Turancılık

Turancılık ülküsü, Türk soyundan gelen kişilerin bağlı bulundukları Türk devletlerinin dil, kültür ve siyasi açıdan bir olması, birleşmesi ülküsüdür.

Tarihin çeşitli dönemlerinde Türkler tek devlet egemenliği altında yaşayabilmiştir. Bugün çeşitli kişiler beni Turancı olmakla, Atatürk'e ve Kemalizm'e ihanet etmekle suçluyorlar. Hiç şüphe yoktur ki bu kişiler, Atatürk'ün sözlerinin bir kısmını baş tacı edip bir kısmını yok sayan kişilerdir. Bu kişiler Atatürk'ün "Yurtta sulh cihanda sulh" sözünü duvarlara yazarken "Türkiye Türklerindir" sözünü görmezden gelirler. Nedenini sorduğumuzda, "Zamanın şartlarında o sözleri söylemek zorundaydı" derler. O halde sormak gerekir. Aynı bakış açısıyla "Yurtta sulh cihanda sulh" sözü de zamanın koşullarına göre söylenmiş olamaz mı?

1927 yılında okunan Nutuk'taki Turancılığı reddeden konuşmasını önümüze kanıt diye koyanlara şunu sormak isterim. Söylenen sözleri tarih sırasına koyup mu değerlendiriyorsunuz yoksa ideallerinize uygun gelen sözleri mi kullanıyorsunuz? Eğer tarih sırasına koyuyorsanız 1933 yılında söylenmiş şu sözü unutmuş olmanız gerekir:

"Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostluğumuz idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz, onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür... Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli."

Atatürk'ün Turancılık hakkındaki görüşlerini değerlendirdikten sonra, günümüz dünyasında Turan ülküsünün ne derece uygulanabileceğini değerlendirmek gerekir. Hem Atatürk döneminde, hem de Türkçülüğün ve Turancılığın yeniden filizlenmeye başladığı 40'lı yıllarda Turan elleri olan halklar Rus tutsaklığı altındaydı. Fakat çarlığın yıkılmasından sonra Orta Asya'daki Türkler ayrı ayrı kavimler ve boylar olarak bağımsızlıklarını ilan etmiştir. Bu durum şüphesiz ki olumsuzdur. Tek bir devlet adı olan ve o bölgeye ismi olan Türkistan adı yerine Kazakistan, Kırgızistan vs. isimlerle farklı devletler kurulması şüphesiz emperyalistlerin bölme amaçlarına hizmettir. Bu devletler Sovyet bağımsızlığından kurtulmuştur ama yazı dili olarak Rus abecesini kullanmaktadırlar. Ayrıca ulusal benliklerini ve Türk olduklarını unutmaya yüz tutmuşlar ve Türk kimliğini yalnızca Türkiye halkına mahsus bir isim olarak sanmaya başlamışlardır. Azerbaycan Türklerine Azeri, Kazakistan Türklerine Kazak diyerek biz de bu hataya düşmekteyiz. O kişiler, belki kendileri bilmese de Türk soyundan gelmektedir. Bunu bilmemize rağmen Azeri, Kırgız diyerek biz de ayrımı körüklemekteyiz.

Mesele Turancılıksa evet ben Turancıyım. Fakat hangi Turan? Bugünün koşullarında Türk devletlerinin bayraklarından, ulusal marşlarından vazgeçip tak bayrak ve tek devlet altında toplanabileceğine ihtimal vermek yanlış olur. Bugün Turan ancak çeşitli şekillerle mümkün olabilir. Avrupalılar nasıl Roma İmparatorluğunu'nun ruhunu, Avrupa Birliği adı altında tek para birimi ve üst kimlik bayrağı ile yaşatmaya çalışıyorsa, Araplar nasıl çeşitli konularda birlik olabiliyorsa biz de Türkler olarak bazı konularda birlik olabiliriz. Biz ne Arap'ız ne de Avrupalıyız. Binlerce yıllık kültürümüzün buyruğu Türklüğümüzü hatırlamamızdır. Devletin bakanı "Arap kökümüze dönmeliyiz" diye konuşursa, Arap Birliği'ne üye olmuş bir hükümet başta olursa doğaldır ki tüm Avrupalılar bizi fes giyen, kara çarşafla gezen Araplardan bir millet sanacaktır. Türk devletleri neden tek para birimi kullanamazlar, esaret altındaki soydaşlarımız ve diplomatik ilişkilerde ortak hareket için bir birlik kuramazlar. Türkiye, içlerinde en eski Türk devleti olarak bu görevi üstlenmelidir. Tabi ki kökünü Arap sanan bakanlarla, kendini Gürcü olarak niteleyen ve "Türk Arapsız yaşayamaz" şiirleri okuyan bir hükümet ile bu mümkün olamayacaktır. Fakat bir gün, Türk olduğunun bilincinde bir kişi layık olduğu makamda olduğu gün eminim doğudaki soydaşlarını hatırlayacaktır. Başındaki insanları ve yurttaşlarının tümünün Türk olmakla kıvanç duyduğu gün, bu kıvancın Azerbaycan'da, KKTC'de, Kırgızistan'da ve diğer devletlerde oluştuğu gün zafer muhakkak ki Türklüğün olacaktır.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Avrupalılar Siz Sömürdünüz Biz Yönettik Politika 19.02.2021
İSTİKBAL GÖKLERDEDİR Politika 12.02.2021
Türk Birliği Politika 25.01.2021
Güvenir Halim Kalmadı Politika 29.12.2020
KKTC SECİMLERİ ÜZERİNE Politika 26.10.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.