Fetih 1453 Yorumları

Bir tarihi film, insanlarn tarih merakını uyandırdığı kadar, filmde gördüğü her olayı gerçek zannetmesi gibi yanlış bir durumu da zihinlere yerleştirir. Dolayısıyla, izleyenlerin tarihi filmlere bakışı, bilgi almak için değil keyif almak ve merak etmek amaçlı olmalıdır. Tarihi romanlar için de aynı sözler söylenebilir. Fetih 1453 filmi de, daha önce çekilen Atatürk filmleri ve Muhteşem Yüzyıl dizisi gibi uzun süre konuşulacak ve tartışılacaktır. İlk gün izlenimlerine ve TV programlarına bakarak bunu görebiliyorum. Sinemasal açıdan filmle ilgili yapabileceğim tek eleştiri, filmin başında gösterilen ve peygamberin fetih ile ilgili hadisini hatırlatan bölümde Arapça konuşulup Türkçe altyazının konması, ilerleyen bölümlerde ise Papa'nın, Doğu Roma İmparatoru'nun ve Romalıların Türkçe konuşmasıdır. Ya filmin başındaki sahne de Türkçe olmalıydı ya da diğer sahnelerde de orijinal diller kullanılmalıydı. Bence ikinci seçenek daha makul olurdu. Görsellik açısından yorum yapmak, efektleri eleştirmek yahut övmek benim işim değildir. Tarihle ilgilenen biri olarak "Şu var mıydı", "Böyle bir olay olmuş muydu" kabilinden soruları, bu makalede cevaplandırmak isterim. Bir tarihi filmi, tarihi kaynaklardan şaşmadan çekebilmek imkansızdır. Hele ki bu filmin çekildiği dönem yakın tarih değil de, 1453 olunca kaynak bulmak daha da zorlaşır. Hal böyle iken de kurgulara başvurmak, yeni kahramanlar türetmek de gayet doğaldır. Zaten bunu yazmaktaki amacım, sadece filmdeki her olayı gerçek zannetmek gibi bir yanılgıya, izleyicilerin düşmemesini sağlamaktır. Filmde, adeta başrolü Fatih'in elinden alacak kadar çok sahnesi bulunan Ulubatlı Hasan'ın bayrağı diken ilk kişi olması şöyle dursun, yaşadığı dahi şüphelidir. Bunu daha evvel "Osmanlı Tarihi Konusunda Doğru Bildiğimiz Yanlışlar" adlı makalemde belirtmiştim. Ancak filmde bir "ana kahraman" unsuru olacaksa da bunun hayali bir isim yerine varlığı şüpheli Ulubatlı Hasan olması da gayet doğal karşılanmalıdır. Birtakım yerlerde "Ulubatlı Hasan'ın sevgilisi mi olumuş" türü yorumlar gördüğüm için bunu belirtme gereği duyuyorum. Fatih Sultan Mehmed ile Kral Kostantin hiçbir zaman karşılaşmamıştır. Filmi izleyemeyenlerin merakını köreltmek istemem ama film, İstanbul fethedilince bitiyor. Dolayısıyla"Fetihten sonra ne oldu?" sorusu akıllarda kalıyor. Akılda kalan bu soruyu kendimce yanıtlayayım. İstanbul fethedilince, savaş hukukunda gayet doğal olduğu üzere, şehrin yağmalanmasına müsaade ediliyor. Fethe muhalif olan Çandarlı Halil Paşa, kısa bir süre sonra idam ediliyor. Şehzade Orhan da bir süre sonra bulunup idam ediliyor. Bir yıl sonra da Sırbistan seferine çıkılıyor. Ayrıca "Filmde niye Mehter Marşları yoktu?" türü sorular da soruluyor. Mehterin kuruluşu çeşitli kaynaklarda Murad Hüdavendigar dönemine dayandırılır. Lakin bugün sözlü mehter marşlarının hiçbiri o dönemden kalma değildir. Bir marş konsaydı bu sefer de "Efendim o dönemde bu marşlar yoktu, bunlar İttihat ve Terakki eseridir" denilecekti. Film, Türkiye çapında çekilmiş en iyi tarihi film olarak nitelendirilebilir. Elbette eksikleri ve yanlışları vardır. Lakin sinema salonuna giden izleyiciler de bir tarihçinin konferansına değil film izlemeye geldiklerini unutmamalı ve perdedeki her sahneyi "yaşanmış ve doğru" olarak kabul etme yanılgısına asla düşmemelidir.


Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.