Atsız'ın Oyu

Türkçülerin bildiği bir husustur. Atsız siyaseti sevmez. Siyaseti taviz verme sanatı, iktidara geçme taktiği olarak görür. Ve makalelerinde defalarca belirttiği gibi "Türkçü taviz vermez". Ama her Türk vatandaşı gibi Atsız da siyaseti izlemiş ve gerektiğinde eleştirmiştir.

Atsız'ın Türkçülüğü ve Türkçüyü tarif ettiği, Gökalp'tan devraldığı Türkçülük hareketini sistemleştirmek için makaleler yazdığı malumdur. Bu makaleler güncelliğini korumaya devam ettiği ve bugün daha fazla ihtiyaç duyulduğu için daha fazla okunmaktadır. Fakat bu makalelerin yanında güncel siyasi olayları da değerlendirdiği makaleleri vardır.

1905 yılında doğan Atsız ilk oyunu Yüksek Muallim Mektebi'nde iken Serbest Cumhuriyet Fırkası'na verdiği Irkçılık Turancılık Davası esnasında verdiği sorgudan anlaşılmaktadır. Atsız'ın "oy verdim" diyerek bahsettiği seçim 1930 Belediye Seçimleri'dir. Bu seçimler esnasında epey olay olmuş ve nihayetinde Serbest Cumhuriyet Fırkası kapatılmıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilk siyasi rakibi şüphesiz ki Demokrat Parti'dir. Celal Bayar ve Adnan Menderes'in önderliğindeki Demokrat Parti; Türkçüler Derneği kurucularından "Şaman" mahlaslı İsmail Hakkı Gökhun'un anılarında geçtiği üzere kapandığı döneme kadar Atsız'a Gümüşhane Milletvekilliği teklif etmiştir. Bu bilgilerden ve Atsız'ın CHP muarızlığı da düşünülerek, onun Demokrat Parti'ye oy verdiği düşünülebilir. Elbette Atsız'ın Demokrat Parti döneminde de öğretmenlik görevinden alındığı ve her fırsatta Türkçüleri siyasetten uzak tutma çabaları da bu değerlendirmeyi yaparken göz önüne alınmalıdır.

1960 askeri müdahalesi sonrasında yapılan Anayasa Halkoylaması'na Atsız'ın hayır oyu verdiğini, seçimlere hile karıştırıldığı ve baskı altında yapıldığı iddiasını sunmasından anlayabiliriz.

Demokrat Parti'nin kapanmasından sonra Ragıp Gümüşpala önderliğinde kurulan ve kendini Demokrat Parti'nin devamı sayan Adalet Partisi de, Atsız'a milletvekilliği teklif etmiştir. Altan Deliorman'ın "Tanıdığım Atsız" adlı kitabında geçen bu ayrıntı, Atsız'ın siyasetin kapısından nasıl döndüğünü görmemiz açısından önemlidir. Deliorman'ın anılarına göre, Atsız partinin kuvvetli olduğu bölgelerden birinde aday olacaktı. Bu teklifi ciddi olarak düşündüğü, Erk Yurtsever ve Altan Deliorman'a danışmasından anlaşılabilir. Fakat neticede Atsız, varlığının meclisin huzurunu bozabileceği endişesiyle bu teklifi reddeder.

Atsız, aynı dönem Cumhurbaşkanı adayı olmayı düşünen Ali Fuat Başgil'in milliyetçilik anlayışını "Ordinaryüsün Fahiş Yanlışları" adlı bir broşür yayınlayarak eleştirir. Bu durum, olası senatörlüğü kabul etmeyen Atsız'ın "taktik siyaseti"ne bakışını ortaya koymuştur. 1965'de yapılan Milletvekili Seçimi sonucunda Adalet Partisi yüzde 52, Alparslan Türkeş'in Genel Başkan olduğu Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ise yüzde 2 oy almıştır. Bu sonuç Ötüken dergisinin 22. sayısında şöyle neşredilmişti: "Yeni meclisteki altı parti arasında en az mebus çıkaran milliyetçi parti olan CKMP oldu. Bu konu üzerinde tarihi bir görüşle biraz durmak istiyoruz. Öteki beş partinin aldığı oyların hepsi "sırf kendi oyları" değildir. CKMP yalnız Türkçülerin oylarını toplamıştır. Bu bakımdan üç aylık bir partinin 208.000 taraftar toplaması iyi bir başlangıçtır."

1969'da ise bütün bu görüşler değişmiştir. Partinin adı olaylı bir kongre sonucunda "Milliyetçi Hareket Partisi", logosu üç hilal olmuştur. Kongrede adeta bertaraf edilmeye çalışılan Türkçüler, yine de o dönem yazılan makalelerde MHP ile ilgili "şimdilik" olumsuz bir söz söylememişlerdir. Ta ki... Ali Balseven'in öldürülmesi olayına kadar... 1975 yılında yaşanan bu olay sonrasında bu olayın Türkeş'in azmettirmesiyle yaşandığını "Ne Yaptığını Bilmeyenler" adlı makalesinde belirten Atsız'ın ömrü ne yazık ki mücadeleye yetmemiştir. "Yüksek tepelere kartal da çıkar, bazen yılan da çıkar ama kartal yükselerek, yılan sürünerek çıkar."

Bugünkü Türkçüler, tıpkı Atsız'ın yaptığı gibi siyasi entrikalardan uzak ama siyasetten kopmadan, sürekli izleyerek ve tenkit ederek izlemeye devam ediyorlar. Ve Türkçülük adına yapılacak hareketleri alkışlamak üzere bekliyorlar... Ne yazık ki değil alkışlamak, baş sallayıp onaylayacak bir olumlu hareketi dahi göremiyorlar.



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.