Öğretmen

Günümüz eğitim sisteminin çarpıklığı, bireylerin meslek seçiminde de kendini gösteriyor. On yedi yaşında meslek seçmeye karar verenler, on yedi yaşında mesleğini seçmesine rağmen puanı tutmadığı için başka meslek grubuna girenler, üniversiteye sırf eylem yapmak ya da çevre yapmak için girmek isteyenler; eğitim sisteminin çarpıklığı sayesinde iyice çoğalıyor.

Meslek grupları içinde en imtiyazlı olması gerekenlerden biri olan öğretmenlik, çarpıklık denizinde boğulmamak için çırpınmakta… Birey yetiştirmek gibi temel bir görevi taşıyan öğretmenlik, eğitim sistemi sayesinde gözden düşmekte ve sıradan bir meslek haline gelmektedir.

Öğretmenliği sıradan bir meslek haline getiren bu yanlışlar silsilesi giderek ilerlemekte ve topluma münevver kişi yetiştirme görevini elinde bulunduran öğretmenlik mesleği saygınlık bakımından aşağı düşmektedir.

Üniversite eğitim sisteminde ne yazık ki, sadece yazılı sınav sistemi vardır. Gerek LYS’ye girerken gerek kazandıktan sonra üniversite eğitimi alırken puanlar yalnızca ezber gücüne ve yazı kabiliyetine verilmektedir. Oysa en azından lise okuyan herkes bilir ki, kâğıttan ya da kitaptan okuyarak ders anlatan değil, hitabet yeteneği üstün olan öğretmen daha çok sevilir ve dersi daha iyi anlatır.

Bugünkü sistemde konuşma yeteneği doğuştan olmayan, kelimeler arası sürekli duraksayan; ya da kendini geliştirmeden dört yıllık okulu bitirenler öğretmen olmaktadır. Bu kişileri öğretmen olarak atarken ne bir mülakat yapılmış, ne aksanına dikkat edilmiştir.

Küçük bir çocuğun, insanları kusurlarına göre yargılamamasını bekleyemeyiz. Çocuk elbette, yaşının gereği olarak düzgün Türkçe konuşamayan öğretmenini yadırgayacaktır. Ne yazık ki günümüz sisteminde bunu engelleyebilecek hiçbir önlem bulunmamaktadır.

Staj dahi yapmadan bir yerlere atanan öğretmenler, görevlerine hiç alıştırma yapmadan başlamakta bunun gereği olarak da acemilik çekmektedir.

Ayrıca sıradan bir meslek haline getirilmeye çalışılan öğretmenliğin, maaşı da bir o kadar sıradanlaşmış; öğretmenler yasak olmasına rağmen ek iş yapmaya başlamıştır.

Ailesinin geçindirmek için başka bir yolu olmayan öğretmenlerimiz, okul dışında da çalışınca yorulmakta ve okuldaki görevini “belki de” layığıyla yapamamaktadır.

 

Bu sorunlar yumağı çözümsüz değildir. Birkaç önlem ile elbette öğretmenlik eski saygınlığına ulaşabilir.

— Uygulamaya konulması gereken ilk çözüm, öğretmenlik sınavının LYS’den ayrı tutulması ve kişinin ana sorular branşından olmak üzere İnkılâp tarihi ve Tarih konularına vakıf olup olmadığını tespit edecek bir sınava tabi tutulmasıdır.

Bu sınavı kazanan öğretmen adayı daha sonra bir kurul tarafından mülakata alınmalıdır.

Mülakatta öğretmen adayının düzgün ve aksansız Türkçe konuşmasına, konuları duraksamadan ve doğru bir biçimde anlatmasına dikkat edilmelidir.

— Bu mülakatı da geçen öğretmen adayı seçtiği ve sınavını kazandığı bölüme girerek bu kutsal görevi layığıyla yapmak için iyi bir eğitim görmelidir.

— Öğretmen adayları okulda okurken dahi giyim kuşamına dikkat etmeli, aşırı ve özensiz giyinmekten kaçınmalıdır.

— Görevi topluma münevver kişi yetiştirmek olan öğretmenin, kendisi de topluma örnek olacak davranışlar sergilemelidir. Göreve başlayınca yere çöp atılmamasını yahut sokağa tükürmemesini öğütleyecek bir sınıf öğretmeni adayının, bahsettiği eylemi kendisinin uygulaması öğrenci üzerinde menfi tesir bırakacaktır. Öğretmen adayı ve öğretmen, bu gibi hususlara da dikkat etmelidir.

 

Gençliğin neden duyarsızlaştığı, milli ve manevi değerlere neden yabancı kaldığı sorusunun cevabı, yetişme şeklinde aranmalıdır. Çocuğun annesi ve babasından daha fazla gördüğü öğretmeni, onun rol modelidir. Öğretmenler iyi yetişmeli ve donanımlı olmalıdır ki öğrencileri de o donanımdan yararlansın. Öğretmen münevver olsun ki, yetişecek kuşak da aynı derecede münevver olsun.

 



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.