Nihal Atsız ve Kemalizm

Kemalizm ve Türkçülüğü bağdaştırdığım, ikisini birlikte değerlendirdiğim yazılara gelen tepkilerin bir bölümü, Türkçülük düşüncesinin son önderi Hüseyin Nihal Atsız'ın 1951 yılında yazdığı "Milli Birlik" adlı makalesinde Kemalizm'i eleştirdiği içindi. Nihal Atsız Kemalizm'i eleştirdiği için, bizim bu ideolojiye sahip çıkmamızın doğu olmadığı telkin ediliyor. Oysa ben görüyorum ki, kendine Türkçü diyen kesimin büyük çoğunluğu "Türk'üz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz" diye sloganlar atmaktadır. Hem Türkçü hem de Atatürkçü olmak olağan gelirken, hem Türkçü hem de Kemalist olmak neden olağan dışı bir durum olsun?

Bugün kimi isim farklılıklarına bir nokta koymak gerekiyor. Atatürkçülük ve Kemalizm aşağı yukarı aynı anlama gelmektedir. Hatta şu da denilebilir: Kemalizm, Atatürkçülükten daha ileri bir düşüncedir. Her Atatürkperver, bir Atatürkçüdür. Kemalizm ise ilke ve devrimlerine bağlılıktır. Durum bu iken, kişinin kendini Atatürkçü olarak niteleyip Kemalizm'i uyduruk bir düşünce ya da farklı bir ideoloji gibi görmesi garip oluyor.

Kişi ya koca koca yazar bozuntuları gibi, Kemalizm'in sonradan türetilmiş bir ideoloji olduğunu düşünüyor ya da Nihal Atsız böyle dediği için görmezden geliyor olabilir. 1935 kurultayında CHP'nin prensipleri "Kemalizm Prensipleri" olarak belirlenmiştir. Bu yıldan önce de gerek dış devlet temsilcileri, gerek içimizdeki kişiler "Kemalist" tanımını kullanmaktaydı. Kemalizm, sonradan uydurulmuş bir isim değildir fakat uzun bir dönem İnönü ideolojisi olarak kullanılmıştır. Nihal Atsız'ın "Milli Birlik" adlı yazısında Kemalizm'i eleştirdiği bölümler şunlardır:

"Bugün ırkçılar da, Kemalistler de Türk milleti içinde birer küçük zümredir. Irkçılık Kemalistlerin hoşuna gitmiyorsa, Kemalizm de ırkçıların hoşuna gitmiyor."

"Hatta Kemalizm denilen muazzam safsata kısmen Fransa kısmen de İtalya ve Rusya'dan alınmak suretiyle dış âlemin bir değil, birkaç merkezine birden bağlı olan, bu suretle diğerlerinden daha çok ve karmakarışık bir şekilde dışarıya bağlı bulunan bir ucubedir."

"Irkçılıkla Kemalizm arasında bir ölçüştürme yapmak gerekirse şöyle denebilir: Irkçılık, bizden olmayanların bize hep ihanet ettiklerini bilmekten doğan tarihi bir gerçeğe, Kemalizm ise otuz yılın yalan dolan propagandasına dayanmaktadır."

"Biz onların Kemalist rejimlerinin her marifetini, tehdidini, iftirasını, hapsini, işkencesini, tabutluğunu ve mezarlığını 1944'te gördük ve şatafatlı Kemalizm'in ne olduğunu anladık."

Bütün makaleyi buraya yazmama imkân yok fakat ana hatlarıyla yaptığı Kemalizm eleştirisi bunlardır. Hüseyin Nihal Atsız'ın Atatürk'e büyük saygı duyduğunu, onun hakkında bir yazı yazarken "Gazi" diye hitap ettiğini biliyoruz. Bu konu ayrı bir makale maddesidir ama şu kısa örneği vermekte yarar var:

"Mustafa Kemal Paşa iyi bir kumandan, ondan daha üstün olarak da dâhi bir siyaset adamıdır. Dağınık ve işgal altındaki Türkiye'yi birleşik olarak kurtarmak için başvurmadığı tertip, girmediği kalıp kalmamıştır. Usta bir satranççı yahut damacı nasıl on hamle, on beş hamle, hatta yirmi hamle ilerisini görerek ve düşünerek ona göre taş sürerse, Mustafa Kemal Paşa da Yunanlıların ne kadar asker çıkarılabileceğini, İngiltere'nin onları nereye kadar destekleyeceğini, Fransa ile İtalya'nın ne zaman İngiliz menfaati aleyhine gizlice çalışacağını isabetle tahmin ediyor, Türkiye'nin depolarında kaç askeri silâhlandıracak kadar tüfek ve cephane bulunduğunu biliyor, yeni çıkan komünizmden de İngiltere aleyhine ne şekilde faydalanacağını hesaplıyordu." (Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferi)

"Türkiye halkları" diye bağırıp soygunculuk yapan geri zekâlı bir anarşiste "İkinci Atatürk" diyen haysiyetsiz insanlar görüldü. Atatürkçülükten başka hiçbir prensip tanımadıklarını söyleyenler, Atatürk'ün adını unutturmak için elinden geleni yapan, para ve pullardan, resmî dairelerden resimlerini kaldırtan, mezarını yaptırtmayan İnönü'yü millî kahraman ilân ederek Anıtkabir'e gömdürdü. Millî düşmana kardeş diyen alçaklar çıktı." (Türk Budun Ökün)

Görülüyor ki Atsız'ın, Kemalizm'i eleştirirken kastettiği kişi Atatürk değil, İnönü'dür. "Kemalizm'in ne olduğunu 1944'te gördük" derken de bu kastedilmiştir. Atatürk'ün ölümünden sonra kendine Kemalist diyenlerin kim olduğu iyice düşünülürse ve yapılan işkencelerin hangi isim altında yapıldığı görülürse, Kemalizm'in Hasan Ali Yücel ve İsmet İnönü'nün elinde bir kalkan misali kullanıldığı anlaşılınca, Atsız'ın Kemalizm'i eleştirmesi haklı görülecektir. Fakat bugün Kemalizm, İnönücülük olarak değil Atatürkçülük olarak görülüyor. İnönü'yü, eğer Kemalizm muhalifleri adını ağzına almazsa, savunulma gereği duyulmuyor. İnönü'nün CHP başkanlığını kaybetmesi ile birlikte yeniden Atatürk'e dönüş başlamıştır ve Atsız bu dönüşü tam manasıyla görememiştir. Birileri Atatürk'e söven şiirler yazıp hapse girerken, hapisten çıkmak için Atatürk'e methiyeler yazıp Kemalist ilan edilirken Nihal Atsız'ın Kemalizm'i eleştirmekten başka yapacağı ne olabilir. O, zaten dalkavukluk kazanının içine düşmeden, Gazi'sine şöyle seslenmiştir:

Arkasında olmasaydı şanlı bir mazi

Bu milletten çıkar mıydı bir büyük "GAZİ"?



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.