KADINLARIMIZ VAR BİZİM - 8 Mart Yolculuğu-

[KALIN]"Ve Tanrı kadını yarattı... Ne bir taşa, Ne de bir başkasına dayadım sırtımı Kadınımdan başka..."[/KALIN] diye doğaçlama bir dörtlükle başlıyor yolculuğumuz... Lakin ben yalnız o kadar eskilere kadının yaratıldığı zamanlara falan gitmeyeceğim. Kadının enlerinden, ilk kadın bilmem nelerine de değinmeyeceğim. Çünkü dayak yiyen... Devlete sığınmak isteyip de devletin sığdıramadığı... Öldürülen... Evlatları kayıp edilmiş, failleri meçhul, gözleri yaşlı... Eylemlerde, düşük yapıp gitmeseymiş hamile hamile oralara denilen, kadınlarımız dururken tamamen içimizde... İçimizden geçip giderlerken gerek yok o kadar eskilere gitmeye... Şiddetle yan yana, dayak yese de kocamdır döver mantığıyla sindirilmiş, büyükleri öyle öğretmiş, karakollar "kocandır" deyip barıştırmış... Kadınlarımız var bizim, hastane koridorlarında bekleyen... Yürekli... Mağdur... Hakkını aradı mı rezillik sayılan... Kurtuluş savaşında mermi taşıyan... Su taşıyan... Can taşıyan... Düş taşıyan... Her bir taraftan genç kız cesetleri çıkarken kiminin fail ya da failleri bulunup kimilerininki ise meçhule karışmakta... Kimisi töreye kurban edilmiş... Kimisi teröre... Kimilerineyse tek sorunları türbanmış gibi davranılmış... Siyasetten uzak, siyasetin tam göbeğine oturtulmuş, Kadınlarımız var bizim, yitik... Güçlü... Mağrur... Savunmasız... Kadınlarımız var bizim; [KALIN]*"... korkunç ve mübarek elleri ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yârimiz ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen"[/KALIN] kadınlarımız var, değerli... Sevdalı... Tutuklu... Kimisi karları delerek, kilometrelerce yürüyor okuyabilmek için... Kimisi çocuk yaşta, çocuk sahibi... Kimisi asgari ücretle ev geçindirme derdinde, Kimisi de mutfaktaki kavanozu çocukluktan kalma alışkanlıkla gizliden gizliye doldurarak geçinebilme sanatı yapma derdinde... Kadınlarımız... Kardelenlerimiz var bizim, dertli... Tutumlu... Çalışkan... Cesur... Ne kadar büyüsek de gölgeleri üstümüzde olan hünerli... Duyarlı... Düşünceli... Kadınlarımız var, kapının açılmasıyla; [KALIN]"Hoş geldin kadınım benim hoş geldin yorulmuşsundur; nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını ne gül suyum ne gümüş leğenim var, susamışsındır; buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim acıkmışsındır; beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam memleket gibi yoksuldur odam.**[/KALIN]" diyerek naif ve utangaç bir şeklide yoksulluğumuzla karşıladığımız, tutkulu... Sevdalı... Yaşama dört elle sarılan, dimdik kadınlarımız var... Ne önümüzde ne de arkamızda, yanımızda... Yanı başımızda... *N.Hikmet "Kadınlarımız" şiirinden ** N.Hikmet "Hoş geldin Kadınım" şiirinden

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yaprak Gibi Yüreğim... Edebiyat 26.11.2018
Gezegenlikten Kopan Genlerim Edebiyat 25.11.2018
Kısıktır Sesim Politika 05.02.2017
Max Jacob – Seçme Şiirler Kültür / Sanat 29.04.2016
Kürk Mantolu Madonna Kültür / Sanat 25.02.2016
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Gereksiz sözler Evrensel 01.09.2019
Faşo Versiyon 4.0 Evrensel 28.08.2019
Emperyalizmin Gücü Evrensel 26.08.2019
Cahil Kimdir? Evrensel 11.07.2019
umuda yolculukta yapılması gerekenler Evrensel 04.07.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.