Ohhh!

Alman mucit icadını getirip jürinin önündeki masaya koydu. Bu, düpedüz bilindik krem peynir kutusuna benziyordu. Armağan Çağlayan tavrı ile "Eee!?" dedi jüri heyetinden biri. Sonra hep bir ağızdan dediler: "Eeeğee!" Alman mucit, sabırlı görünümünü bozmadan( ki içinden ettiği Almanca küfürü sadece kendi duydu...) kapağı açtı. Beyaz önlüğünün sağ cebinden bir dilim de ekmek çıkardı. Ekmeği masaya koyar koymaz bir tutam peynir (takribi 10-15 gram) eğim büküm, "Sünger Bop" edasıyla kutudan hoplayarak ekmeğin üzerine sırçadı ve kendini, görünmez bir kahvaltı bıçağıyla görünmez bir el sürüyormuşçasına, ekmeğe sürdü. Aman Tanrım! dı, bu nasıl bir şeydi bu! Jürinin arkasındaki mini seyirci stadyumundaki seyirciler de daha yüksek tonajla, taklit ettikleri "Eeeğeee!" nidalarını "ağuuuu!vauğuvuuu"ya çevirdiler. Gıda sektöründe, hatta ve hatta sosyal hayatta devrim niteliğinde bir şeydi bu. Puanlar verildi... İtalyan mucit geldi sonra... Soluklar tutulmuş, bekleniyordu. Masaya doğru ilerleyen İtalyan fazla beklemeden elindeki küçük bordo çantadan bir torba un, bir şişe su çıkardı, bir de tabak çıkardı. Sırayla hepsini masanın üzerine koydu. En son, tabağı koydu. Tabağı masaya koyar koymaz su ve un havada kendiliğinden birleşerek makarna çubukları oluşturdular ve bilindik pişmiş haliyle tabağa salına salına, biraz bir dansöz gibi kıvıra kıvıra, kendiliğinde pişmiş halde tabağa konuverdiler. Alman mucidin icadını görmezden evvelki "Eeeeğeee!" nidalarını es geçen jüri ve arkalarında bulunan izleyiciler direkt "ağuuu! Vaouuuv!" nidalarını seslediler. Puanlar verildi... Türk mucit geldi sonra... Türk mucit sağ kolunun altına aldığı karpuzla göründü sahnede. Gergin olmakla neşeli olmak arasında gelip giden yüz ifadesi ile masaya yaklaştı. Karpuzu masaya koydu. Jüriye ve seyirciye hızlıca bir göz gezdirdi. İzleyiciler tarafından sonradan fark edilen belindeki bıçak kınındaki bıçağı aniden çekti Türk. Herkes bir anlık geri çekilme refleksi sergiledi. Türk, bu anlık toplu irkilmeyi gülümsemesiyle dağıttı. Bıçağı kaldırıp vurdu karpuzun orta yerine. Karpuz ortadan ikiye ayrıldı.İki parçası salına salına devrildi iki yana. Türk tekrar gülümsedi fakat ortada, önceki iki mucidin icadına benzer bir şey -veya en azından mantıksal bağ kurduracak bir küçük düşüncecik oluşturacak bir şey bile- yoktu izleyicilerin gözlerine göre. Kırmızı ve suları masaya damlayan iki karpuz parçası. Siyah çekirdekler. Siyah çekirdekler birden kımıldamaya başladılar. Jüri ve seyirciler, çekirdeklerin, böcek ayakları gibi ayakları oluştuğunu göremeyecek kadar uzaktılar fakat siyah çekirdeklerin kımıldadıklarını görüyorlardı. Üç-beş saniye daha geçmedi ki tüm çekirdekler karpuzun kırmızı sulu bölgelerinden aşağı, masaya doğru yürümeye başladılar..Yürüdüler, yürüdüler, masanın bacaklarında geçip, stüdyonun dört bir yanına, ve elbette jüriye ve seyircilere doğru da, dağılmaya başladılar...Türk'ün gururlu bakışları arasında. "Artık, karpuz çekirdeği temizleme sıkıntısına son!" ... İçkimi içerken bunları düşünüyordum. Nerden de geldiydi aklıma. Yürüyen karpuz çekirdekleri. Yıllar yıllar önce okumuştum bir yerlerde. Fıkra niyetine. Tabii, o zamanlar GDO hikayeleri yoktu. Vardıysa bile biz bilmiyorduk. Fakat ben şüpheleniyordum. Sevgili koyun "Doly"yi duyduğum gün(hatta daha önceleri), "Aha! Şimdi ayvayı yedik ekşi ekşi!.." demiştim ben. Zaten ne geldiyse başımıza "ben dediydim"den geldi...aslında. Bize özgürlüğü yanlış lanse etmiş olabilirler, mümkündür bu. Kimse oturup adam akılı düşünmedi bunu. Kendi b.kunu müdafaa eden b.k(bok) böceklerinden farkımız var mı diye hiç düşünmedik. Kargaya yavrusu şahan; böceğe b.oku da künefe görünür. Böyleydi herkesin hali. Fakat kimin en çok sermaye biriktirdiğini hiç bilemedik. Kapital ve artı değerler diye biz sevinirken neler gelmiş başlarımıza bilemez olmuşuz. Bugünlerde denk geldi demek ki başka düşüncelerle de söyletilme gereği. İçkim bitmişti, düşüncelerimi tamamlamak üzereyken. Kalktım, dolaptan portakal suyu şişesini aldım tekrar. Dışındaki soğukluk hoşuma gitti. Yarısını bir saatte bitirmiştim. Bardağın dibinde bir santim ya kalmış ya kalmamıştı. "Foş"urtu sesleri bırakarak bıraktı kendini portakal suyu bardağa. "Şışşşuuu" sesleri geldi sonra hem bardaktan hem de 2.5 litrelik pet şişeden. Ruhum olarak algıladığım şeyde de bir serinleme hissiyatıyla doldum taştım. "Ohhh!" dedim. ... *** [KALIN]Bazı Tavsiye Kitaplar:[/KALIN] [KALIN]Uzak Noktalara Doğru[/KALIN]- Cemil Kavukçu [KALIN]Mucizevi Mandarin [/KALIN]- Aslı Erdoğan [KALIN]Ay Hırsızı [/KALIN]- Sunay Akın [KALIN]Bazı Tavsiye Dergiler:[/KALIN] [KALIN]Cogito[/KALIN] [KALIN]Sözcükler[/KALIN] [KALIN]Doğu Batı[/KALIN] *** Hepiniz öleceksiniz!.. Yalan mı? Neyse! Sarpa sarmadan kafam, ben uçayım.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Tek bir şiir- Şiir 12.09.2019
Terkibat Günlüğü- Bir faşistin anatomisi Sağlık 06.09.2019
Kısa Öykü - Tüh Edebiyat 03.09.2019
Gereksiz sözler Evrensel 01.09.2019
Faşo Versiyon 4.0 Evrensel 28.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
KİMSE YOK MUUUUU!? Anı 27.08.2019
Yaşlı Amca Ve Kur'an Öğrenme Anı 14.07.2019
hayırlısı:) Anı 05.07.2019
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.