İyi şeyler oluyor azizim

Kirlenmiş bir Siyaset ve ikiyüzlü bir Medya ile karşı karşıyayız. Siyasetçiler bel altı vuruşuyla bir birilerinden geri kalmıyorlar. Medya reyting derdinde, bu işi hem seyrederek haber kotarıyor, hem yer yer haberleri ile yayınları ile de teşvik ediyor belki de. Ben sizlere bugün iyi şeylerden bahsetmek istiyorum. Sandığa gidecek seçmenin derdi başka, olan biteni ?ibret ve dehşetle? izliyor. Oyunu kime ve neye göre vereceğini biliyor aslında. Ne açıklanırsa açıklasın seçmenin pek etkileneceği yok. Seçmen, yani Halk gördüklerine yaşadıklarına bakıyor. Açıktan açığa da rengini belli etmek istemiyor nedense. Mutfağa bakıyor, ay sonunu şu veya bu şekilde getirebilmişse sorun yok diyor. Dönüp geçmiş günlerle bir kıyaslama yapalım, her ay maaşı erimiyor, mutfak harcaması her ay artmıyor (enflasyon yok) mutfakta açık oluşmuyor doğal olarak. Kalkıp kimse fakir edebiyatı yapmasın lütfen, bu Halktan biriside ben ve benim gibi etrafımdakiler. Geçmiş yıları da yaşadık biliyoruz, bir gecelik faizler yüzde yüzlerdeydi? Seçmen dönüp üstüne başına bakıyor, aç açıkta mıyım, e hayır. Bakmayın siz Sayın Bahçeli?nin ?hanım basma istedi, yok komşuya diktireceğim? türlü fakir edebiyatı örneğine, onlar kırklı yıllarda kaldı. Sanırım bahçeli ne alışveriş merkezlerini görüyor, ne de pazarlara uğruyor. Türkiye?nin neresinde olursa olsun pazardan beş liraya etek-entari almak mümkün. (yalan diyen çıksın en yakın pazara) Çoluk çocuğuna iki liraya penye sekiz on liraya gömlek almak mümkün. Seçmen sokağına bakıyor, dün çöp kokusundan geçemediği sokaklar tiril tiril, çöpler poşette ve düzenli olarak alınıyor, musluklarında suyu akıyor. Kaldırımlar temiz ve her geçen gün iyileştiriliyor, sokakta ferah bir atmosfer hakim? Elektrik kesintisi yaşanmıyor, doğalgazı var ve her ay düzenli zam da yapılmıyor. Ulaşım sorunu yaşamıyor, her istikamete toplu taşıma var, tramvayı, hızlı treni vs.vb ? Şehirlerarası yollar trafik teröründen geçilmezken her gün onlarca kaza olurken şükürler olsun bu gün ?duble? yollarda güvenli yolculuğun keyfini çıkarabiliyor. Seçmen çoluk çocuğunun okul derdine aylar öncesinden düşmüyor. Biliyor ki okullar açılınca kitapları masada hazırdır artık. Çok cüzi de olsa kız çocuğuna elli erkek çocuğuna otuz lira bu devlet okuyan öğrenci başına ailelere ödüyor. Yüksek öğrenimde burssuz öğrenci yok denecek kadar az. Her ile Üniversite açılıyor, aileler çocuğunu bulunduğu şehirde okutabilmenin sevincini yaşamaya başladı. Her gün bir ilçeye yüksek okulun temeli atılıyor. Çocuğu okuluna dilediği kıyafeti ile serbestçe gidebilmesinin önü açılıyor? Hastaneler yakın zamana kadar içler acısıydı, sigortalı bir işçi akşamdan hastane kuyruğuna bu ülkede giriyordu. Hasta yakınları ve hastalar evlerinden getirdikleri battaniyelerle günlerce hastane bahçesinde sabahlıyor çoğu birkaç günde sıra bulamıyordu. Sıra bulsa aylarca ilaç bulamıyor, ameliyatlar için aylar bazen yıllar sonrasına gün veriliyordu. Ya şimdi, sosyal güvencesi olmayan hiç kimse yok. On sekiz yaşına kadar sosyal güvenceyi devlet karşılıyor, ekonomik gücü olmayana yeşil kart veriliyor ve ister sigortalı ister yeşil kartlı ayırımı yapılmadan sadece TC no ile dilediğin hastaneye gidebiliyorsun. (geçmişi az düşünün, başına gelenler pek ala iyi bilir) Bü ülkede özürlü olmak çile olmaktan çıkıyor, devlet özürlüsüne her türlü sosyal imkânları seferber ediyor. Hasta ve güçsüzler ve özürlülere maaşın yanında rehabilitasyon ve evinde bakım hizmeti ve ayrıca evde bakım ücreti ödüyor. Yine bu ülkenin şehirlerinde her gün bir gecekondu yıkım haberi izlemiyoruz. Hatırlayın şöyle sekiz on yıl gerilere gidin neler gelecek gözlerinizin önüne. İş makinesini taşlayan mı, çocuğu kucağında çatıya çıkan mı? Ya şimdi? Devlet kendi eliyle vatandaşına depreme dayanaklı doğalgazı ve konforu haiz eskilerin beş yıldızlısı konforunda muhteşem binalar yapıyor. Hem de kira öder gibi, bir ömür çalışıp ev alamayan memur işçi ev kirası öder gibi yirmi otuz yıl vade ile kendi evinde oturmanın zevkini yaşıyor. Bir memur emekli olunca aldığı ikramiye ile alamayacağı evine şimdiden çoluk çocuk yerleşmenin keyfini sürüyor (yalan deyin). Köylünün hali içler acısı idi, ekip biçmek ne mümkün, mazot yok olsa da bir dünya para. Devlet çiftçisine destek veriyor. Doğrudan gelir desteği ile çiftçinin cebine parası daha mahsulü tarlaya ekmeden almaya başlıyor. Bahçe sahipleri selden, dondan zarar görürse devlet anında müdahale ile çiftçinin mağduriyetini önlüyor. Besi hayvanı için, hayvan başına üç yüz lira teşvik, damızlık koyun keçinin yanında dileyene büyük baş hayvan veriyor, arı veriyor. Yem bitkisi için ayrı, fide dikmek isteyene ayrıca para (teşvik) veriyor. Dün yani geçtiğimiz yıllarda tarım kredi borcundan çiftçiler intihar ediyorlardı. Aldığı gübrenin bırakın anaparasını faizini ödemek ne mümkündü. (bu satırların yazarı kooperatif borcundan çekmiş birisi, az çok bu işlerden anlar icabında) Her köye yol, parke döşemesi, içme suyu, elektrik ve kanalizasyon geliyor. Köyler küçük birer kasaba olmaya başladı. Köylü artık hangi şehre göç etsem derdinde değil.(kendimden biliyorum, aldığım üç kuruş maaşla köye bağ bahçe yapma telaşındayım) Memur daireden çıkıp ?limon satmaya? gitmiyor, memur ay sonunu iyi kötü getiriyor ve birde TOKİ?den yeni bir eve yazılıyor. (bırakın fakir fukara edebiyatını, en düşük kademede bir memur olarak bunları söylüyorum) Esnaf dilediği bankadan dilediği kadar vade ile kredi bulabiliyor, yeni iş kurana yarısı hibe yollu uzun vadeli kredi imkânları var. İşkur vasıfsız işçilere yönelik kurslar açıyor, sertifika veriyor yetmedi cebine iş kurması için parayı da veriyor. Silah sanayinde harikalar yaratıyoruz. Kendi tankımızı, uçağımı, helikopterimizi üretmeye başladık. Demir yollarında otuzlu kırklı model dizel trenlerin yerini kendi üretimimiz olan hızlı trenler alıyor. Çağın projesini konuşur hale geldik, dün hayal bile edemediklerimizi bu gün hayata geçirebileceğimizi dosta düşmana gösteriyoruz. Avrupa kapılarında veya İMF de para ?dilenmiyoruz?, Türk Cumhuriyetlerine ayni ve nakdi yardımlar yapıyoruz. Onların kalkınmasına Türk müteahhitleri eliyle katkı ve proje sunuyoruz. Altyapı ve ulaşımını firmalarımız yapmaya başladı. Orta Asya ve Ortadoğu?da lider ülke konumuna geldik. Biz düne kadar başkalarını örnek alıyorken bu gün referans ülke durumundayız. İç politikada belli bir merhale kaydettik, Kürdoloji enstitüleri açıyor, Kürtçe yayınlar yapılıyor. İç barışa doğru adım atılıyor ve demokratik çözümlerin önünü açacak olan anayasanın çalışmalarına başlandı. Dış politikada sesimizi daha bir gür çıkarabiliyor ve istediğimizi elde edebilecek bir güce kavuştuk. Avrupa birliği uyum yasalarını hayata geçirerek Demokratik, Sosyal bir Hukuk Devleti olma yolunda önemli merhaleler kaydettik. Her bir başlık,başlı başına bir makale konusu olabilir, düşüncelerime katılmaya bilirsiniz.Ancak sevgili okur bir düşün,şöyle birkaç yıl geriye git ve el insaf de lütfen. Bu saydıklarım vasat bir gözlem sadece, ben bu ülkenin ekmeğini yiyorum suyunu içiyorum. Ben bu ülkede sıradan bir vatandaş olarak yaşayarak bunları görüyorum, sizlerin beklentileri farklı olabilir ama lütfen insaf merhamet ölçüsünde elini vicdanına koy tüm bu anlattıklarım yalan mı, hikâye mi anlattım sahi? Hâsılı kelam hayatta güzel şeylerin de olduğunu görmemiz gerekir, marifet iltifata tabidir, takdir edemiyorsak bile tenkitlerimizi insaf ölçülerinde yapalım, selam ve dua ile kalınız?(26.05.2011 ilisulukfm.com da yayınlanmıştır)


Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.