Kenan Evren Yargılanacak

Bugün aslında 12 Eylülle ilgili yazıma devam etmeyi düşünüyordum. Akşam saatlerinde 12 Eylülün yaşayan "sanığı" durumundaki Kenan Evren'in savcılığa çağırılması bu yazımı yazmama neden oldu. İlgili haberin altına şu notu düşmüştüm yorum olarak "Ülkemizin demokratikleşme yolunda umut verici bir gelişme olduğunun altını çizerek kısaca düşüncelerimi sizlerle paylaşmak isterim. Öncelikle "yaşını-başını almış" ömrünün hazanında bir insana bu "revamı" dır diye düşünenler olabilir. Şunu unutmamamız gerekir, bu Kenan Evren'in yargılanmasından çok bir devrin sorgulanması olduğu için önemlidir. Aklı başında hiç kimsenin Evren'in ceza evine girmesine gönlü razı olmaz diye düşünüyorum. Girer ise ki o zaman başka bir "ayıp" Devlet eliyle yapılmış olur. Sonuç ne olursa olsun durum, ister Evren ceza alsın, isterse almasın bu ceza Kenan Evren'in şahsına olmayacaktır. Bu olabilecek ceza "Darbe" düşüncesinin kendisine olacaktır. Günümüzde haala darbe heveslilerinin olduğunu gözümüzden kaçırmamız gerekir... Türkiye Cumhuriyeti sadece 12. Eylül'le sınırlı kalmadan "Cumhuriyet" in üzerindeki tüm kara lekeleri temizlemelidir. Faili meçhuller, Anadolu'da geçmişte yaşanan isyan ve ya ayaklanmalar, Koçgiri, Dersim, Şeyh Said, 12 Mart,12 Eylül, 28 Şubat gibi bir devrin tümden kapanmasının önü açılmalı. Biz tarihimizle yüzleşip halkımızla barışmamız ve arınmamız için bunun kaçınılmaz olduğunun farkına varmalıyız. Bu arınma ne bir "intikam" duygusu ve ne de öç alma biçiminde olmamalı, Hukuk işletilerek iç barışa katkı sunacak şekilde Adil bir yargılama ile bu sorunların tümünü birden tarihe hapsetmeliyiz. Okullarımızda yakın tarihimizle ilgili bilinmeyenlerin işlenilip, sorgulanmasının da önü açılmalı. Başta Genel Kurmay Arşivleri olmak üzere (ki bir Dönem rahmeti Sayın Turgut Özal zamanında açılmıştı) Başbakanlık ve Osmanlı arşivleri araştırmacıların istifadesine sunulmalı. eksik tarihi bilgilerle sadece zihinlerimiz kirlenmekte, tarih bilincimiz yanlış oluşmaktadır. Tarihimizi ve yaşananları analiz etmeden ve doğru bilmeden gelecek kuramayız, bu Ülkeye gerçek bir Demokrasi gelecekse bunun önünü açacak düzenlemeleri yapmamız lazım. Araştırmacıları, tarihçiler ve yazarlarımızın İdeolojilerinin ötesinde tarafsız bir gözlemle meseleye son noktayı koymalıdır diye düşünmekteyim." Yukarıda kısaca özetlediğim düşüncelerimi biraz daha açmak istiyorum. Her şeyden önce Kenan Evren'in "sembolik" olarak ta olsa sorgulanıp bu davanın kapatılması gerekir. Türkiye'de kim olursa olsun Hukuk'un herkese lazım olduğunu bilmesi lazımdır. Anayasamız eşitli ilkesinden bahseder, eşitlik sadece yasada yazıldığı şekli ile kalmamalı. Adalet suçlu her kim ise sorgulamalı ve suçu sabitse de cezalandırmalı. Hiç ama hiç kimse istisna tutulmamalı. Yukarıda ayrıca da sadece 12 Eylülün sorgulanmasının yetmeyeceğini de ifade ettim, geçmişte karanlık kalan ve bu gün hala üzerinde konuştuğumuz ne var ise konuşulmalı tartışılmalı ve gerekiyorsa yargılanma yoluyla arınmaya gidilmelidir. Biz Ülkemizi seviyoruz ve istiyoruz ki artık bu ve buna benzer şeyler bir daha yaşanmasın. Sabıka listemiz epey uzun ve kabarık, bu ayıpları el birliği ile ve elbette sağduyu ile tahriklere gelmeden sloganların arkasına sığınmadan bir şekilde çözüme kavuşturmalıyız. Siyasi olarak başka taraflara çekmek isteyenler olacaktır, bunlara meydan vermemeliyiz. Bu ne mevcut hükümetlerin ne geçmiş hükümetlerin bir ayıbı. Bu tarihi vaka, bunu göz önünde bulundurmamız lazım. Çözümü sadece hükümetin değil diğer siyasilerin de desteklemesi lazım. Unutmamalıyız ki bu ülkede sadece bir kesim değil bir bütün olarak toplumun her kesimi az veya çok zarar görmüştür. Biz bu ayılardan kurtulduğumuz zaman bu mevcut hükümetin puan hanesine sadece yazılmayacak, ülkemizin Demokrasi yolunda bir kazanımı olacak. Bu yazıları yazmaya çalıştığımız sırada yeni bir haber aldık, hâlihazırda devam eden bir davadan dolayı muvazzaf bir General tutuklandı. Bu da bir ilk ve elbette önemli; Yukarıda da belirttiğimiz gibi kimsenin kanunların üzerinde bir gücü olmamalıdır, suç işleyen her kim olursa olsun kanun önüne çıkarılmalı ve adilce yargılanmalı. O konuyu başka bir yazıda irdeleriz belki, kısaca şu kadarını söylemek isterim, mevcut davalar sadece bir soruşturmanın sonucu henüz "iddia" aşamasında, buradan yola çıkarak birilerini suçlu ilan etmek ne ahlaki bir durumdur ne de doğru olur. Kanunlarımıza göre bir kişinin bir davadan yargılanıyor olması onun illa ki suçlu olduğu anlamına da gelmez. Davası devam ediyor ve nihai kararı verecek olan yüce yargıdır. Bizler bu aşamada her zaman olduğu gibi yargıya güvenmek durumundayız. Bazıları çıkıp televizyon ekranından nerede davası görülenlerin hepsi suçlu gibi gösteriyor, diğer taraftan bazıları da çıkıp, "yok efendim flash bellek suç olur mu, deliller sahte, ben "o'nu" tanırım, o öyle biri değildir" minvalinde anlaşılacak cümleler sarf ediyorlar. Bu kişiler kendilerinin yargıç mı olduğunu düşünüyorlar anlamak zorlanıyoruz. Bir kesimde nerede ise adeta hükümet bir "öç" alıyor havası yaratmaya çalışıyor bu da elbette çok yanlış ve tehlikeli bir söylem. Sonuç olarak her şey kamuoyunun gözleri önlerinde gelişiyor, sonucu bekleyip hep beraber göreceğiz. Belki belli bir bedel ödeyeceğiz ama sonuçta kazanan Ülkemiz Demokrasisi ve Hukuk olacaktır, bundan kimsenin en ufak bir şüphesi olamasın. Selam ve dua ile kalın...


Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.