Günlük - Boxerlı Günler

İnsanın rahatlama yollarından biri de kendisi gibi düşünen insanların varlığından emin olmaktır. Rahatlamak, sadece, anlık veya kısa süreli bir rahatlamak anlamına gelmiyor. Yaşayıp giderken, bir şeye bakarken, bir yorum yaparken, bir şeyleri isterken, duygu ve düşüncelerin emin bir yerde temellendirilmesi eylemi çoğu zaman bu mekanizma ile işler . "Onlar da onaylıyor...Evet...demek ki yapmalıyım...doğru...ohh..rahatım...her şey normal...ohh.." gibi. [KALIN]Tokat[/KALIN]'ta pek kış yaşamadık. Kuzine kurulu olduğu halde -ki buraya geldiğimden beri yaz-kış kurulu, kışın hiç soba yakmadım. Gerekli zamanlarda, odamın bir köşesinde [KALIN]Gestapo[/KALIN] gibi duran Infrared ısıtıcı ile rahat rahat geçirdim kışı. Şimdi ise Boxerlı günler geldi. Hiç değilse evin içinin biraz serin olmasını dilemem boşuna çünkü kaldığım ev sabahtan akşama kadar güneş alıyor. Bu bir avantaj gibi gözükse de, şimdi pek bir avantajlı değil. Perdeler her zamanki gibi kapatıyor pencereyi. Yakında "Drakula" olacağım. Fakat hayır, olamam. Bu sıcaklarda nasıl "Drakula" olunabilir!.. Vampirler açık tenli olur. Çok karardım hem! Kapkara oldum. Askerde iken de çok kararmıştım. Ankara- [KALIN]Polatlı Topçu Ve Füze Okulu[/KALIN]'nda acemiliği icra ederken, fena kavrulmuştuk . Acemilik yaz aylarına denk gelmişti. Arazi eğitimleri çoktu baya. Zor zamanlardı fakat güzel günlerdi aslında. [KALIN]Ankara[/KALIN]'nın bozkırları..Hele de Acı-kır. Üç tane asteğmen bölüğü vardı okulda. Benim dahil olduğum bölük üçüncü bölüktü. Her bölüğün bir de "Nick" i vardı;takma adı yani. Birinci bölük "Aslanlar", ikinci bölük -galiba "atmacalar", üçüncü bölük yani bizim bölük kobralar bölüğüydü. Bakmayın "Kobra Bölüğü" filan dendiğine. Yani öyle ahım-şahım bir özelliğimiz yoktu. Koca g.tlüler bölüğü dense daha iyiydi. Diğer birlikler bu bizim bölüğe "Yat bölüğü" derlerdi. Haklılardı aslında. Diğer iki asteğmen bölüğüne göre tatile gelmiş gibi dururduk. Komutan arada bir süründürürdü bizi, ayar vermek için. Çünkü, adımız üstümüzde "Yat bölüğüydük" biz. Ve bazen ayarımız harbiden bozulurdu. Neyse. O sıcaklarda baya bir kararmıştım. Bölük içinde lakabım da zaten kara kobraydı. "R"leri söyleyemeyen makine mühendisi bir arkadaş vardı. Bana "Kaya Kopya" derdi. Ben de sevimlilikle karşılık vermek için dilimi dışarı çıkarıp "sssüssüsüss" diye kobra animasyonu yapardım. En sevdiğim arkadaş da oydu. Yahu nerden girdim bu askerlik mevzularına! Şimdi bir bir yığıldı komik olaylar...Birini anlatayım: Kadir adlı bir arkadaş vardı. [KALIN]NBC(Nükleer-Biyolojik-Kimyasal) Kadir[/KALIN]. Özellikle akşam içtimalarında komutan gelmeden önce iyi kötü sıra olduğumuzda salıverirdi [KALIN]NBC[/KALIN]'yi. 150 kişilik bölük bir anda darmadağın olurdu. Zaman içerisinde, bir eğlence haline gelmişti bu durum. Millet sıkılıyordu yani. Ve sıkıntıdan, böyle tuhaf eğlenceler doğuyordu. Bölüğe şöyle bir baktığınızda, hepsi okumuş çocuklardı...; mühendisler, savcılar, öğretmenler...Böyle bir kitlenin, askerlik gibi pek çok rutinin olduğu bir ortamda "sapıtması" kadar doğal bir şey yok. Zaman içerisinde [KALIN]NBC Kadir[/KALIN]'in çırakları da oldu. Bu çıraklar, bölük içinde stajlarını yaptıktan sonra, beş-on metre uzaklığımızdaki diğer bölükleri NBC' leyip dağıtırlardı. ... Eşekler gibi yattım, uyudum. Eskiden "Camış"lar gibi yatardım. Şimdi eşekler gibi. Sabah erken kalkmıştım, belki bir yerlere giderim diye. Fakat saat daha dokuz olmadan açık pencerelerden sıcak hava dalgaları gelmeye başlayınca, aynanın karşısına geçip kaşlarımı birkaç kere kaldırıp-indirip "ı ı" dedim. Bunu yapmak zorundaydım çünkü evden, her zaman olduğu gibi, olur-olmaz bir sebepten çıktığımda kendimle kavga etmek istemedim. Bu kendimle muhabbetlerimin kelimeye dökülmeye başlaması biraz da Özdemir Asaf ile oldu. Son dönemlerde, bilemiyorum ben mi yanlış algılıyorum, baba şairlerin derleme kitapları da çıkmaya başladı. [KALIN]Özdemir Asaf[/KALIN]'ın da, yıllar içinde yazdığı şiir kitaplarından derlenip toparlanmış seçme şiirlerini okudum-okuyorum. Yalnızlık ile ilgili çok şahane sözleri var. Mesela: "[KALIN]Yalnız/Sürekli dinleyendir/Söylenmemiş bir sözü./" ve "Yalnızın adı okunduğunda/okulda ya da yaşamda.../kimse/ burada/deyemez../ama/ yok da.[/KALIN]." Yoklama çektim kendime, kahvaltıdan sonra. Adım okundu, burada da diyemedim, yok da diyemedim. Yattım uyudum akşama kadar. Benim içinde bulunacağım dışarıdaki hayat ben yokken de kendi bildiğine gidecekti. Açık pencereden kafamı uzattım tükürdüm ve uyudum. Yani... demek istiyorum ki [KALIN]Özdemir Asaf [/KALIN]baba şairdir. Beni bile anlamış. Yine süpermarkete giderken, gidip geldiğim yolu sevdiğimi fark ettim. Burada en sevdiğim şeylerden biri Liva Cafe'ye bakmak. Giderken ağır makam fasıl geçiyordu Cafe, gelirken sessizdi. Sahibi, son bir ay içinde birtakım değişiklikler de yaptı Cafe'de. Adını ve türünü tam bilmediğim sarı ve büyük tuğlalarla döşetti ön cephenin önünü. Kırmızı küçük tuğlalarla sütunlar yaptırdı. On santimetre kalınlığında halatlar astırdı bu bir metrelik sütunlar arasına. Sanırım gemi imajı vermeye çalıştı. Gemiye benzedi Liva Cafe. Buradan gitmeden bir defa da olsa bir kahve içeceğim orada. Yakında gideceğim buradan. Hiç unutmayacağım yer bu Cafe olacak.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Teşekkürler Yoldan-daş Genel 12.03.2019
Didim, Pompei olur mu? Sosyal 02.03.2019
O ayaklar iyi ayaklar değil- Mikrop-iyolojik incelemeler Anı 25.02.2019
İnsan 4.0 Genel 13.02.2019
Çete çeteye girmiş- Koko-Bonzo-Fetö Genel 09.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019
Doğu Türkistan'da Yaşam. Benim Hayatım, Yaşananlar ve yasaklarlar Anı 18.01.2019
32 Yaşımdan 32 Öğüt Anı 10.12.2018
geçiyor mu Anı 07.12.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.