Günlük - Hırsız Polis Oy'unu

Dünyayı kurtarmak gibi niyetlerim yok. Fakat her insan ayrı bir dünyadır. Yurdun değişik yerlerinde meydana gelen mükerrer oy kullanımlarını duyduğumda , demiştim ki: "E, normal bu!" Görünen köy kılavuz istemez; hele de gördüğümüz köy bildiğimiz köy ise hiç kılavuz istemez. Fakat, bu az şaşkınlığıma karşın, bir gurup emniyet görevlisinin böyle bir olaya karışması daha bir dikkatimi çekti. Canımızı, emniyetimizi teslim ettiğimiz polisler bile ne hale gelmişler? diye içsel isyanlar yaşadık. Normal bir vatandaş ile bir polis arasında ne fark vardır? Yani mükerrer oy kullanan normal bir vatandaş, örneğin bir bakkal, mükerrer oy kullandığında bir polise göre daha mı az namussuz olur. Bir polis mükerrer oy kullanınca daha mı çok namussuz olur?.. sadece ve sadece mutlak insan tanımı açısından bakarsak ikisinin de yaptığı şey aynı derece de hukuk dışıdır ve adicedir. Bu noktada, özellikle sevgili polislerimize bir mesaj iletmek isterim: [KALIN] İnsanlar ölesiye aç kalabilirler; öyle ki kendi türdaşını bile yiyebilecek hale gelebilirler. Bu durumu düzeltmek için bir dilim ekmek bile yetebilir. İnsanları adalete aç bırakmak ise... İnsanların adalet duygularını sarsmak çok tehlikeli ve düzeltilemez sonuçlar doğurur; siz de dahil hiç kimse bu sonuçların altından kalkamaz.[/KALIN] Fakat, polis, öğretmen, belediye de memur, su işlerinde memur, ziraatta memur, memur mühendis...her türlü memur veya devlet kadrolarında çalışan diğer statülerdeki kişiler sonuçta devletin bir parçasını oluştururlar. Devlette kadrosu olmayan diğer vatandaşlara karşı farklı konumları onlara yani memurlara ek sorumluluklar yükler.Sorumluluk..derken bunun anlamı şu: görev: Birinci sorumluluk: her memur hizmetçidir. Hiçbir şekilde normal vatandaşa karşı memurluğunu bir üstünlük aracı olarak kullanamaz. İkinci sorumluluk: Memur, vatandaşa karşı her zaman tarafsız olmak zorundadır. Üçüncü sorumluluk: Hiçbir memur çalıştığı iş yerine ne inançsal ne de ideolojik düşüncelerini sokamaz Neden: Çünkü "Devlet" tarafsız bir erktir. Bir devlet, memleketin her köşesinden temsilcilerinin görüş birliği ile, Devlet'in bekası için söz birliği edilerek kurulmuştur. Beka nedir? Sadece ve sadece bir düşman ülkenin bize karşı saldırı olursa buna karşı yapılan mücadele anlamına mı gelir? Bunu korumak anlamına mı gelir? Elbette ki hayır. Ankara'daki herhangi bir vatandaş ile Sivas'taki bir vatandaş aynı tür istekleri için aynı tür devlet kurumlarına başvurduklarında farklı uygulamalarla karşılaşıyorlarsa , herhangi biri bir adaletsizlik olduğunu biliyorsa...işte o zaman devletin bekası tehlikededir ve sallanıyordur. ... Amacım, elbette ki vatandaşlık bilgisi dersleri vermek değil sizlere. Fakat bu yazdıklarımın en temel tanımlar olduğunu ne yazık ki unutuyoruz... [ALTICIZILI]Ara Not:[/ALTICIZILI] [KALIN]Madem ki ben de memurum, sizleri, önemli bir hakkınız konusunda bilgilendireyim: Her vatandaşın, okullardaki bilişim laboratuarlarını kullanmaya hakkı vardır. Ücretsiz şekilde. Ders dışı zamanlarda her vatandaş, herhangi bir okula gidip ben Internet'i kullanacağım deme hakkına sahip. Gidin ve kullanın. Çocuklarınızı da rezil internet "kafe"lerden kurtarma şansınız olur. Hiç kimse size: kullandırtmıyorum kardeşim!!! diyemez.[/KALIN] Mesele sadece o bahsi geçen üçkağıtçı polisler değil elbette. İlk önce bir şeyi daha iyi bilmek gerek: Hiçbir memurun diğer bir memura üstünlüğü yoktur. Yukarda bahsi geçen üçkağıt olayının psikolojik ve sosyolojik kökenlerine baktığımızda bir şeyi tespit ederiz: O polisler bir şekilde birilerinden daha üstün olduklarını düşünüyorlardır. Ki zaten her türlü şeyi, bir namussuzluğu bile , yapma hakkını bir insan kendinde nasıl bulur. Ahlakı bozuktur ve bu sebeple ayrıcalıklı bir sınıfta olduğunu düşünmektedir. Bu üçkağıtçı polislerin bu davranışlarının sebebi budur. Toplum olarak yersiz korkulara sahibiz. Yani bir memur veya unvan açısından üst düzeyli bir memur neden bir başka memurdan veya vatandaştan üstün olsun. Bizim toplumuzda durum tersine dönmüş. Unutmayın ki bir memur hizmetçidir. Fakat, toplumun algıları, psikolojileri böyle farklı şartlanmış. "Polis mi? Silahları var onların... Korkmamız lazım..." dememek lazım. O silahlar da bizim, o polisler de bizim, o kanunlar da bizim. *** Ahlaki kokmuşluğu bir örnek daha vereyim. Konuyu bitireyim. Böylece kokuşmuş bir yazı türü olsun bu yazı da. Kaldığım dairenin hemen üstündeki daire boştu. Bir-iki ay olmadı ki yeni kiracılar geldi. İki tane üniversite öğrencisi. Yaz tatili dolayısıyla epeyce zaman yoktular. 11 Eylül günü akşama doğru geldiler. Daha önceki kalışlarındaki gürültülerinden bunların bir profilini çıkarmıştım zaten. İster istemez, koca kulak misali dinlemiştim onları. Zaten dinlememek elde değil. Ben geceleri uyumuyorum. Onlar da uyumuyor. Haliyle her gürültüleri, her söyledikleri hooop benim kulağımda. Evet. 11 eylül günü geldiler. Akşam oldu, biraz daha akşam oldu sonra...Balkona çıkıyorlar, kimi zaman evin içinde tepiniyorlar, zaman zaman da balkona çıktıklarında aşağı da tükürüyorlar,... Saat00.00'dan biraz sonra ben balkona çıkmışken, onların da üst balkonda olduklarını fark ettim. Konuşmalarına göre, referandum için gelmişlerdi. Aldıkları paralardan bahsediyorlardı. Keşke her zaman seçim meçim olsaymış da Cümaatçi ağabeyleri biraz daha para verseymiş..bir tek miktarı tam anlayamadım. Tahminimce 200 ila 300 arası olabilir. *** Dünyayı kurtarmak gibi niyetlerim yok. Fakat her insan ayrı bir dünyadır. Tüm dünyayı, kokmasın diye tuzlamak mümkün olmayabilir ama tek bir insanı tuzlamak mümkündür.[KALIN](Ümit SÖnmez, Ümit Hoca'nın Özdeyişleri, Fi Yayınevi ,sayfa 456, 56.baskı)[/KALIN]

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Tek bir şiir- Şiir 12.09.2019
Terkibat Günlüğü- Bir faşistin anatomisi Sağlık 06.09.2019
Kısa Öykü - Tüh Edebiyat 03.09.2019
Gereksiz sözler Evrensel 01.09.2019
Faşo Versiyon 4.0 Evrensel 28.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
KİMSE YOK MUUUUU!? Anı 27.08.2019
Yaşlı Amca Ve Kur'an Öğrenme Anı 14.07.2019
hayırlısı:) Anı 05.07.2019
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.