12 Eylül ve Çocukluğum I.B

...dünden devam Tarladan köye dönmüştük, evimize doğru dar sokaklarda ilerlerken, yolda bizi görenler durdurup, annemle babamla konuşuyor, hal hatır soruyorlardı. Ben bir şeyler olduğunu seziyordum. Bir ara komşulardan biri, kendi aralarında konuşurken "duymadılar mı acep" dediklerini işittim. O akşam yemekten sonra babam, "ben gayfiye gidiyom, uşahlar ahırı temizlesin, hayvanlara da su goyun" diyerek çıktı. Annem arkasından "gelirken ıradıyne pil al çelik olsun, öteki dayamıyo "Dedi. Anneme,"ana, ne ıradıynı, radyo o ,radyo" dedim o da "ben onu diyemiyom, hem ıradıyın dersem baban anlamıyo mu " Dedi. Babam da bir şeyler sezinlemiş olmalı ki, kahvecinin getirdiği çayı bile görmemişti. Kahveci, babama "dayı çayın soğumasın" Der. Komşular etrafına toplanır hasbıhal ederler. Derken komşulardan biri boş bulunup "Şeyhamit Dayı, Başın sağ olsun" der demez, babamın elinden bardak düşer, sandalyeye yığılıp kalmıştır. Komşular etrafına toplanırlar, eline yüzüne su serpip ayıltırlar. O sırada bizim evede gelenler gidenler oluyordu, annemin hatırını soruyorlardı. Hiç kimsede neşe yoktu, tebessüm dahi etmiyorlardı. Allah yardımcınız olsun deyip gidiyorlardı. O akşam halamların evi sanki cenaze evi gibiydi. Köylüler toplanmış halama başsağlığı diliyor bir taraftansa "kifayet, daha ne kadar saklayacaksın, aklı başında birkaç kişiyle gidek, sen söyle" diyorlardı. Çok geçmeden babam da kahveden gelmişti. Annem, pek alışık değildi babamın erken gelmesine, hele hele babamı mos mor bir suratla görünce, divanın yanında yığılıp kaldı. Ablam kucaklayıp, arkasına yastık koydu, biz pencerenin önünden kolonyayı kaptık annemi biraz sonra ayılttık, ayılttık ayılmasına da ayılınca annemin kopardığı çığlık hala kulaklarımdadır. Annem, "guzuuuuuummmm, civanııııımmm, gınalı guzuuuuuuummmm, anan öleydi yavruuuummm" diyerek feryad-ı figan ediyordu. Az sonra komşular odayı doldurmuştu, Annem ablamın kucağında, odanın orta yerinde dövünüp duruyordu. Annemin ağıtlarına yürek dayanması imkânsızdı, biz, annemden çok endişe ediyorduk ve çokta korkmuştuk Ağlamaktan gözlerimiz kan çanağına dönmüştü. Babam kapıya çıkmış, kapının önünde dizlerinin üzerine çökmüş, gözlerinden sicim gibi döküyordu. O zamana kadar Babamı hiç böyle görmemiştik... O gece, sabaha kadar ağlamaktan herkes bitap düşmüştü. Sabahta komşular anlatmaya başladılar;"ara haberlerde duyduk, Akşam da acans söyledi. Ankara Üniversitesinde çatışma çıkmış, çıkan çatışmada üç öğrenci vurulmuş, beş de yaralı varmış, ölenlerin kimliğini acans da verdi. Sabahattin Turgut diyince hemen anladık" Diyorlardı. Köyümüze yarı otomatik telefon henüz yeni gelmişti, evlere, dağlım şebekesi çekilmemişti. Köyümüze 8?10.Km. mesafede Ayvalı kasabasına bağlı bir acentelik olarak kurulmuştu. Rahmetli Kemal dayının bir bakkal dükkânı vardı, köyün orta bir yerindeydi, her iki köy kahvehanesine de yakın olmasından, öyle düşünülmüş olmalı ki, telefonu da oraya bağlamışlardı. Telefon etmek isteyen gider sıra alır birkaç saat bekledikten sonra da, frekanslar karışmamışsa konuşabilirlerdi. Çünkü ne zaman Kemal dayı, telefonun yanındaki kolu çevirse az sonra da, "Angaraa çıh aradan, alooo! Angaraa" diye bağırırdı. Dışardan bir telefon gelecek olsa, bir koşu ya kahveye gider, ya da bir çocuk gönderirdi, bazense Kemal dayı, damın üzerine çıkar seslenirdi."Üseyyyynnnnnn! Kekliğin oğlunu çağır! Telefonu var" derdi. Ertesi gün, öğleye kadar giden gelen hiç eksik olmamıştı, Kapı komşularımız tepsilerde getirdiği çayları komşulara dağıtıyorlardı. Etraf Köylerden, Mezralardan da duyanlar gelmişti. Hasan Dayımla Ramazan Emmim, Osman emmime dönüp "Emmioğlu sen cemaatle ilgilen, Biz bir telefon edelim, belki bir tanıyan eden vardır" deyip gittiler... Ankara'da ise, Ağabeyim yurttayken olaylar olmuştur, Kendisi de öldüğünü(!) Radyodan duymuş ve soluğu kampusta almıştır. Arkadaşları ağabeyimi gördüklerinde çok sevinirler, neden sonra akıllarına Polise gitmek gelir. Emniyet kayıtlarında yanlışlık yoktur, lakin isim benzerliği söz konusudur. Ağabeyimi bir korku alır "ya duydularsa? Anamın hali nice olmuştur..."Koşarak Ankara Posta hanesine gider ve acele bir telgraf yazdırır, Telefon etmek içinde sıraya girer... Hasan Dayımlar nihayet Telefonla Üniversiteye ulaşır, Öğrenci işlerinden aldığı yanıtla bir kez daha yıkılırlar. Eve geldiklerinde söylenecek bir şey yoktur, her şey ortada, durumlarından da belli oluyordu. ... Telgraf Ayvalıda ki Memurun eline geçer geçmez, Memur Telefonun kolunu çevirir,"Kemal amca, eline bir kâğıt al da yaz..." der. Kahvehaneler cenaze dolayısıyla kapalıydı. Böyle zamanlarda, konu komşu hep bir arada olur, dayanışma içerisine girerlerdi. Kemal Dayı, tekrar tekrar sorarak, karşı tarafın söylediklerini güzelce yazmıştı... Camiinin önüne geldiğinde, Kemal dayını sesi, birazdan da kendisi göründü. Herkes kafasını o taraf çevirmişti, "Şeyhamit Dayııııııııı!Şeyhamit dayııııııı" diye de bağırıyordu.Nefes nefese kalabalığın yanına geldi,heyecandan konuşamıyordu,titreyen ellerinde tuttuğu kağıdı, Dayıma verdi.Dayım kağıda bakar bakmaz,bir çığlık kopardı; "SABAHATTİN ÖLMEMİİİŞŞ! BAŞKA BİRİYMİŞ O,BİRAZDAN DA TELEFON EDECEKMİİİŞ" Diyerek, herkesi şaşkına çevirmişti. Herkesi bir sevinç kaplamıştı, komşular babamın etrafını sardı, sarılıyorlar, öpüyorlar, sevinçle bir birilerine "hadi hepimizin gözü aydın, Şeyhamit geçmiş olsun" Diyorlardı. Babam bu kez de sevinçten ağlıyordu, haber, annemlerin olduğu odaya ulaştığında herkes buz gibi olmuştu adeta, neden sonra annem kendine geldi. Kendisine gelir gelmezde, tırpıdan düştü, yine bayılmıştı, herkes yine, koşuştura koşuştura annemi ayılttılar. Annem; "guzumu görmeden inanmaaaaam, beni gandırıyorsunuz" Dedi. Babamla Dayım, çoktan acenteye varmıştı bile, annemin koluna girdik, çok geçmeden bizde Kemal dayının dükkânına ulaştık. Bir saatten uzunca bir zaman hep birlikte acentede bekledik. O ana kadar, bir saat zamanın bu kadar uzun olduğunu hiç görmemiştim. Bu bekleyiş sırasında annem, kaygılanmayı sürdürüyor, adeta yarı baygın bir ölüyü hatırlatıyordu... ZIRRRRRRRR! ZIRRRRRRRR! Diye telefon çalar çalmaz, Dayım telefonu kaptı; "ALOOO! Sebahattin! senmisin?... Şükürler olsun, geçmiş olsun be yegen, çok merak ettik. Babanla anan burada, onlara veriyorum" Dedi. Annem ve babam uzun uzun konuştular... ... O gün evimiz yine kalabalıktı, bu kez evimize herkesler doluşmuştu, geçmiş olsun ziyareti için gelmişlerdi. Evimiz o gün bayram yeri gibiydi, herkes tebessüm ediyor şakalaşıyordu. Biraz sonra Camii Hocası geldi, Mevlüt okundu, yemekler yendi... Ertesi günse Adak Kurbanı kesildi ve etrafa dağıtıldı. "Allah kimselere evlat acısı göstermesin Rabbim " Diyerek, annem, Dua ediyordu... ... (Sürecek..) 30.10.2008 şiirkolikte , edebiyatdefteri ve ilisulukfm de yayınlanmıştır

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Büstünüzü de dikin tam olsun! Genel 04.08.2019
DÜNYA BİZİ KISKANIYOR Genel 21.07.2019
Müslüman Türkiye’nin İçler Acısı Hali Genel 24.05.2019
Merhaba Yazarport Ailesi, Yeniden Aranızdayım Genel 09.05.2019
Malatya'ya Tiyatroyu Sevdiren Adam; Ömer Konakçı Kültür / Sanat 27.07.2014
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SEVGİLİ DEDEM: HALI YIKAMA MAKİNESİ SAÇMALIĞI (ÖYKÜ) Edebiyat 06.09.2019
EYLÜL MÜ HÜZÜN MÜ? Edebiyat 05.09.2019
Kısa Öykü - Tüh Edebiyat 03.09.2019
KABRİSTAN Edebiyat 29.08.2019
EY SEVGİLİ Edebiyat 22.08.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.