Öğretmenler Âlemi

Bu alem başka alemlere benzemez. Bir giren bir daha çıkamaz. Bu alem nasıl bir alemdir? Aşk, ihtiras, kin, nefret, eğitim, öğretim, karne, ara karne, geç kağıdı, kalem açacağı, silgi,T cetveli,teneffüs, müfredat, çerçeve plan, müfettiş, temrin, avadanlık, adam kayırma, cetvel, siyasi harita, BCD kodlar, sayı sistemleri, yıkama yalama, kantin, kargalar, komisyonlar, kurtlar vadisi, kanaat... İşte böyle bir alemdir bu alem. Giren bir daha çıkamaz. Çıkarsa ölüsü çıkar. Mumdur öğretmen, aydınlık saçtıkça erir yağı, parafini. Eğer ki mum Çin malı ise zehirler etrafını. Öğretmen, bir mumdur, iki mumdur, üç mumdur, dört mumdur, bana bir bade doldur, ha ninna, ha ninna. İşte böyle bir alemdir öğretmenler alemi. Naylon çorap hikayeleri vardır eskilerde. Köylük yerde, yün çoraptan sıkılan, ve köye gelen genç bir öğretmene sevdalanan bir köylü kızının söylediği türküye malzeme olur naylon çorap. Pek çok köylü kızı, zamanında söylemiştir. Naylon çorap, tam emin değilim, ya bildiğimiz şimdiki çorap ya da kadın çorabı anlamında kullanılmış olabilir. Bu türküyü dillendiren kişiler şimdi birer nine olmuş veya ölmüş olsalar bile hâlâ söylenir bu türkü. Öğretmene varanlar(evlenenler) nostalji olsun diye, biraz da değişik bir tür hissiyatla, hani varmışlar ya öğretmene;bu yüzden biraz da gizil bir gururla, söylerler bir terennüm tutturup... Hikayenin aslı şu: "Vaktiyle, Niksar´ın bir köyünde genç bir ilkokul öğretmeni varmış. Güzel bir köylü kızı sevdalanmış bu öğretmene.. Hem kendine sevdalanmış, hem de öğretmen ya; o zamanda mühim bir meslek, herkesin hayallerini süslermiş öğretmenlik. Öğretmen bey de boş değilmiş bizim sevdalı kıza.. Bunlar konuşmaya başlamışlar, yani sevdalarını, yüreklerini açmışlar birbirlerine.. Bir süre sonra, öğretmenin tayini [KALIN]Niksar[/KALIN]´ın içine çıkmış. Kızı almış bir dert, anasıyla (abusu) konuşmuş, "gidecem öğretmenle, seviyorum onu), lakin anası izin vermemiş... "Onunla bir olamazsın, O koskoca öğretmen bey, sen bir köylüsün, denk değilsiniz" demiş. Öğretmen gitmiş, hem de öyle bir gitmiş ki ne aramış kızı ne sormuş, ne de mektup yazmış. Bizim sevdalı kızı köyden bir çobana vermişler sonra.. İşte bu türküyü derleyen ve kaynak kişi olan Ali KAYA ve Çakır USTA´dır bu düğünün mehterleri (Zurna çalanlar). Kız, "kız başı yıkama" (Reşadiye´de bir düğün geleneği) sırasında ağlayarak, mani yakmış böyle: "abum abum kız abum sensin sebebim abum" beni yaktın sen abum" diye... Çakır usta ve Ali KAYA da bu sözlerden esinlenerek, bu türküyü yöremiz kültürüne ve türküler hazinemize kazandırmışlardır. Abum Abum Öğretmene varamadım, Naylon çorap giyemedim Muradıma eremedim Abum abum kız abum Gözün kör olsun abum Beni yaktın sen abum Allah'ından bul abum Beni çobana verdiler On bin liramı yediler Günahıma da girdiler Çakır Usta - Tokat" (http://forum.memurlar.net/konu/883116/) ... Konuyu bölmeden dönelim âleme. Bugün genel kurul toplantısı ile fiilen başladı sayılır okul zamanları. Okul, bir endüstri meslek lisesi olduğu için biraz kalabalık; hem öğrenci sayısı açısından hem de öğretmen sayısı açısından. Bir okulda öğretmen sayısının çok olması bazı açılardan iyidir, bazı açılardan kötüdür. Kötü yönler daha az tabii ki. Meslek liselerinin, diğer okullara göre bir avantajı vardır. Bu avantajı bu olumlu yönü sadece ben söylemiyorum; başka tür okullarda çalışan insanlardan da çok duydum. Benim gördüğüm şu: meslek liselerinde öğretmenler arası problemler çok az. Bunun sebebi, okul içinde yaptıkları işlerin muhtevasının çok yoğun olması. Hem teorik hem uygulama işleri ile kafalar çok meşgul olunca, bu tür öğretmenler birbirileriyle fazla uğraşma gereği duymazlar; daha doğrusu, zaten birbirini çekiştirip birbirinin arkasından işler çevirmek akıllarına bile gelmez. Kadrolu olarak çalıştığım ve ek görevli olarak çalıştığım kurumlarda hep aynı şeyi gördüm. Tüm kültür dersi öğretmenlerini suçlamak gibi bir niyetim yok elbette, fakat problem olarak ortaya çıkan durumların hemen hemen hepsinde kültür dersi öğretmenlerinin olduğu gördüm. Boşluk, insana çok ilginç şeyler yaptırır. Yüzlerce yaşadığım bir örnekten bir örnek vereyim: Bir gün, çoğunlukla uğramadığım öğretmenler odasına uğradım, çalıştığım okulların birinde. Dersim olmayan bir saatte, bölümden biraz uzak kalayım dedimdi. Herkes dersteyken dergiyi okuyayım, dedimdi. Elimde teknik bir dergi vardı. Elektronik, bilgisayar, elektrik, hidrolik konularıyla ilgili bir dergi. Bir baktım, bir bayan öğretmen oturuyor masada. Ne okuyorsun hocam? dedi. Otomasyon dergisi, dedim. Bakabilir miyim, dedi. Tamam dedim. Aldı eline, orasını burasını karıştırdı. Dudağını büktü, gözlerini kıstı. Buna sen para mı veriyorsun? dedi. Ben böyle dergileri hiç sevmem dedi. Sen niye para veriyorsun ki dedi. Benimle ilgili bir dergi hocam dedim. Yine dudağını büktü. Beş para etmez bu dergi, dedi...Bir şey demedim çıktım odadan. İşin garibi şuydu. Bunu söyleyen öğretmen Felsefe öğretmeniydi. Teknik herhangi bir konuyla alakası yoktu. Sonraki zamanlarda, beni ve sınıflarımı hafiye gibi takip ettiğini gördüm. Sürekli bir açığımı arıyordu. Her seferinde idareye şikâyetleri boşa çıkıyordu. Bir gün dayanamadım artık ve öğretmenler odasında pusu kurdum. Maksadım, öğretmenlerim çoğunun olduğu bir zamanda, ona, evde kalmış bir kız kurusu olduğunu hatırlatmaktı. Ve diğer öğretmenlerin bilmelerine rağmen, bunu duyması onun moralini bozacaktı. Denk geldi hemen. Konuşulan cümlelerin arasına bir cümleyi yerleştiriverdim... Genelde huyum budur. Öğretmenlerin yüzlerine karşı "Geri zekalı" olduklarını bile söylemekten çekinmem. ... İşte, bunun gibi yüzlerce yaşadığım ve gördüğüm olaylardan sonra öğretmenler odasına pek gitmem ben. Genelde boş şeylerle uğraşılır öğretmenler odasında. Bölümde zaten bölüm öğretmenlerinin oturacağı yerler var. Genelde bölümde olurum. İmza mimza için inerim öğretmenler odalarına. ... Bir başka türkü ile bitirelim: penceresi cam cama muallim penceresi cam cama muallim selam söylen amcama muallim amcam kızını vermezse muallim turşu da kursun fincana muallim penceresi perdeli muallim çiçek açmış zerdali muallim yenile bir yar sevdim muallim o da benden sevdalı muallim penceresi ham değil mi muallim boyaları ham değil mi muallim ellerinen gezersin muallim benim ki can değil mi muallim seyfettin sığmaz - erzurum

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Teşekkürler Yoldan-daş Genel 12.03.2019
Didim, Pompei olur mu? Sosyal 02.03.2019
O ayaklar iyi ayaklar değil- Mikrop-iyolojik incelemeler Anı 25.02.2019
İnsan 4.0 Genel 13.02.2019
Çete çeteye girmiş- Koko-Bonzo-Fetö Genel 09.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019
Doğu Türkistan'da Yaşam. Benim Hayatım, Yaşananlar ve yasaklarlar Anı 18.01.2019
32 Yaşımdan 32 Öğüt Anı 10.12.2018
geçiyor mu Anı 07.12.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.