Osmanlı Tarihine Kısa Bir Bakış

Kusurlar gizlenerek tarih araştırması yapılmaz. Ne yazık ki günümüz tarihçileri, Osmanlı tarihi üzerine kitap yazmayı, araştırma yapmayı yalnızca övgü düzeyinde yapıyorlar. Kendine tarihçi diyen kimi zevatlar her fırsatta Atatürkçülerin Atatürk’ü peygamber gibi gördüklerini söylerler. Oysa yazdığı eserleri okursak, onların da Abdülhamid’i Fatih’i ve Yavuz’u peygamberleştirdiklerini görebiliriz.

Osmanlı tarihçilerinin araştırmaya ağırlık verdiği konular, Fatih’ten başlayıp Kanuni’ye kadar geçen kısım ve Abdülhamid sonrasıdır. Bunlar dışında popüler olan bir tarih kitabı bulmak güçtür. Arz talep meselesi olsa gerek, Türk milletinin de Osmanlı tarihinin bu dönemine fazla ilgi gösterdiği de aşikârdır.

Osmanlı iyisiyle kötüsüyle bir imparatorluktur. Her ne kadar hanedan üyeleri o dönem pek vurgulamasalar da Avrupa’nın gözüyle bir Türk imparatorluğudur. İçlerinde hiçbir önemi olmayan, tahtta varlığı ile yokluğu belli olmayan ya da kısa bir süre tahtta kalmış padişahlar mevcuttur.

Osmanlıcılık olarak tabir edeceğimiz düşünce kısaca şudur. Devlete körü körüne bağlılık, tüm padişahları ululama, kusurları örtüp başarıları ön plana çıkarma… Bu kusur örtücülerin aynı uygulamayı Cumhuriyet tarihinde uygulamadıkları görülür. Osmanlıcı olarak tabir edebileceğimiz şahıs tipi genelde İslamcı karakterdedir. Bunlar bütün padişahları ulularken nedense Mason olan Beşinci Murad’ı da ululamayı ihmal etmez. Ayrıca Türk tarihini Karahanlılar’dan başlattığı ve Müslüman olmayan hiçbir Türk’ü saymadıkları için Hunlar, Göktürkler ya da Timur Devleti’nin hiçbir önemi yoktur.

Bir de Osmanlı’ya körü körüne karşı çıkanlar vardır ki, bu kişilerin başlıca öne çıkardığı noktalar hanedan üyelerinin yabancı kadınlarla evlenmesi, devletin Türk kimliğini hiç kullanmaması, aksine Türklüğün aşağılayıcı manada kullanılması, diğer Türk devletleriyle savaşırken birçok soydaşın hayatını yitirmesi…

Bu sebepler elbette yerindedir. Ve doğrudur da… Fakat yapılmış yanlışlar yüzünden 700 yıllık bir devleti yok saymak, aynı yanlışları araştırıp bulup sırf Çinli kadınlarla evlenildi, Çinlileşmeye önem verdi diye birçok Türk hanedanı Türklük kadrosundan çıkarmayı da akla getirir ki bu mümkün değildir.

Hanedan dışında başka bir aristokrasinin oluşmaması için yapıldığı söylenen esir kadınları eş yapma eylemi, pekâlâ ailesi olmayan dolayısıyla bir aristokrasi oluşturamayacak olan Türk kadınlar arasından da yapılabilirdi. Roma İmparatorluğu’nun unvanını almak yerine Attila’nın ya da Mete’nin unvanları alınabilirdi.

Diğer Türk devletleri ile savaşma eylemi Osmanlı ile başlamaz. Bu yüzden bu iddianın zannımca pek değeri yoktur.

Sonuç olarak hatası ve sevabıyla Osmanlı Devleti bizim devletimizdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin selefidir. Her insan hata yapabilir. Padişahlar da yapmıştır. Hatalarını ön plana çıkarıp yapılan doğru hareketleri geri plana atmak hatta onları Türklük kadrosundan çıkarmak Türk tarihine bağlılık adına uygun olmayan bir harekettir.



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.