Particiler ve Düşünce Hürriyeti

Kişiliklerini ve ideolojilerini yalnızca siyasi partilerin görüşleri çerçevesinde oluşturan insanların, meselelere bakış açılarında bir taraflılık ve sınırlılık mevcuttur. Kişi, kendi düşüncelerini bir yana bırakır ve olaylara yalnızca kendi siyasi partisinin mensuplarının demeçleri çerçevesinde değerlendirirse bireysel hiçbir fikri yok demektir. Ortaya atılan bir iddia ya da bir soruyu, kendi siyasi partisinin görüşlerine göre ele alan ve değerlendiren kişiye partici denir. Halk arasında "takım tutar gibi parti tutmak" olarak da değerlendirilen bu görüş sayesinde, yalnızca kendi partisinden olanlar "iyi", muhalif partilere mensup olanlar "kötü" olur. Örneğin AKP'de iken "kötü" olan bir milletvekili, MHP'ye geçiyor. Milletvekili MHP'ye geçer geçmez partiye yakın gazetelerde manşet oluyor, röportajlar yapılıyor ve o kişi bir anda "iyi insan" oluyor. CHP içinde de Genel Başkan iken toz kondurulmayanlar, başkanlıktan "düşürülünce" hemen unutuluyor. "Kral öldü, yaşasın yeni kral" sözünü doğrulatırcasına hemen yeni genel başkan baş tacı ediliyor. Yanındaki, MYK'sındakiler gözbebeği ilan ediliyor. Sonra? Sonra genel başkan, MYK'sında değişiklik yapınca, MYK'dan atılan adamlar "tu kaka" ilan ediliveriyor. "Ben onu zaten sevmezdim" sözleri etrafta dolaşıyor. Elbette bu ortamı biraz da genel başkan sağlıyor. Dün canciğer olduğu adamı, ertesi gün "korku imparatorluğu" ilan ediyor. Particiler de genel başkana sonsuz biat ettiğinden, o ne derse aynı görüşü tekrarlıyor. AKP için de aynı örnekleri vermek mümkündür. Tamamen biat kültürüne dayanan AKP'de genel başkanın sildiği ismi bir anda bütün milletvekilleri siliyor. Genel Başkan kimi hedef alırsa, vekiller de aynı kişiyi hedef alıyor. "Küçük Tayyip Erdoğan"lardan oluşan ekip, Tayyip Erdoğan'ın yorum yapmadığı hiçbir konuda yorum yapmıyor, Erdoğan'ın yaptığı yorumları da dallandırıp budaklandırıp, üstüne daha fazla hakaret ekleyerek servis ediyor. Bunu gören milletimiz de, kişisel görüşlerini bir ideoloji çerçevesinde değil partili çerçevesinde oluşturuyor. Yani Atatürkçü değil CHP'li, ülkücü değil MHP'li, İslamcı değil AKP'li bir kitle oluşmuş oluyor. Birbirinin aynı siyasi partiler, sırf genel başkan görüş ayrılığından piyasaya çıkıyor. Aynı görüş etrafında birleşecek birçok insan farklı parti çatıları altında ayrılıyor. Elbette aynı bakış açısı, ideoloji temelinde kurulacak başka partilerin de önüne set çekiyor. Türk milleti, ideolojisini partisine göre değil özgür düşüncesine göre oluşturduğu gün kazanacaktır. Buradan "Kimse siyaset yapmasın, kimse bir siyasi partiye üye olmasın" görüşü çıkartılmasın. Demek istediğim şudur; kişi düşüncelerini partiye göre oluşturmaz, partiye kendi düşüncelerini yerleştirmeye çalışırsa devletimiz parti esasına sıkıştırılmış görüşlerden kurtulacak ve yeni fikirlere açılmak yolunda daha emin adımlarla yürüyebilecektir. Hürriyetin belki de birinci şartı budur.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Avrupalılar Siz Sömürdünüz Biz Yönettik Politika 19.02.2021
İSTİKBAL GÖKLERDEDİR Politika 12.02.2021
Türk Birliği Politika 25.01.2021
Güvenir Halim Kalmadı Politika 29.12.2020
KKTC SECİMLERİ ÜZERİNE Politika 26.10.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.