Geride Kalan

Eskiye nazaran daha az özlüyorum; eskiden, çok özlerim dediğim şeyleri. İlerde de muhakkak eskiye nazaran daha az özlüyorum da kalmayacak. Nazarı itibarda adının anılması bile söz konusu olmayacak. Bu sebeplerle baktım, yolun karşısında her gün duran ve şu gün itibarıyla da, tekrar, ağaçlara ve ot yığınlarına, iki yıldır aynı yolun aynı tarafını izleyen öğrencilerine, bisikletli çocuklara, kargalara, kedilere, kaplumbağalara..baktım. Kaplumbağa... Nereye gitmek istediğinden eminmiş gibi davranıyordu. Telli ve raylı bahçe kapısı bir adam genişliğinde aralanmıştı. O ise kapının altındaki yaklaşık on beş santimetrelik boşluktan geçmek istiyordu. Boyutuna bakılırsa, çocuk sayılmasa da gençten bir kaplumbağaydı. Hareketleri, bir kaplumbağa imajındaki yavaşlığa oranla hızlı sayılırdı. Zannımca, cesurdu da. Siyah inci gibi parlayan gözlerinin olduğu sevimli kafasını sık sık dışarı çıkarıp duruyordu. Kapının rayına doğru oluşmuş çakıl taşlı küçük meyil üzerinde arka ayakları küçük küçük toz bulutları oluşturuyordu. Bu kadar inatçı ve cesur olmasını, çabasını bahçe içerisinde bir akrabası olduğuna yordumdu. Belki bir gece yarısı, bir önceki gece bir yakını, belki annesi, belki kardeşi bu bahçeden içeri girmiş olmalıydı.Arka ayaklarıyla patinaj yapıp duran küçük bir araba gibiydi de. Ayağımın ucu ile yavaşça geriye çevirmeye çalıştımdı. Ben geri çevirmeye çalıştıkça o inatla kapının altındaki boşluktan geçme çabasını sürdürüyordu. Fakat kaplumbağanın yüksekliği buna müsait değildi. Alıp kaplumbağayı karşıdaki, kenarı bol otluklu, bol çalılıklı sınıra bırakmıştık. Bugün, en son, okul bahçesinden bir hacı murat çıktı. Alt komşumdu. Oğlunun karnesini almaya gelmişti. Oğlu, akıllı biri. Henüz birinci sınıfta. Bu sene sonunda bitirdi birinci sınıfı. Bahçe içindeki kumlarla, diğer çocuklara nazaran daha farklı ilgileniyor. Bir yağmur yağsa, okul kapısının eşiğinin altından geçen su tahliye borusuna kadar, hiç usanmadan kanallar açıyor. Bir kısmını açıyor, sonra dikkatlice düşünüyor, sonra devam ediyor. İşini bitirince uzaktan seyrediyor. Çilli bir çocuk. Bunun bir de küçük kız kardeşi var. O da elbette alt komşum benim. O alt dairenin kapısı, herhangi bir zaman herhangi bir sebeple açıldığında bu günahsız sabinin bağırtılarını duyuyorum;çoğunlukla ağlıyor. Evinden sıkılıyor sanırım; gitmek istiyor;bunu bağırtılarıyla anlatmaya çalışıyor. Yıllar geçtikten sonra, onu olduğu yerde durdurmayan bir meslek sahibi olacak veya öyle bir konumda. Yapamaz ise istediklerini, örtecek üstünü ve çığlıkları hiç bilmediği dışavurumlara dönecek. Dışardan eve gelirken bu bıcırık kızcağızı balkonun demirine tırmanırken görürdüm arada bir. Neyse..Kısacası, alt dairedeki komşunun oğlu önemli işler yapacak ilerde. Ona da baktım. Bugün okula gelmemişti. Baktım ona da yolun karşı tarafına baktığım gibi... Karşıdan geçenlerin ve belki onun da hafızalarında kalıcı olacak olan şey kaldırımda sigara içen bir kişi silueti olacak. Biraz önce genç bir kadın geçti. Her gün geçiyor okulun önünden. Yakın zamanda bir iş buldu, o da kocası gibi çalışıyor. Saçlarını bugün bukle bukle yaptırmış veya yapmış. O, son 5 aydır geçiyordu okulun önünden. Çocuğu bu okulda okuyor. Kocası ile birlikte sabahları okula bırakıp gidiyorlar. Kadın biraz bekliyor okulun önünde. Otobüs bekliyor. Türkan Şoray'a benziyor. Otobüs geliyor ve gidiyor, o da kocası da. Olmadık zamanlarda ortaya çıkıp bana bakmaktan usanmayan biri var. İki yıla yakın zamandır bakıyor, hiç olmadık zamanlarda ortaya çıkıp. Bugün yine yakaladı bakışlarımı, ben sağa sola bakarken. Köşe bakkalının yarım yamalak sundurmasının altında duruyordu. Kaskatı olmuş gibi durması, benden önce miydi, sonra mıydı emin değilim. Sol elini, omuzlarına kadar uzanan sarı saçlarının arasından çekmedi, ben ona bakarken. Uzun, lacivert bir eteği vardı. Solmuş mavi renkli bir de tişörtü. Ceset gibi beyaz yüzü. Gözleri çipil çipil. İki yıl, benim hakkımda planlar kurduğunu bana düşündürecek kadar gizemli durmuştu...Aşık desem..değil; en az bir kere bile insanın eli ayağı birbirine dolaşır insanın..fakat yok. Etrafından, önünden gelip geçenleri bile delip geçtiğini hissettiğim bakışları var...Kaldırma çıktığımda, yokuş yukarı biraz yürüdüm, onun bakışlarından kurtulmak için. Hafiften, başımı çevirdim geriye. O da bakkalın, beni görebileceği köşesine kadar gelmiş, yine bakıyordu. Beyaza yakın yüzünü bana çevirmişti yine... Şimdiye kadar yanına gidip de neden baktığını sormak istemedim. Fakat ona bir ad koydum: Plan Kurucu. Esti öyle, bir sebebi yok. Bir şey yaptığı da yok bakmaktan başka. Öğle arası okulda hiç kimse kalmamıştı benden başka. Koridora da baktım,üst kattaki. Seri bir şekilde. İki saat önce son sınıflar, son günleri olması sebebiyle kudurma kredilerini kullanıyorlardı. Okulu yıkacaklar sandımdı. Sınıflarına yöneleyim dedimdi, sonra vazgeçtimdi. Boş koridora bakarken, seneye de aynı gürültüleri duyar gibi oldum. Hizmetli Ali bey, koridorları paspaslamıştı. Islaklık kokuyordu loş koridor... Sonra, sıkılıp okul dışına çıktım. Kaldırıma çıktım. Kapıdan çıkarken ben, çilli çocuğun su kanalı sorunsuz çalışıyordu. Yağmur yağmamıştı fakat bahçe sulama esnasında sular biraz taşar gibi olmuştu. Kanal çalışıyordu. Su, asfalt yola, bildiği gibi yayılıyordu. Islak asfalta da baktım. Islaklığı, araba tekerleri yukarı kadar çekmeye çalışıyorlardı. Üç-beş metre sonra sonlanıyordu tekerlek izleri. Hayli hayli benim hizama kadar gelebiliyordu izler. Kısacası, hepsine baktım... Onlar.. bana bakmayı istediklerinde, aynı kaldırımın aynı yerine, hep sigara içen bir boşluk-bir siluet hatırlayacaklar; ben ise onların her hallerini...

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Tek bir şiir- Şiir 12.09.2019
Terkibat Günlüğü- Bir faşistin anatomisi Sağlık 06.09.2019
Kısa Öykü - Tüh Edebiyat 03.09.2019
Gereksiz sözler Evrensel 01.09.2019
Faşo Versiyon 4.0 Evrensel 28.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
KİMSE YOK MUUUUU!? Anı 27.08.2019
Yaşlı Amca Ve Kur'an Öğrenme Anı 14.07.2019
hayırlısı:) Anı 05.07.2019
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.