Irk Meselesi ve Gürbüz, Yavuz Evlatlar

Bugünlerde, Anayasa'daki "Atatürk Milliyetçiliği" tabirinin kaldırılıp kaldırılmayacağı tartışılıyor. Kaldırılmasını savunanlar, kişiye mahsus bir milliyetçilik tanımının olamayacağını, kaldırılmaması gerektiğini söyleyenler ise Atatürk Milliyetçiliği'nin "zararsız" olduğunu söylüyorlar. Yıllardan beri kendisini Kemalist, Atatürkçü diye tanımlayanlar bir Atatürk Milliyetçiliği tabirine sarıldılar. Sanki Kemalizm'in altı umdesi Cumhuriyetçilik, Halkçılık, İnkılâpçılık, Devletçilik, Laiklik ve Atatürk Milliyetçiliği imiş gibi davranıldı. Oysa altı umde bellidir ve bunlardan biri de milliyetçiliktir. Hem de sanki Türk milliyetçiliğinden farklı bir kavrammış gibi ortaya konulan "Atatürk milliyetçiliği" tanımı külliyen yanlıştır. İnsanlar kendilerini tanıtırken, "Atatürkçüyüm, Atatürk milliyetçisiyim" diyor. Sanki "Atatürkçüyüm ama yanlış anlama ırkçı değilim" der gibi... Bir de "Laik biriyim ve Atatürkçüyüm", "Milliyetçi ve Atatürkçüyüm" diyenlere rastlarız. Sanki Atatürkçülüğün şümulü bu iki ilkeyi kapsamıyormuş gibi... Atatürkçüyüm yahut Kemalist'im dedikten sonra ayrıca bir Atatürk umdesi belirtmeye lüzum yoktur. Atatürk milliyetçiliği, ortada "Atatürk milleti" diye bir millet olmadığına göre apaçık Türk milliyetçiliğidir. Tıpkı Atatürkçülüğün, başına ek almış bir Türkçülük olduğu gerçeği gibi... Atatürk'ün hangi millete mensup olduğunu bildikten sonra onun milliyetçiliğinin de Türk milliyetçiliği olduğunu bilmek zor olmaz. Okul kitaplarında sürekli tekrarlanan "Atatürk milliyetçiliği ırkçı değildir, yayılmacı değildir." Sözü, sanki bu yönde bir iddia varmış izlenimini uyandırıyor. Belki ırkçı olduğu söylenemez ama ırk denilen kavrama Atatürk'ün bazı yerlerde özellikle değindiğini, Türk'ü tanımlarken "ırk" kavramını özellikle vurguladığına rastlıyoruz. Bu durumda şunu söyleyebiliriz: "Atatürk milliyetçiliği diye bir kavram yoktur. Kavram kabul edilse bile bunun eş anlamlısı Türk milliyetçiliğidir. Çünkü Atatürk bir Türk milliyetçisi, yani Türkçüdür." Irk kavramına özellikle değindiğini belirtmiştim. Bunları muhtelif yazılarla değerlendireceğim. Daha önce yazdığım "Ermenilerin Bu Verimli Ülkede Hiçbir Hakkı Yoktur" başlıklı yazıyı da bu kapsamda değerlendirip okumanızı öneririm. 30 Eylül 1926 günü Türkiye İdman Cemiyeti Ortaklığı adına gelen bir sporcu grubuna konuşan Atatürk (o dönemin tarihi ile Mustafa Kemal), sporcuların ekonomik sıkıntıları ile ilgili teskin edici sözler söyledikten sonra savaşın ardından oluşan vaziyetin mutluluk getirici bir vaziyet olduğunu belirtiyor. Ve sorunun çözülmesi için şu önerilerde bulunuyordu (günümüz Türkçesi ile): "Bundan dolayı Efendiler, sizin de içinde bulunduğunuz çalışma ve girişimlerinizin hedefi, milletin hayatla ilgili bir sorununu, ırkla ilgili bir sorununu, uygar bir sorununu çözmeye yöneltilmiş bulundukça, önünde tereddütlü durduğunuz maddî engellerin kendiliğinden ortadan kalkacağına ve bütün önünüze çıkan zorlukların hallolunacağından şüpheniz kalmasın. Efendiler! Dünyada spor hayatı, spor âlemi çok önemlidir. Bu kadar önemli olan spor hayatı, bizim için daha önemlidir. Çünkü ırk sorunudur. Irkın iyileştirilmesi ve rahatlığı sorunudur. Ayıklama sorunudur ve hatta biraz da uygarlık sorunudur. Ben bu noktaları size ayrı ayrı açıklamak istemiyorum. Yalnız ben size millette, memleket evlâdında, gözümde sporculuğun ne kadar önemli olduğunu açıklamak için şunu diyebilirim: Kutsal vatanı, Türk milletinin yüksek şeref ve yararını savunan ordudur. Bundan daha önemli, daha büyük bir dayanak noktası düşünülmüş müdür?" "Efendiler! Türk ırkında geçmişin uğursuz, olumsuz, anlamsız izleri kalmıştır. Bunun tarihi nedenlerini başka nedenlerle çok kere açıkladım. Tekrar etmeyeceğim. Yalnız görüyorsunuz ki, tarihte dünyalar hâkimi olmuş koskoca Türk milletine, bugünkü neslimiz mirasçı olduğu zaman, bu koca milleti biraz zayıf, biraz hasta, biraz cılız bulmuştuk. Efendiler; gürbüz yavuz evlâtlar isterim. Bunları yetiştirmek önlemlerini ve sorumluluğunu üzerinize almış adamlarsınız. Bu sonucu görmezsem hakkınızdaki sevgim, güvenim ancak o zaman sona erer." Evet, Atatürk'e göre sorunun çözümünde "ırk meselesi"nin önemi vardır ve bu sorunun çözülmesi için bir öneri olarak "gürbüz, yavuz evlatlar istediğini" belirtmektedir. Bu konuşma çok önemlidir. Nedense tarihin tozlu sayfaları arasında kalmış ve Atatürk'ün Türklüğü vurguladığı birçok konuşması gibi sumen altı edilmiştir. Atatürk'ün bu konudaki konuşmalarını ve demeçlerini önümüzdeki günlerde de yazmaya devam edeceğim.


Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.