yönettik Politika 19.02.2021
İSTİKBAL GÖKLERDEDİR Politika 12.02.2021
Türk Birliği Politika 25.01.2021
Güvenir Halim Kalmadı Politika 29.12.2020
KKTC SECİMLERİ ÜZERİNE Politika 26.10.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.