Atsız'ı Anlatıyorum (İkinci Bölüm)

(?Ruh Adam: Atsız? adlı izletinin düzyazı halinin ikinci bölümüdür.) Hüseyin Nihal, 1930 yılında annesi Fatma Zehra Hanım?ı kaybeder. 1930 yılında kendi deyimiyle ?çifte kavrulmuş? olarak fakülteden mezun olur. ?Anadolu?da Türklere Ait Yer İsimleri? makalesi ile dikkatini çektiği Fuad Köprülü, Atsız için girişimde bulunarak sekiz yıllık zorunlu lise hizmetini affettirir ve Atsız?ı 25 Ocak 1931?de asistanı olarak alır. 15 Mayıs 1931?de Atsız Mecmua?nın ilk sayısı çıkar. Zeki Velidi Togan, Fuad Köprülü ve Abdülkadir İnan gibi tanınmış Türkçü isimler dışında Sabahattin Ali, Pertev Naili Boratav gibi isimler de Atsız Mecmua?da yer almaktadır. Yazılarına ?H.Nihal? öykülerine de ?Y.D.? imzası koymaktadır. İlk öykü denemeleri olan Dönüş Şehitlerin Duası Erkek Kız İki Onbaşı Galiçya 1917 Bu dönemde yayınlanmıştır. Atsız Dönüş?te asker yolu bekleyen baba ve kız kardeşin acıklı durumunu, Şehitlerin Duası?nda babası ve kız kardeşi şehit olmuş bir kızın hikâyesini, İki Onbaşı?da ise Türk ve Leh ırkından iki onbaşının savaşta karşılaşması sonucunda yaşanan olaylar anlatılır. Bu arada ilk eşi olan Mehpare Hanım ile evlenir. 1932 yılında Hüseyin Nihal?in Türk tarihi konusundaki bilgisi Azerbaycan?a kadar uzanır. Çiftçioğlu Hüseyin Nihal mahlasıyla ?Dede Korkut Kitabı Hakkında? makalesi yayınlanan Hüseyin Nihal, bu makalede Orhun dili ile Dede Korkut kitabındaki dil arasındaki benzerliklere dikkat çekmektedir. 1932 yılının Temmuz ayında toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi?nde Afet İnan?ın Fuad Köprülü?ye yaptığı eleştirilerden sonra Reşid Galib?in de Zeki Velidi Togan?a ?Zeki Velidi Beyin Darülfünundaki kürsüsü önünde talebe olarak bulunmadığıma çok şükrediyorum? demesi üzerine içlerinde Pertev Naili ve ileride eşi olacak Bedriye Hanım?ın da olduğu sekiz arkadaşı ile birlikte ?Biz ise Zeki Velidi?nin talebesi olmakla iftihar ederiz? diyen bir telgraf çekmişlerdir. Bütün bunların üzerine Atsız Mecmua?nın on altıncı sayısında ?Maziyi İnkar Edenler Darülfünun ve Milli Tarih Kongresi? başlıklı bir makale yayınlanır. Atsız bu makalede Milli Tarih Kongresi'nde yaşanan olaylara pek değinmez. Sadece darülfünunun eksiklerini anlatmakla yetinir. 19 Eylül 1932?de Reşid Galib?in Maarif Vekili olması üzerine önce Fuad Köprülü dekanlıktan ayrılır. 25 Eylül 1932?de ?Darülfünunun Kara, Daha Doğru Bir Tabirle Yüz Kızartacak Listesi? adlı makalesi üzerine Hüseyin Nihal?in üniversite asistanlığına son verir. Bu makalenin çıktığı on yedinci sayı, aynı zamanda ?Atsız Mecmua?nın son sayısıdır. Bu makalede Zeki Velidi Togan, Fuad Köprülü gibi eser sahibi hocaların yanında herhangi bir eser vermemiş ?hocaları? eleştiren, soyları ve düşünceleri hakkında bilgi veren Atsız, bu makalesinin ardından iyice şimşekleri üzerine çekmiştir. Atsız?ın ikinci görev yeri de Edirne (11 Eylül ? 28 Aralık 1933) olmuştur. Edirne?de Atsız Mecmua?nın devamı sayılabilecek olan Orhun dergisini çıkarır. 1933 yılında yayınlanan ?Çanakkale?ye Yürüyüş? adlı kitabı da Atsız?ın çıkardığı ilk broşür sayılabilir. Atsız kendisi ile birlikte dokuz kişinin Ağustos 1933?de Çanakkale?de yürüyerek yaptığı ziyareti anlatır. Birinci bölüm olan ve kitabın da ismini taşıyan ?Çanakkale?ye Yürüyüş?, Atsız ve arkadaşlarının ziyaret sırasında gördükleri ve yaptıklarının bir anlatımı, ikinci bölüm ?Çanakkale Savaşı? da savaşın ayrıntılı bir anlatımı ve değerlendirilmesinden ibarettir. Atsız özellikle birinci bölümde Çanakkale?ye yapılan vefasızlığı ve yabancıların anıtlarına rağmen Türk şehitler için henüz bir anıt yapılmamış olmasını ağır bir dille eleştirir. Atsız?ın Orhun Dergisi?ni çıkartmaya başladığını daha önce söylemiştim. Orhun?un ilk ömrü 5 Kasım 1933?de başlar. Orhun Dergisi?nde Liseler için hazırlanan tarih kitabına yaptığı eleştiriler nedeniyle, 28 Aralık günü vekâlet emrine alınır. 31 Temmuz 1934?de çıkan dokuzuncu sayı, Orhun?un ilk ömrünün son sayısıdır. Orhun dergisinde başyazar olan Atsız, bugün bile güncelliğini yitirmeyen makaleler yazmıştır. Atsız, Orhun?un dokuzuncu ve ilk ömrünün son sayısında 1930 yılında yayınladığı ?Edirneli Nazmi?nin Eseri ve Bu Eserin Türk Dili ve Kültürü Bakımından Önemi? adlı çalışmasını yayınlar. Bakanlar Kurulu?nun 14 Temmuz 1934 tarihli kararına göre ?Hükumetin iç ve dış siyasetine aykırılık? gerekçesiyle Orhun Dergisi kapatılır. Atsız?a göre Mussolini aleyhinde sert yazılar yazması, tarih tezini eleştirmesi ve Ali İhsan Paşa?nın bir mektubunu yayınlaması Orhun?un kapatılmasının asıl sebebidir. 1934 yılında çıkan soyadı kanunu ile resmen ?Atsız? soyadını alır. Kardeşi Nejdet ise ?Sançar? soyadını seçer. Babaları Mehmet Nail ise Mehmet Nail Yılmaz olur. Burada ilginç olan hiçbirinin Çiftçioğlu soyadını almamasıdır. Yakın akrabalardan da Baykara gibi soyadlarını da aldığını görmekteyiz. On yıl sonra yapılacak Irkçılık Turancılık Davası?nda Nejdet Sançar bu durumu izah etmiştir. Atsız vekalet süresi içerisinde Eylül 1934 tarihinde bugün Kasımpaşa?da olan Deniz Gedikli Hazırlama Okulu?na atanmıştır. Atsız, 1935 yılında ilk eşi Mehpare Hanım ile ayrılır. Bu arada ?Türk Tarihi Üzerine Toplamalar? adlı eseri yayınlanır. Bu eser Atsız?ın ilk on beş kitabı olarak nitelendirilen kitapları içerisinde değildir. Günümüzde yeniden basımı yapılmıştır. Aynı yıl Nazım Hikmet?in Namık Kemal?i ?aslan postu giymiş olmakla? itham etmesi üzerine ?Komünist Donkişotu Proleter - Burjuva Gospodin Nazım Hikmetof Yoldaşa? adlı bir broşür yayınlar. Yalnızca 500 adet basılan bu broşür kısa sürede tükenir. Nazım Hikmet ve Peyami Safa arasında geçen tartışmada sözün Namık Kemal?e gelmesi üzerine öne çıkan Atsız, Nazım Hikmet?e karşı ağır bir yazı kaleme alır: Atsız 1936 yılında ikinci eşi olacak olan Bedriye Hanım ile evlenme hazırlığına başlamıştır. Hüseyin Nihal, bu evliliğin yaşanma evresinde Nazım Hikmet?e yazdığı yazı dolayısıyla aleyhinde dava açılmasını da beklemektedir. Celp gelir ama gelen celp Hüseyin Nihal?i fazlasıyla şaşırtır. Çünkü gelen celp Nazım Hikmet adına değil Halk Partisi adınadır. Yani Halk Partisi, Hüseyin Nihal Atsız?a dava açmıştır. Bütün bunlar yaşanırken Hüseyin Nihal Bey ile Bedriye Hanım, 27 Şubat 1936?da evlenirler. Nikâh şahitleri de Doktor Cezmi Türk ve öğretmen Sadi Erülgen idi. Nikâh töreninin ertesi günü yani 28 Şubat 1936?da Üçüncü Ceza Mahkemesi?nde Hüseyin Nihal Bey?in duruşması vardır. Nikâh töreninin ertesi günü yani 28 Şubat 1936?da Üçüncü Ceza Mahkemesi?nde Hüseyin Nihal Atsız?ın duruşması vardır. Salon epey kalabalıktır. Hakim ile geçen konuşmalarını Atsız yıllar sonra anlatmıştır. Hakimin ?Hükümeti tahkir etmişsin, ne dersin?? sorusu üzerine Atsız ?Hükümeti değil, bir köpeği tahkir ettim? demiştir. 13 Mart 1936 tarihinde yapılan oturumda, savcı Atsız?ın beraatını ister. Hâkimin ?Diyeceğin var mı?? sorusu üzerine Atsız: ?Beni mahkûm ederseniz, bu memleket çocuklarının milli davaları savunmak hususundaki şevkini kırarsınız? der. Mahkeme dört gün sonrasına ertelenir. Dört gün sonra yapılan oturumda Atsız?ın ittifakla beraatına karar verilir. Mahkeme sonunda Atsız?ın başına ilginç bir olay gelmiştir. Hâkimler, Atsız?dan Nazım Hikmet?e yazdığı broşürün bir kopyasını istemiştir. Ne yazık ki Atsız?ın elinde bu broşür yoktur, kalmadığı için bu isteklerini yerine getirememiştir. Hüseyin Nihal Atsız, 1 Temmuz 1938 tarihinde Deniz Gedikli Hazırlama Okulu?ndaki görevinden ihraç edilmiştir. İhraçtan sonra 1938?1939 yılları arası Özel Yüce Ülkü Lisesi?nde görev yapmıştır. Atsız öğretmenlik görevindeyken Türkiye Mustafa Kemal Atatürk?ü kaybetmiştir. Atatürk?ün ölümünden sonra Cumhurbaşkanı İsmet İnönü olmuştur. Atsız, o günlerdeki düşüncelerini yıllar sonra ?Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferi? adlı kitabında anlatmıştır. O dönem insanların Atatürkçü ve İnönücü olarak ikiye ayrıldığını söyleyen Atsız, Atatürk?ün ölümünden sonra farklı Cumhurbaşkanı adaylarının ortaya konduğunu fakat bunların kabul etmemesi üzerine İsmet İnönü?nün Cumhurbaşkanı olduğunu söylemiştir. DEVAM EDECEK


Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.