Ben Şair Değilim

Bugün alışılmışın dışında bir konu ile karşınızdayım.

Tahminen dört yıldır elim ders dışında kalem tutar. Kendimce bir şeyler karalarım. Kendimi Türkçü biri olarak tanımlamışımdır. Bu tanım yıllardır hiç değişmedi. Dört yıldır kalem tutan bu eller de genellikle bu iki konu hakkında yazılar yazdı. Güncel siyasi olaylar hakkında da günü yakalamak adına çeşitli yazılarım olmuştur. Fakat bunları ömürlü olduğu için fazla tercih etmem. Daha çok uzun süre yayınlanabilecek ve uzun zaman sonra bile okunabilecek yazılar yazmayı seviyorum.

Bunlara "Kemalizm ve Türkçülük", "Dogmacılığa Kemalizm'de Yer Yoktur" , "Atsızcılar Nasıl CHP'ye Geçti" "Atsız'ın Dini İnancı" örnek verilebilir. Tabiidir ki eli kalem tutan her genç adam gibi adına şiir denilebilecek sıralı dörtlüklerim de vardır. Ben, yazdığım şiirleri pek fazla beğenmem. Yıllar sonra aynı şiiri yeniden okuduğumda aynı tadı vermediğini ve acemi elle yazıldığını görürüm. Bu da insanın sürekli gelişmesinden ve kelime dağarcığının fazlalaşmasından olmalıdır. Kendi çapımda yazdığım bu şiirleri, çeşitli sitelerde yayınlarım. Mesela ideolojik bir konusu varsa siyasi bir sitede bunu yayınlarım ve tepkileri beklerim. "Üçyüzbir" adlı bir şiirim vardır. Türklüğe hakaret edenlerin yargılanmasını içeren bu maddeyi kaldırmak isteyenlere tepki amacıyla yazdığım bu şiirde şöyle diyordum.

Var iken dokuzyüz yirmi üç

Sönmemişken kırkdörtlerin ateşi

Bir, üçyüz bir mi korur Türkleri

Bu şiir Kemalist sitelerde yayınlanır ve okunur. Kısmen de olsa beğenilir. Tepki de görmüştür. "Kağan Bahadır'ın şiirleri kaldırılsın" diye grup bile açan küçük arkadaşlarımızı zamanla tanıdım.

Dediğim gibi yazdığım şiirleri fazla beğenmem. Bu beğenemediğim şiirleri de genellikle yakınlarıma okuturum. Murat ve Mehmet adlı zevklerine güvendiğim iki dostum vardır. Bu iki arkadaşıma okutup onayını aldığım şiirleri de genellikle yayınlarım, beğenmediklerini yayınlamam. Bu "büyük jüri"ye bazen annem de dahil olur. Kadın gözüyle beğenilmesi şiirin estetik olduğunu gösterir. Şiirlerimi beğenen ve özellikle siteme dahi girip seçip okuyan, içinden şiir ismi sayabilecek kadar ilgili hanım kimseler de tanıdım ama onlar yalnızca okuyucum olduklarını anlamadılar ya da ben anlatamadım. Ne yazık ki artık okuyucum olma şansına da erişemiyorlar.

Konumuza dönmek gerekirse... Bunları neden anlatıyorum? Geçenlerde bir mesaj geldi. Tahminimce "Yürüyorum Ölüme Doğru" adlı şiirimi okuyup yazmış. Er kişi, mesajda şöyle diyor: "Yazınızı okudum. Hıçkırıklar boğazımda düğümlendi. Ne yapacağımı bilemedim. Dışarı cıktım biraz hava aldım. Tekrar okudum dayanamadım. İnternet kafede hüngür hüngür ağladım. Ölüme dayanamadım. Çekip gitmene dayanamadım... Bir dada ölümlü yazılar yazma olur mu?" Mesaj kutusuna böyle bir yazı gelirse ne hissedersiniz? Üstelik bunu yazan biri, resminden gördüğüm kadarıyla yaşı büyükçe biriyse... İlk başta dalga geçmiş diye düşündüm. Tabii edebiyat yazıyorsak, edebi metinler ortaya koyuyorsak dalga geçme anlamında (!) işaretini kullanması gerektiğini herhalde biliyordur diye düşündüm. Yazılara yorum getirebiliyorsa, hele bir de bunu yapan kişi kendi de edebi (!) metinle ortaya koyuyorsa insan bunu az da olsa bekliyor. Bu mesajı gerçek düşüncelerini ortaya koyarak söylediğini düşünelim. Bir kere benim çekip gittiğim yok. Öldüğüm de yok. Gayet sağ selim buradayım. Ölüm birçok şiirde malzeme edilmiştir. "Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü" bir şiir değil midir? Her ne kadar kıyas edilmek (!) istemesem de bu şiirde de ölüm kullanılmıştır. Ayrıca benim şiirlerimde öyle hüngür hüngür ağlanacak, dışarı çıkıp hava almaya sebep olacak kadar yoğun bir edebi havayı da ben göremiyorum. Zaten ben, konu başlığında da yazdığım gibi şair değilim. Böyle bir hevesim, iddiam ya da amacım yok... Bunu meslek olarak edinmiş ve şahane işler ortaya koyan, kendine de gururla şair diyebilecek insanlar bol... Fakat bazı kişiler için üzülerek söylemeliyim; ben bir şair değilim ama şiir yazmaya devam edeceğim.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Hoş geldin 35 Yaşım :) Anı 16.01.2021
Kendine Saygısı Olmayan Anı 29.09.2020
Samimiyet Anı 19.09.2020
29.05.2020 Cuma Tarihe Not (günlük) Anı 31.05.2020
Dersimizi aldık mı? Anı 27.03.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.