Osmanlı Tarihine Kısa Bir Bakış (2)

İlk yazıda Osmanlı padişahlarını gereğinden fazla öven kimi zevatların bulunduğunu yazmıştım.

Bu kişilerin ağzındaki başlıca tekerlemeler “Atatürk de insandı”, “Atatürk’ü gereğinden fazla büyütüyorsunuz”, “Atatürk’ü peygamber gibi görüyorsunuz” şeklindedir. Bu, Atatürk’ü “insan” olarak görmeye çalışan kişiler nedense aynı uygulamayı Fatih, Yavuz ya da Abdülhamid üzerinde uygulamıyorlar.

Atatürk’ü yalnızca asker olarak niteleyerek etkinliğini azaltma çabası içinde olanlar aynı çabayı Nihal Atsız’ın tarihçiliğine vurgu yaparak ideolojik görüşünü arka plana atmaya çalışmaktadırlar.

Konumuz olan Osmanlı’ya dönecek olursak; kusurların örtbas edildiği, gerçeklerin saklandığı günümüz magazinsel tarih kitaplarında nedense bazı gerçekler yar almamaktadır. Bunlardan bir kısmını incelediğimde, Osmanlıcı güruhun bazı konulara hiç değinmediği, bazılarını da perde çekerek gizlediğini görmekteyiz.

İlk akla gelenler şu başlıklardır:

 

Osmanlıcı güruhun yazdığı hiçbir kitapta Osmanlı padişahlarının eşlerinin, dolayısıyla ileride padişah olacak kişilerin annelerinin eşlerinin yabancı oluşu yer almamaktadır. Her fırsatta ırkçılığa karşı olduğunu söyleyen, “Üstünlük takvadadır” hadisini başköşelere yazarak insaniyetçi geçinenler bu tarihi gerçeği söylemekten nedense kaçınmaktadırlar.

Yıldırım Beyazıd’ın Timur’a esir düşmesi kısa ve gereksiz bir ayrıntı gibi gösterilir. Bu durum sanki çok kısa ve lüzumsuz bir ayrıntı gibi anlatılır.

Haremler ve eş sayıları hakkında sağlıklı bilgileri Osmanlıcı tarihçilerin kitaplarında bulmak güçtür.

Fatih Sultan Mehmed’in Istanbul’u fethetmesi peygamberin sözü ortaya konularak, sanki Fatih bu hareketi İslam peygamberinin hadisini yerine getirmek için yapmış gibi gösterilir. Fatih’in patrikhanelere verdiği aşırı imtiyazlar, Roma İmparatoru’nun devamı olmak için çeşitli unvanlar alması pek fazla anlatılmayan olaylardır.

Osmanlı’nın son dönemlerinde heykel alanında çalışmalar yapıldığı, girişimlerde bulunduğu gerçekleri heykele “put” gözüyle bakanlar tarafından göz ardı edilir.

Cem Sultan’ın iktidarı yabancı hükümdarların iki dudağının arasında aradığı gerçeği göz ardı edilir.

Yavuz döneminde Ebusuud’un Aleviler hakkında verdiği fetvalar önemi derecesinde ele alınmaz.

Tahta çıkışta yaşanan entrikalar, sultanların kendi çocuklarını tahta geçirmek için yaptığı oyunlar gerektiği kadar yer bulmaz.

Başta Sultan Abdülaziz olmak üzere, Genç Osman gibi tahttan indirilip katledilenler, Abdülhamid gibi sürgün edilenler, Şehzade Yusuf İzzettin gibi sır biçimde ölenler tarihsel araştırma konusu olmanın ötesine geçememiştir. Tarih kitaplarında hak ettiği yerde değildir.

Masonluğu artık herkesçe bilinen Beşinci Murad’ın bu durumu es geçilmekte ve diğer padişahlarla birlikte ululanmaktadır.

Osmanlı’da Türk adının köylü, aşağı tabaka halk anlamında kullanıldığı, Türklüğü hicveden şiirler yazılıp adeta Türk kimliğinin yasaklanması yoluna gittiği görmezden gelinmektedir.

 

Osmanlıcıların bu “kusurları gizleyerek tarih yazma” durumu ve Osmanlı’yı ideolojilerine kalkan yapan kimi şarlatanlar sayesinde toplum bu konuda kutuplara ayrılmıştır.

Osmanlı’yı Türklük kadrosundan çıkaranlar ve Osmanlı’ya sahip çıkanlar

 

Bütün bu olumsuz olaylara, devletin başında Türklük ile doğrudan ilgisi bulunmayan kişilerin; Atatürk’ün tabiriyle “soysuzlaşmış” kişilerin bulunmasına karşın Osmanlı Devleti bir Türk devletidir.

Kimilerince Babür Şah’ın kurduğu Babür İmparatorluğu bir Türk devleti sayılmaz. Buna neden olarak da Babür’ün Türk olmasına karşın milletinin Türk olmaması gösterilir. Bunun tersi düşünceden hareket edilirse, sırf padişahları yabancı kadınlarla evlendi diye Osmanlı’yı Türklük kadrosundan çıkarmak ne derece doğrudur?

Türkiye Cumhuriyeti’ni de soyca Türk olmayan kimseler yönetmiştir. Sırf bu yüzden Türkiye’nin belli dönemlerini Türklük kadrosundan çıkarmak aynı derecede yanlış olacaktır.

Osmanlı’ya ne sövelim ne de tapalım. Fakat ne Osmanlıcı olalım ne de Osmanlı’yı ümmetçilere bırakalım. İkisi arasında bir orta yolu bulduğumuz anda bu meseleler kendiliğinden çözümlenecektir.

 



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.