Taşa Ne!

... İyi ile kötünün savaşı hep sürer; fakat bilinmesi gerekir ki iyi ile kötü her zaman bildiğimiz anlamda iyi ve kötü değildir;kötü oluş, olan şeye atfedilir; iyi oluş da, olan şeye atfedilir. Savaş ise, kıran kırana olabileceği gibi, gürültülü olabileceği gibi..kimi savaşların da sessiz oluşları tüm kıran kıranalığı, tüm gürültüleri bastırır. Biz en iyisi buna, karşıtların birliği diyelim. İlk anlamında anlarsak, kan revandan kurtulamamamız söz konusu olabilir. Her şeyin her şeyi yok etmeye çalıştığı tanımlamalara gideriz ve bu tanımlar bizi de, her şeyi de yok edebilir. Karşıtlar birbirinin varlık sebebidir. Taş bir yerde durmalıdır. Başka bir yerdeki taş da durduğu yerde durmalıdır. Bazen bunlar yan yana dururlar. Onlar bile birbirinin varlık sebebidir. Alelade bir taşa baktığımızda bir taş deriz ve geçeriz; iki taş yan yana iken düşünce bir adım ötesine gider;birinin daha büyük, diğerinin daha pütürlü...olduğu düşüncesini o taşlar bize ürettirir. Bize bunları düşündürmesi bir yana, o taşların varlıkları-varlık tanımları kendi aralarında birbirini tamamlar. Ayrı oldukları için de tanım olarak birbirinin karşıtı gibi-aynı zamanda birliktelik-gibi var olurlar. Taş meselesi, taşın yerinde ağır olması ve zihne ağırlık vermesi itibarı ile ağır geldiyse -ki ağırlık sadece bir şeyleri ezebilme özelliğinden kaynaklanmaz- duvara harç ile korunaklık olabilen bir taş, aynı zamanda bir tekeri de patlatıp can alabilmesi ile de karşıtlık oluşturur. Her ne olacaksa olsun her şeyin sorumlusu taştır. Tanımları, özellikleri ise hep bir bütünlük içindedir. Herhangi bir yerde şu anda duran bir taşa bunca anlamlar yüklemeye çalışırken biz, ummadığımız taşın baş yarabileceği gerçeğini önemsiyorsak, bir korku vardır demektir. İnsanoğlu da ilginç; korkuyu yenmek için ıslık çalar..öyleyse korku ve korku önleyicinin-gülmenin-kendini kandırmaya çalışmasının bir arada bulunması ne ilginçtir. Hani yani ben korksam mesela, başka biri de korkma dese bu normal bir şey olur; hem kork hem korkma demek aynı bünyede olunca bunun altında da farklı şeyler olduğunu anlarız. Bir koltukta iki karpuz gibi, hatta daha çok. İnsan, insan olmaya korku ile başladı. Aslında, ilk önce hiçbir şeyden korkmuyordu. Sonra sonra korkmaya başladı. Korku, içinde kalabalıklar yarattı. İnsanın kendine yalan söylemesi de gerekiyordu. Hem korkmak, hem de korktuğuna madik atmaya kalkmak -ıslık çalmak- Taşın bir günahı yok elbette. Fakat, o taş baş yarabilir. Taşlar kötü değildir fakat biz onları kötü ilan etmek için elimizden geleni yaparız. Taşın düştüğü yerde sert, durduğu yerde ağırlıklı olması bizim kendimize açtığımız üçkâğıttan kaynaklanmaktadır. ...

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Teşekkürler Yoldan-daş Genel 12.03.2019
Didim, Pompei olur mu? Sosyal 02.03.2019
O ayaklar iyi ayaklar değil- Mikrop-iyolojik incelemeler Anı 25.02.2019
İnsan 4.0 Genel 13.02.2019
Çete çeteye girmiş- Koko-Bonzo-Fetö Genel 09.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019
Doğu Türkistan'da Yaşam. Benim Hayatım, Yaşananlar ve yasaklarlar Anı 18.01.2019
32 Yaşımdan 32 Öğüt Anı 10.12.2018
geçiyor mu Anı 07.12.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.