Arka Sokaklarda Şak!Şak!lı Geceler

[KALIN]Turhal[/KALIN]'ın arka sokaklarında dolaşsam mı acaba diye düşünürken Turhal'ın aslında bir veya birkaç da arka sokakları olmadığını fark ettim. Hani şu bizim bildiğimiz türden; Beyoğlu'nun arka sokakları gibi arka sokakları gerçekten de yoktu. Varsa varsa, ki var, "arka mahalle" veya kenar mahalleleri var Turhal'ın. "Bir kenar mahalleliyim/ mecburen kılıksız gezerim/ Beyoğlu'nda pupa yelken polisler/ Rüzgarına değer sopa yerim" dizelerini söyleyen kimse de kalmadı. Eskiden, bir kenar mahalle edebiyatı gerçekten vardı. Şimdi ise yok. Şimdi bu "kenar mahalle" ifadesi kendi içine hapsoldu gibi. Dağıtmayayım konuyu. Gecenin geç bir vakti, 24.00'e doğru çıktım dışarı. Bir kebapçı bulurum da bir kebap yerim diye fakat bulamadım. Ana caddeye doğru gitmeye çalışırken, ara sokaklardan geçerken bakındım durdum bildiğim lokantalara fakat durum ümitsizdi. Her ara sokağa çıkışımda korku filmi sahnesi gibi şeylerle karşılaştım. Evet, en az 10 ara sokak-kısa caddeye çıkışımda kahvehane kenarlarında yani dışarıda sessizce okey oynayan kümelere rastladım. Sessizlerdi... Ara ara, okey taşlarının kemik şıkırtıları geliyordu ve bu durum beni korkutuyordu. Yahu diyordum ne gerek var Turhal'ın arka sokaklarını aramaya. Hani yani aradığın ayyaşlar, eroinmanlar,orospular, puşt taksiciler vs filan mı ki.. belki öyleydi. Yani başka bir hava, başka bir "aura", neon meon ışıklar, "rujunda vişne asidi" kaldırım orospuları... Et ve alkol kokuları mı? Köşe başlarında kaybolan siluetler. Daha ailesel bölgelerde -fakat arka sokaklar yine de- balkondan balkona asılan çamaşır ipleri ve tahta mandallı kıstırılmış mahalle özerk bölgelerinin bayrakları. Nene donları, geniş fanilalar, hiç utanmaz kırmızı sutyenler, çocuk donları... Ürke ürke sapıp duruyordum diğer sokaklara. Hangi sokağa dönsem şıkır şıkırt şıkıdı şıkıdı..okey taşları ve gizli bir tapınma gibi topyekun sessiz yüzler...Ana caddeye yaklaşırken artan tenhalık, üç-beş esnafın dükkanları önündeki birkaç kişi... Bir [KALIN]Turhal[/KALIN]lı olmam sebebiyle ezbere bildiğim sokaklar. İnsanın zihnine bir boşluğa düşermiş gibi oluyor. Hani evinizdesinizdir. O gün çarşambadır. Çarşamba pazarı kurulacaktır, yüzünü hiç göremeyeceğim abimin de yattığı asri mezarlığın karşısına. Evinizden çıkınca bilirsiniz orada, o bölgede bir kalabalık olduğunu. Fakat, hafızanızda ve zihninizde ilginç uğultumsu gürültüler, hafızamsı gürültüler- siz daha gelmeden başlar siz farkında olmasanız da ya... Bölgeye yaklaşıyorsunuz ve pazara giren yollardan birine sapıyorsunuz. Saptığınız anda bir bakıyorsunuz ki kalabalığın, o ana kadar varsaydığınız kısmı görünmüyor. İlerliyorsunuz...Nerede tüm pazarcılar? Yoklar hiçbiri. Aslında, olaya bakan üçüncü uzaysal bir göz için olağan dışı bir şey yoktur. Çünkü hayalidir o göz. Yoktuysa yoktur. Ya o gün günlerden çarşamba değildir ya da tüm pazarcılar bana bir korku öyküsü yazdırmak için kaybolmuşlardır. Fakat bu ihtimalleden birincisini dehşetli bir şekilde iptal etmek zorunda kalıp götün götün kaçmayı istersiniz. Yani sonuç olarak kafanızın içinde yaşayan bir şehir vardır. İnsanlar hayalet gibi dolanır. Normalde olduğu gibi sesleri de çıkmaz kafanızın içinde. Bir tanımlamadır. Poşetler gibi. Pazar yerine vardığınızda poşetlerin içi dolar; düşünsel poşetler. Bu, beklendik bir şey olduğu için yadırgamazsınız. Fakat mesela pazar yoktur, dediğimiz gibi. Ne çok korkar insan. Caddeye doğru, bir gece yarısı ilerlerken her şeye rağmen yine de bir arka sokak olduğu düşüncesiyle ilerliyordum. Başka arka sokalar gibi değil fakat. Olsa olsa birkaç kedi, belki bir kirpi bir evin bahçesinden diğer bahçesine ilerliyor olur. En fazla gizem mizem unsuru bunlar olur. Cadde alabildiğine boştu. Kafamın içindeki gibi değildi. Hal böyle olunca, yani kafadaki plan program, aynı yukarda pazar öyküsü olasılığında olduğu gibi çok korkmamakla birlikte sallandım biraz. Hiçbir kebapçı açık değildi. İlerlerdim, ilerledim... Bir çi'köfteci gördüm. [KALIN]Turhal'[/KALIN]a her gelişimde belki ta uzaklardan belki biraz daha yakınlardan, fakat gelince işte, faaliyet alanı değişmiş dükkanlardan biri idi bu. [KALIN]Amasya[/KALIN] yoluna bakıyordu. Az ilerde ırmak vardı. Köprü de vardı üzerinde. Sevinmekle birlikte, çünkü karnım çok açtı, hafızamı ikide bir tadilat yapmaktan bıktığımı fark ettim. Ne vardı yani! Dursa idi o çok eskilerden hatırladığım...şey...şey...şey dükkanı işte... itiraf ediyorum, hatırlamıyorum ne olduğunu. Ne dükkanı idi? İlki,ikincisi, üçüncüsü... Öncekileri de hatırlamıyorsam şimdikine ne şaşırıyordum? Bir şeyin yeni olduğunu bilmek için eskinin ne olduğunu hatırlamak lazım. Hatırlamadığıma göre neye şaşırıyordum şimdi? Fakat sevincim baskın geldi. 12 sıkım 5 lira dedi. Az acılısından olsun dedim. Saat 24.00'e iyice yaklaşmıştı. İki genç kadın, bir de genç kız girdi içeri ben kapının eşiğindeyken. Dürüm sardıracaklarmış. O anda öğrendim ki çi'köftenin dürümü de olurmuş. Kızmak geçti içimden kadınlara. Ben zorlanırken düşünsel platformda onlar dürüm sardırmak istiyorlardı. Hem de gecenin bir yarısı... Olacak iş değil demek geçti içimden. Olmayacak olanın ne olduğunu düşünürken delikanlı poşetli eliyle 12 çi'köfteyi sarmıştı çoktan. ... Geri dönerken aynı güzergahı izledim. Sanki bir şey olmamış gibi, her sokak-ara cadde arasında sessizlikte yüzen yüzler aynıydı. Ve hepsi yine dışarıda kurulmuş masalarda oturuyorlardı. Hiç konuşmuyorlardı. Okey taşlarının şıkırtıları vardı sadece. Şıkırtılar arasında okey çakma sesleri de gelmiyor değildi ara ara. ŞŞŞak! Korkmuyor da değildim.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Teşekkürler Yoldan-daş Genel 12.03.2019
Didim, Pompei olur mu? Sosyal 02.03.2019
O ayaklar iyi ayaklar değil- Mikrop-iyolojik incelemeler Anı 25.02.2019
İnsan 4.0 Genel 13.02.2019
Çete çeteye girmiş- Koko-Bonzo-Fetö Genel 09.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019
Doğu Türkistan'da Yaşam. Benim Hayatım, Yaşananlar ve yasaklarlar Anı 18.01.2019
32 Yaşımdan 32 Öğüt Anı 10.12.2018
geçiyor mu Anı 07.12.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.