Atsız'ı Anlatıyorum (Altıncı Bölüm)

("Ruh Adam: Atsız" adlı izletinin düzyazı halinin altıncı bölümüdür.) Çeşitli dergilere makaleler veren Atsız'ın bu dönemdeki makalelerinin konusu genellikle 3 Mayıs'ın önemi ile ilgilidir. Mehmet Akif ve Rıza Nur hakkındaki makaleleri de bu döneme aittir. Kürşad'ın öldüğü Bozkurtların Ölümü kitabının devamı niteliğindeki Bozkurtlar Diriliyor da 1949 yılında yazılmıştır. İkinci Göktürklerin kuruluşunu ele aldığı bu roman, en az ilki kadar sevilmiştir. Bugün Atsız'ın düşüncesi ile ilgili olmayanların dahi, bu romanları çıktığı dönem okuduğu ve etkilendiği çeşitli röportajlardan anlaşılmaktadır. Atsız, 1944 yılından önce yaşadıklarını, 1944 olaylarına müdahil olan ya da mağdur olan isimlerle olan ilişkilerini "Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferi ve Çektiklerimiz" adlı kitapta toplanmıştır. Kitapta Cumhuriyet Halk Partisi döneminde yaşadıklarını, Hasan Ali Yücel, İsmet İnönü, Sabahattin Ali, Reha Oğuz Türkkan gibi isimlerle tanışmalarını ve tanıştıktan sonra yaşadıklarını, dava esnasında yaşananları anlatmıştır. Ayrıca Atsız bu kitapta, kendi yaşamına dair birçok ayrıntıyı da ilk kez yazmıştır. Bir otobiyografi sayılabilecek kısımları vardır. Bir Atsız otobiyografisi arayanların ilk önce bu kitabı okuması gerekmektedir. "Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferi ve Çektiklerimiz" Atsız'ın 1944 davası öncesinde yaşadıklarını aktarma özelliği kadar, sert mizacının altındaki esprili karakteri ve geçmişinde yaşadığı ilginç olayları da aktarma özelliğiyle Atsız'ı anlamak açısından çok önemli bir kitaptır. Demokrat Parti'nin iktidara gelmesinden sonra Haydarpaşa Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak atanan Atsız, iki yıl boyunca bu görevi sürdürecektir. Demokrat Parti iktidarı Türkçüler için başta olumlu gelişmeleri göstermiştir. Öyle ki "Irkçılık Turancılık Davası" sanıklarından Sait Bilgiç milletvekili bile olabilmiştir. Milliyetçiler yeniden örgütlenme çabası içine DP'nin müsamahakâr tavırları sayesinde girişebilmiştir. Atsız'ın öğrencileri arasında bugün Türkçüler tarafından da tanınan Altan Deliorman ve Erk Yurtsever gibi isimler de vardır. 1950 yılının 6 Ekim'inde Orkun dergisi neşredilmeye başlanır. İlk sayısı 25 kuruştan çıkmaya başlayan dergide, Atsız, Nejdet Sançar, Zeki Sofuoğlu, Hakkı Yılanlıoğlu, Fethi Gözler gibi isimler ve dergi sahibi İsmet Tümtürk yazı yazmaktaydı. Ayrıca Arif Nihat Asya, Orhan Şaik Gökyay, İsmail Hami Danişmend gibi isimler de zaman zaman katkıda bulunmuştur. İlk sayıda "Orkun'un Tarihçesi" başlığıyla imzasız olarak yazılan yazıda derginin adının neden "Orhun" değil de "Orkun" olduğu konusunda okuyucuları aydınlatır. 1951 yılının ilkbahar aylarında farklı farklı isimlerle kurulmuş olan birçok milliyetçi dernek, Türk Milliyetçiler Derneği adı altında birleşmişti. İlk genel başkanı da Haluk Karamağralı olmuştu. Türk Millyetçiler Derneği, 1952 yılında Ankara'da yapılacak bir konferansta konuşma yapması için Atsız'ı davet etmiştir. "Devletimizin Kuruluşu" adlı konuda konferans vermesini isteyen dernek, şüphesiz ki Atsız'ın devlet konusundaki görüşlerini biliyordu. Atsız, on altı devlet hikâyesine karşı çıkıyor ve bu devletlerin tek ve bütün olduğunu söylüyordu. Türklerin bir kısmının Anadolu'ya geçişinden sonraki dönem belki ayrı düşünülebilirdi. Atsız bu durumu "Batı Türkeli" ve "Doğu Türkeli" isimleriyle anıyordu. Nitekim bu düşünceler ışığında yaptığı konuşma, basının da taarruza geçmesiyle Atsız'ın öğretmenlik kariyerini sonlandıracaktı. Demokrat Parti'nin tasarrufu ile öğretmenlik mesleğine dönüş yapabilen Atsız, yine Demokrat Parti'nin müdahalesiyle öğretmenlikten alınıyordu. Yine Deliorman'ın anılarında 1952 yılı yazında Atsız'ın kardeşi Nejdet Sançar, eşi Bedriye Atsız ve diğer Türkçü kişilerle birlikte Fatih Sultan Mehmed'in türbesine gidip temizlik ve onarım yaptığı okunacaktır. Atsız'ın bu hareketi türbelere değil Fatih'in şahsiyetine olan saygısı şeklinde değerlendirilmelidir. Aynı yıl erkek olmayan hanedan mensuplarına Türkiye'ye dönüş izni verilmesi üzerine, birçok hanedan üyesi Türkiye'ye dönmüştür. Sultan 2. Abdülhamid'in iki kızı Şadiye Sultan ve Ayşe Sultan da bu isimler arasındadır. Nihal Atsız, İsmail Hami Danişmend ve Yılmaz Öztuna ile birlikte bu iki ismi ziyaret etmiş, iki sultan da sık sık Atsız'ın evine misafir olarak gelmiştir. Hatta Yağmur Atsız'ın belirttiğine göre Ayşe Osmanoğlu, "Babam Sultan Abdülhamid" adlı kitabını Atsız ve Öztuna'nın desteği ile yazmıştır. Atsız, Haydarpaşa Lisesi'ndeki görevinden uzaklaştırıldıktan sonra Süleymaniye Kütüphanesi'ne memur olarak tayin edilir. Bu onun ölümüne kadar sürdüreceği son görevi olacaktır. Altan Deliorman'ın aktarımına göre her gün Maltepe ile Süleymaniye arasındaki yolu yürüyerek gidip gelir. İki saat geliş iki saat gidiş toplam dört saati bulan bu uzun yol, maddi yetersizlik ile de açıklanabilir. Ancak Atsız'ın toplu taşıma araçlarını tercih etmeyişinin en önemli nedeni kalabalık ve sıkışık yerlerde çok fazla kalamayışıdır. 1953 yılına girildiğinde zamanında milliyetçiliğe prim veren, CHP'ye karşı milliyetçiliği kullanan Demokrat Parti ve Menderes'ten destek alan Ankara Savcılığı; Sait Bilgiç'in başkanı olduğu Türk Milliyetçiler Derneği'ni ırk esasları üzerine kurulduğu gerekçesiyle kapatır. Bu, milliyetçiler için menfi bir durum sayılabilir. Zira DP'nin CHP'ye karşı muhalefet yaparken oy talep ettiği Türkçüler artık gözden düşürülmek istenmekteydi. 1959 yılında Nihal Atsız ile eşi arasında yaşanan sorunlar iyice büyümeye başlamıştır. Bunun üzerine Bedriye Atsız, Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri'den yurtdışı görevi talep eder. Talep olumlu cevaplanır ve Bedriye Atsız, oğulları Yağmur ve Buğra ile birlikte Almanya'ya giderler. Bütün bunlar yaşanırken Atsız, İnönü dönemini hicvettiği "Z Vitamini" adlı öyküyü yazar. Z Vitamini ilginç bir hikayedir. Hikayede Z Vitamini adlı bir vitamin bulunur ve İsmet İnönü beşeri şef ilan edilerek 2000li yıllara kadar yaşar. Devletin adı da Beşeristan olur. Ancak İnönü iktidarı hikaye sonunda Türkçüler tarafından sonlandırılır. Z Vitamini'nden evvel yazılan bir roman da Deli Kurt'tur. Osmanlı döneminde geçen bu romanda şehzadeler arasındaki mücadeleler, Deli Kurt lakaplı kahraman ve Gökçen kız arasında geçen bir sevdayı ele almaktadır. DEVAM EDECEK


Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.