Öyle yaşamalıyız ki...

Paylaşmanın büyüsüne inanırım, dostumu ziyarete gittim. Ziyaretim esnasında dürüstlük üzerine konu açıldı. Günlük olayları değerlendirmeye başladık. Geçmişte kendisine, kendi ekibinin kurması istenerek ilçeye başkan olması önerilir. O da ekibini kurar. İlçeye başkan olarak görülen kişinin yaşadıklarını dinledik ortak dostumuzla. Ortak dost, ikimize de dedi ki, arkadaşlar tam buna münasip mail geldi dedi. Mailin içeriği manidardı. Doğruluk üzerine yazılmış tarihi olayı anlatıyordu, olayın etkili olmasından dolayı güzeldi. Anlayanlara çok ders veriyordu dinlediklerimiz. Elbette bizim gayemiz doğruların artmasını sağlamaktır. Her insan doğruluğu çok ister lakin kendisi doğru olmalıyım demez. Önce kendimiz aynaya bakalım derim. Kimse yanaşmaz benim bu teklifime çünkü korkuyorlar acaba niçin bakamıyorlar? Yoksa bilinmeyen noktada yanlışları var diyorum ben içimden sadece kendime. Fatih İstanbul'u fethettiğinde tutukluları serbest bırakır. Tutukluları serbest bırakınca iki papaz hapis haneden çıkmak istemezler. Durum Fatih'e bildirilir, papazları huzuruna çağırır ve niçin özgürlüklerine kavuşmak istemediklerini sorar? Onlarda daha önce çektikleri çileleri, anlatarak, dışarı çıkmamaya yemin ettiklerini belirtirler. Fatih der, memleketin her tarafını gezerek, görün, ufak adaletsizlik yaşarsanız tekrar girersiniz hapis haneye der. Papazlar yola çıkarlar önce Bursa' ya varırlar. Bursa 'da adliye sarayına gittiklerinde ilginç olayla karşılaşırlar. İki kişi at alırlar ve satarlar kendi aralarında ama ufak problem vardır. At hasta olduğu halde sağlam diyerek satılmıştır, alan şahsa. Atı ahıra götüren sahibi, atın hasta olduğunun farkına varınca, saati gelince, doğru adliyeye gider. Kadının huzuruna çıkmak için varır, ama kadı makamında yoktur. Kadı geldikten sonrada at ölmüştür. Kadıya durum izah edilince, kadı hemen der ki, bu atın tazminatını ben ödeyeceğim. Çünkü mesaiye geç gelmeseydim atın tazminatını satan kişiden alınmasına karar verirdim. Öldükten sonra benim ihmalimden haklı, haksız konumdadır. Onun için de tazminatı ben öderim der. Öyleyse suç benim, o zaman atın değerini söyleyin, der kadı, hastalıklı olarak alan kişi değerini söyler ve kadı hemen parayı verir. Papazlar daha önce böyle olayları yaşamadıkları için şaşırırlar. Oradan İzmit e geçerler. Tarla alım ve satımı yapılmıştır iki kişi arasında tuhaf konu vardır ortada. Tarlayı alan şahıs tarlayı sürer iken ağzına kadar dolu küp bulur ve tarlayı aldığı şahsa tarla da bulduğu altın dolu küpü vermek ister. Tarlayı alan kişi, ben tarlanın altını almadım der. Tarlayı satan kişi de ben her yönüyle tarlayı sattım der. İkisi de altın dolu küpü almak istemezler. Orta da kalacaktır altın dolu küp. Bu durumun çözümü adliyeye taşınır ve kadının huzuruna çıkılır. Kadı der ki sizin ikinizin çocuklarınız var mı diye sorar? Birinin kızı vardır. Birinin de oğlu bu durum da kadı şahısların çocuklarının ikisinin evlenmelerini önerir. Ve küpü de evlilik hediyesi olarak verir. Papazlar Fatih'in huzuruna çıkarlar ve derler ki; böyle adil hükümdarın memleketinde hapis hane de durmak ona hakarettir derler. Özgürlüğü seçerler. Şimdi atın ücreti konusu ve altın küpünün tarla sahipleri tarafından ikisini de kendilerinin değil de karşısındakinin hakkı olduğunu söylemesi doğruluk olarak okuduk. Dinledik, biz bunun neresindeyiz hiç sorduk mu? Menfaat için dalavere yaptık mı? Yapanlara sözüm atalarınızın kemiklerini sızlatıyorsunuz. Günümüzde çok acınacak haldeyiz. Bırak tarlamızda küpün çıkmasını, küpü rüyamızda görsek o benim altın küpüm çünkü rüyamda görmüştüm der, dokuz takla atarız. Papazlarında ayrı dinden olmalarına rağmen, doğruluğu takdir etmeleri ayrı değerlendirilmesi gereken konudur. İnsanlar arkadaşız derler, ama ufacık menfaat için olmadık dolaplar döndürebilirler. Sonra da ya toplum bozulmuş denir. Dünyaya bazen geç geldiğim için ah derim. Toplumda ki olanlara bakarak da, sıkılırım, dürüst insanın yeri yok mu diye?

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Cep Telefonu Yaşam 01.03.2019
Cep Telefonun Adapları Yaşam 19.02.2019
Ah Çocukluk Yaşam 06.01.2019
Unutamadım, Unutmayacağım Işık ( Feridun ONGUN) Yaşam 21.12.2018
Cep Telefonunu Kullanabilmeyi  Öğrenmeliyiz Yaşam 01.10.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GEZİ Olayları'ndaki 3 Ağaç, Türkiye ORMANLARI'nın Yakılması, PKK ve Susanlar Yaşam 11.09.2019
Bu ilk ölüşüm değil Yaşam 09.09.2019
HAYAT SOĞUK Yaşam 08.09.2019
KENDİMİ ÇIPLAK HİSSEDİYORUM.... Yaşam 07.09.2019
SEN NASIL BİR KAHPESİN !!! DÜNYAAAAA.......9 Yaşam 06.09.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.