ARZU EDİLEN ASKERLİK

1996 yılında Şırnak Silopi'de Yedek Subay Teğmen rütbesiyle vatani görevimi ifa etmekteyken çok farklı kimliklere sahip askerlerim olmuştu. Güney doğu için çok elverişli fiziksel ve ruhsal yapıya sahip askerlerimizin varlığının yanı sıra, tamamen çocuksu özellikler taşımakta olan askerlerimiz de mevcuttu. Nöbet tutarken korkan ya da operasyon bölgesine gitmemek için gözyaşı dökerek yalvaran askerlerden tutun da memleketine izne giderken geri dönüp kaldığı yerden devam edeceğini hesap edemeyerek gitmeden önce botlarını çöpe atan askerimiz bile mevcuttu. Bu askerlerle uğraştıkça, asker dağıtımı esnasında güney doğuya böyle askerlerin nasıl gönderilebildiğini düşünürdüm. Aslında bu konuya daha genel olarak bakılırsa teskereci askerlerin en az yarısının, karakterleri ve uygun pozisyonda görevlendirilmemiş olmaları sebepleriyle askerlik hizmetinde verimli olamadıkları anlaşılır. Geri kalan kısmı ise gerekli askeri eğitimleri alıp tam verimli olacakları pozisyona gelince askerlik süreleri dolduğundan terhis olmaktadırlar. Yani ordu içerisindeki asker sayısının çok olması, ordunun bu sayıyla orantılı olarak verimli olduğu anlamına gelmemektedir. Ayrıca teskereci askerlerin, sosyal ve lojistik ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapılan maddi ve manevi harcamalar da konunun dikkate alınması gereken çok önemli bir başka boyutudur. Askerliğin, sadece askerlik süresince değil, askerlik sonrası sosyal hayat içerisinde, kişileri fiziksel olarak daha güçlü, psikolojik olarak da daha olgun ve sabırlı kıldığı klasik yorumunu dikkate alırsak, bu düşüncenin eski dönemler için doğru olsa da günümüzde geçerliliğini büyük ölçüde kaybettiğini söyleyebiliriz. Çünkü günümüzün gençleri aldıkları eğitimle ve yaptıkları sportif faaliyetlerle zaten olması gereken olgunluğa ve güce ulaşmaktadırlar. Onlarca yıl önce okul öğrencileri arasında bir tek sınıf farkının var olması bile anlaşmazlık ve kavgalara yol açmaktayken, günümüzde ilköğretim birinci sınıf öğrencileriyle lise son sınıf öğrencilerinin dahi rahatlıkla arkadaşlık yapabildiklerini görmekteyiz. Sadece bu örnek bile gençliğin, zaman içerisinde olgunlaşma konusunda kat ettiği aşamanın büyüklüğünü, takdir edilecek ölçüde gözler önüne sermektedir. Okullarından mezun olmuş ve tam hayata atılacak ya da atılmış olan gençlerin, sosyal hayatlarını düzene koymaları aşamasında askerliğin çoğu yönden bir engel olarak karşılarına çıkmakta olduğunu da dikkate alırsak, askerlikle ilgili düşüncelerimizi kısaca şöyle ifade etmemiz gerekir: Ülkemizde güvenlikle ilgili iki kurum, emniyet ve ordudur. Ordudaki sistem de emniyet tarzına dönüştürülmeli, mecburi teskereci askerlik tamamen kaldırılmalı, istekli ve elverişli olan gençlerden oluşmuş profesyonel ve maaşlı askerlik sistemi uygulamaya konmalıdır. Tek tip askerlik ve benzeri modeller düşünülmemelidir. Profesyonel askerliğe geçişle birlikte, bir daha hiçbir zaman gündeme alınmamak üzere bedelli ve dövizli askerlik uygulamalarına da son verilmelidir. Para, hiçbir zaman hayattaki en hakiki mürşit olan ilmin önüne geçememelidir. Birileri para karşılığında vatani görevinden muaf olurken, birileri doçent, profesör unvanına sahip olsa bile askerlik yapmaya mecbur edilmemelidir. Mizahi maksatlı söylenmiş olsa bile "Her fakir asker doğar" ifadesinin haklılık payı içermesine müsaade edilmemelidir.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
NEDAMET Yaşam 17.03.2020
CAN BANKASI Sağlık 02.01.2020
PİŞMANLIK Felsefe 31.12.2019
KAÇ DEFA ÖLÜR İNSAN..? Yaşam 02.01.2018
ÜZÜNTÜ Yaşam 06.02.2015
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Türkiye CENNET Vatan da Biz Layık Sakinler Değiliz Yaşam 02.07.2020
Hayat Hiç Adil Değil Yaşam 24.06.2020
SAYIN VALİM Yaşam 17.06.2020
Neredesiniz Bana Kin Nefret Duygusu Uyandırmışlar? Yaşam 29.05.2020
KORONALI GÜNLER Yaşam 25.05.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.