Yüksek Tabaka Portakalı

Bir Altın Portakal Film Festivali daha sonlandı. Peşinen söylemem gerekir: ben öyle sakallı amcalar ve türbanlı ablalar gibi hem siyaset hem de sinema yazan, arada bir futbol yorumları sıkıştırıp köşelerini dolduranlardan değilim. Bu yüzden yazım sinema ile doğrudan ilgili değildir.

Altın Portakal'a bir şekilde siyaset bulaştı. Emir Kusturica adlı Sırp aşığı bir Boşnağın tarihte yaşanmış Boşnak kıyımlarını küçümseyici açıklamaları üzerine epey yaygara koptu. Bu adamın daha önce Bursa'da festivale katıldığı ve protesto edilmediği, Kusturica Antalya'da diye filmini yarışmadan çektiği söylenen bir yönetmenin aslında başka bir festivalden ödül aldığı ve bunun neticesinde Portakal almasının mümkün olmadığı ortaya çıktı. Bu adamın festivale davet edilmesi bir kesimde epey tepki yarattı. Bakan Günay festivale gelmeyeceğini açıkladı. MHP'li bir belediye meclis üyesi açılış günü Başkan Akaydın'ı protesto etti. Nihayetinde Kusturica ülkesine döndü. Giderken de "Ermeni Soykırımı" saçmalıklarını memleket topraklarına kustu. İçindeki düşünceler de meydana dökülmüş oldu. Kusturica olayının gölgesinde kalan bir siyasi mevzu da Press filminde yaşandı. Gölgesinde kaldı çünkü güzide (!) basınımız bu olayı es geçti. Jüri tarafından da ödüllendirilen Press filminin bitiminde yapılan söyleşide oyuncunun biri kürtçe konuşmaya başlayınca, söyleşiyi izleyenler doğal olarak tepki gösterip Türkçe konuşmasını talep etmişler. O arada salonda olan Derya Alabora da "Türkçe konuş" diye tepki gösteren halka tepki verip salonu terk etmiş. Ne günlere kaldık!

Her fırsatta "eşitlik, kardeşlik" zırvalarıyla beyin dolduran kürtçüler, iş film yapmaya ya da film sonrası mülakat vermeye gelince kardeşliği falan unutuyorlar. Tek dertleri baskın olmak, "Türkçe resmi dilimiz" söylemleri de palavradır. Söyleşinin devamında oyuncu Sümer Tilmaç'ın da tepkisini yüksek sesle gösterip protestosunu yaptığı duyumu da aldım. Şayet doğruysa sesimizi duyurduğu için tebrik etmek gerekiyor. Kürtçü güruhun kısa filmlerde de ağırlıklı olduğunu gördük. Bu güruh işi o kadar abartmış ki, "Meret" adlı filmin sonundaki yazılarda yalnızca kürtçe ve İngilizce kullanılırken Türkçe nedense unutulmuş. Hani "Türkçe resmi diliniz" idi? "Müslümanlara zulüm ediyorlar" diyerek Kusturica'yı protesto eden milliyetçi parti, iş Türkçeyi tanıtma yazısında kullanmaktan imtina eden ve söyleşilerini sanki Mozambik'ten gelmiş gibi insanların anlamayacağı bir dille yapan bu güruha neden tepki vermediler? Ya da veremediler?

Boyunları fularlı amcaların ve allıklı teyzelerin böyle olaylara tepki vermelerini zaten beklemiyorduk. Onlar panjurlu evlerini dünyaya kapatarak, hayatı yalnızca televizyonda gördüğü iki üç haberden ibaret sanarak zaten "halkların kardeşliği" masalına kanıyorlar. Bizim asıl tepki beklediğimiz kişiler ise susmayı yeğledi. Z

amanında Akdeniz Üniversitesi'nde yaşanan siyasi olaylarda başrol oynamış bir oyuncunun (!) da bugün AKSAV'da etkin görevlerde bulunduğunu görmemiz içimizi iyice sızlattı. "Yüksek Tabaka Portakalı" ve "Halkın Portakalı" diye ikiye bölünmüş festival bu olaylarla nihayete erdi. Festivalin en iyi filmlerinden biri ensest ilişki rezaletini filme ustalıkla aktaran "Atlı Karınca"dır. O filmin de tek eksiği ensestin coğrafyamızda çok olduğu bölgelerde çekilmemiş olmasıdır.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Avrupalılar Siz Sömürdünüz Biz Yönettik Politika 19.02.2021
İSTİKBAL GÖKLERDEDİR Politika 12.02.2021
Türk Birliği Politika 25.01.2021
Güvenir Halim Kalmadı Politika 29.12.2020
KKTC SECİMLERİ ÜZERİNE Politika 26.10.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.