IMF'nin kucağından, IMF hocalığına...

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşmalarla tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çekiyor. Ali Babacan, İsviçre'nin Davos kasabasında geleneksel olarak sürdürülen toplantıya konuşmacı olarak katılıyor. Sekiz farklı oturum ve panelde IMF'yi alt eden bir ülkenin Başbakan yardımcısı olarak konuşmaları ve çözüm önerileri dikkatle takip edilen Babacan?ın görüşleri Dünyanın gündemine oturdu. [KALIN]Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın Davos çıkarması[/KALIN] Babacan, Davos'a hareket etmeden önce bir gurup gazeteciyle bir araya gelerek çeşitli açıklamalarda bulunmuştu. Türkiye'nin Avustralya ile birlikte IMF'nin bundan sonraki yeni yol haritasını belirlemek üzere çok önemli bir görev üstlendiğinin altını çizen Babacan: "IMF'nin yeni görev tanımı için çalışıyoruz. 2012'ye geldiğimizde hem Avrupa hem de diğer ülkelerde ortaya çıkan gelişmeler gösterdi ki IMF'nin kaynaklarının artırılması lazım. Biz küresel bir rezerv oluşturulmasından yanayız ve bu büyük rezervin nasıl oluşturulabileceğine çalışıyoruz. O rezervin baştan oluşturulması halinde dünyanın şoklara karşı daha korunaklı olacağına inanıyoruz. ABD başta olmak üzere bazı ülkeler rezervin hemen değil, sorun baş gösterdikten sonra oluşturulmasından yana. Biz öyle düşünmüyoruz. ABD ile farklı saflardayız ancak öyle tahmin ediyorum ki ABD de bizim görüşümüze gelecek. Bizim belirlediğimiz yol haritasına göre IMF rezervleri yeniden oluşturulacak. Buna hangi ülkenin ne kadar katkı yapacağı belirlenecek. Böylece şoklara karşı dünyanın çok önemli bir silahı olacak." Dedi. Babacan İrlanda, Portekiz, İspanya, Yunanistan ve İtalya'yı saran krizi çok önceden görerek Merkez Bankası'nın bu ülkelerdeki riskini sıfırlama yoluna gittiklerini de söyledi. "Merkez Bankaları rezerv yönetimi çerçevesinde ülke tahvilleri de alırlar. Tehlikeyi fark ettik. Durmuş Bey'le oturup konuştuk (Merkez Bankası eski Başkanı Durmuş Yılmaz) Baktık ki bir miktar İspanya tahvilimiz var. Bu tahvilleri satıp çıktık. Riski sıfırladık. Sessiz bir operasyon yaptık." Diye devam etti. Babacan, Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının"Küresel Ekonomiye Bakış"oturumunda yaptığı konuşma öncesinde oturum başkanı Financal Times'ın baş ekonomik yorumcusu Martin Wolf'un "Burada imtiyazlı konumda olan tek sizsiniz, bize ders verin" sözü dikkate değerdi. Babacan, Euro Bölgesi'ni krizi doğru yönetememekle eleştirerek şöyle konuştu "Yunanistan'ın iflası mutlaka engellenmelidir. İflas iflastır, bunun düzenlisi düzensizi, geçicisi kalıcısı, gönüllüsü gönülsüzü olmaz. Euro Bölgesi dayanışma gösterip hiçbir üyesinin iflasına izin vermeyeceğini taahhüt etmelidir. Bunu Yunanistan'da reformlar izlemelidir. Ama iflas kapısı bir kere açılırsa ardından herkes gider. Herkes bunun bedelini öder." Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Euro Bölgesi'ndeki ülkeler Maastricht Kriterleri'ni uygulasaydı, bugün borç sorunu olmazdı. Bu sadece Yunanistan için geçerli değil. İspanya için de böyle, İtalya için de böyle. Böyle bir durumda refah seviyelerinin düşmesi gerekir. Bu ülkelerin refah kaybına hazırlıklı olması lazım" dedi. Bir Tv programına katılan Babacan'a "Türkiye'nin AB'ye girmediği için sevinip sevinemeyeceği" şeklinde bir soruya "Şu andaki sorun; özellikle Euro Bölgesi'ndeki ülkeler tek bir para birimi kullandıkları için kur konusundaki esnekliklerini kaybetmiş durumdalar. Tek bir ortak kuru uyguladıkları için ekonominin değişen şartlarına göre kurda yukarı ya da aşağı yönlü ayarlamalarında rekabet konusunda bir esneklikleri yok. Böyle bir sıkıntılı tablo...Ülkeler maliye politikalarında da istediğini yaparken, para politikalarında bağlı oldukları yanlış bir tabloyu beraberinde getiriyor. Bir bakıma yüksek açık veren ülkeler düşük açık veren ülkelerin sırtından suni bir refah sağlıyor." Şeklinde konuştu. [KALIN]Nereden, nereye...[/KALIN] Yıllarca bu ülkenin kaynaklarını IMF'ye adeta peşkeş çektik. Her yıl büyüyen borç stokları "kanımızı, iliğimizi kuruttu". Beceriksiz siyasetçiler eliyle IMF'nin kapısında "dilenci" durumuna düştük. Memleket "5 Sent'e" muhtaç haldeydi. Sabit ücretli belini doğrultamazdı, esnaf, emekli, çiftçi her gün gelen zam ve vergilerle sersefil durumdaydı. IMF, bir paket açıklar açıklamaz adeta Bayram ederdik. Oysa sevincimiz çokta uzun sürmezdi. Ülkeye gelen "sıcak para" çeşitli baronların sansasyonel bir takım ayak oyunlarıyla borsada eriyip giderdi. Ülkemizin Milli kaynakları birilerinin cebini doldururken diğerlerimiz her geçen gün fakirleşerek borç batağına sürülürdük. Ülkemiz yıllarca faiz ve faizin faizini ödeyip durdu. Bata çıka geldiğimiz bugünlerden geride iflas etmiş işyerleri, intihar etmiş işadamları bıraktık. Başbakanların ayağına kasa fırlatılan, anayasa kitapçığı fırlatılan ve bir gecede yüzde üç yüz, beş yüz değişen faiz ve kur dalgasından bugünlere gelmek bu hükümetin en büyük başarısıdır. Kim ne derse desin, bugün ülkemizde elinde çantası IMF heyetini karşılamıyorsak bu başarının mimarı Başbakan ve Babacan gibi kurmaylarıdır. [KALIN]Bugün dünyaya para politikası ve kur dersi veriyoruz. [/KALIN] IMF'nin Türkiye Daimi Temsilcisi Mark Lewis "IMF'nin 187 üyesiyle de görüştüğü aynı konular var. Bunlar daha çok 4'üncü madde raporları, küresel görünüm raporları gibi konuları içeriyor. Türkiye ile eskiden daha çok kredi paketleri gibi konular konuşulurken bu zamanla yerini karşılıklı görüş alışverişine bıraktı. Kredi paketi uygulandığı zaman üslup da farklı oluyordu. Tavsiye veren nitelikte görüşmeler oluyordu. Şimdi daha yapıcı görüşmeler yapıyoruz." Diyor. İstanbul'da konuşan Lewis, "IMF içindeki oy haklarının artırılması operasyonundan en çok Türkiye kazançlı çıkacak. IMF'nin yeniden yapılanma kapsamında yüzde 6'nın üzerindeki kota payı gelişmekte olan ülkelerden, gelişen ülkelere kaydırılacak. Bu kapsamda Türkiye kota payında yüzde 300'e yakın bir artış elde edecek. Böylelikle Türkiye'nin daha önce yüzde 0.42'den yüzde 0.62'ye çıkarılan oy hakkı, yüzde 1'e çıkmış olacak. Bu Türkiye?nin oy hakkı açısından IMF içinde ilk 20'ye girmesi anlamına geliyor". [KALIN]Istanbul Finans Merkezi projesi hayata geçiriliyor[/KALIN] Başbakan Yardımcısı Babacan, ''(Her şey kötü, ama iyi hiçbir şey yok mu dünyada) diye konuşulacak olursa hemen Türkiye örneği veriliyor. Bölgede sosyal olaylar yaşanırken, rejim değişiklikleri konusunda halklardan büyük talep gelirken örnek olarak hep Türkiye gösteriliyor'' Babacan, "Yanıma Güneydoğu Asya?nın yatırım fonlarından birinin sahibi geldi "Zaten planlıyorduk ama, biz bölge ofisimizi İstanbul'da açıyoruz" dedi. İstanbul finans merkeziyle ilgili ortaya attığımız projeler insanları ikna ediyor, bu maya tutuyor"dedi. [KALIN]Van minut[/KALIN] Davos deyince hemen akıllara geçtiğimiz yıllarda Başbakan Erdoğan'ın "one minute" sözü aklımıza geliyor. Babacan her ne kadar Başbakan Erdoğan kadar gündemi sarsmasa da açıklamaları çok önemliydi. Özlediğimiz bir ülkeye doğru adım, adım gitmekte olduğumuzu bir kez daha görmenin mutluğunu yaşadım. Kısaca "iyi şeyler oluyor azizim" demeye devam edeceğim. Konumuzu noktalamadan bir not daha aktarayım. Babacan Davos öncesinde Polonya da Başbakan Erdoğan'a verilen ödülü aldı. Polonya'nın TÜSİAD'ı olan Business Center Club'ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a verdiği ödülü almak için Polonya'ya giden Babacan Polonya Merkez Bankası Başkanı ile Avrupa krizini de görüştü... [KALIN]Hayat devam ediyor[/KALIN] Sevgili dostlar, sizlerin karşısına uzun bir süre çıkamadım. Beni mazur görün. Tetkik ve tedavilerim devam ediyor. Beşinci ameliyatımı da oldum. Bugünlerde yeni bir ameliyat ve sonra da nasipse sonuncu ameliyat olacak. Bahara inşallah doktorlarımın çabaları ve sevdiklerimin duaları sayesinde sağlıklı bir şekilde çıkacağım. Tedavim sürecinde bana telefonlarla ve ya maille ulaşan dostlarıma ve iyi dilek ve temennilerine teşekkür ederim. Bizzat yanıma gelen ve her zaman yanımda olan can dostlarıma minnettarım, sizi çok seviyorum, iyi ki varsınız. Selam ve dua ile...


Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.