ÖNCE GÖREV SONRA İNSANLIK - Biber Gazında Yumurta -

Hopa... Hepinizce malum... Bilgi edinme kanunu kapsamında soruldu polise " ne kadar gaz kullanıldı ve ne kadar polis görev aldı" diye. Cevap dolandı dolandı durdu... Altında kötü niyet, belki birkaç buza arandı... Sonuçta şöyle bir yazıyla muhterem bir cevap geldi. "Devlet sırrı"..."Yeteri kadar polis"... "Ölçülü gaz kullanıldı"... Şimdi sormazlar mı? Devlet sırrı olan bir şeyi niye halkın gözüne yüzene sıkarak paylaşıyorsun o zaman. Hem bunun ölçüsü nedir? Daha ne kadar kullanıldığını söylemeden ölçülü olduğunu nerden bileceğiz... Atılmamış yumurta... Taş... Sopa... Hepsi silah sayılırken, biber gazı ve cop niye silahtan sayılmıyor. Niye kullanımı özellikle toplumsal olaylarda zorlaştırılmıyor. En ufak bir sloganda hemen copu, biber gazını, tazyikli suyu sıkmak meydanların sesini kesmek, demokrasinin sesini kesmek, rengârenk çizilmesi gereken tabloyu tek renge mahkûm etmek değil midir? Hem niye söylenemiyor ne kadar gaz kullanıldığı... Demek ki stokları eritecek nitelikte de ondan açıklanamıyor. Sonuçta muhteviyatını açıklayın da biz de evde kendimize yapalım demiyoruz ki. Zaten yemeye zor buluyoruz biberi bir de gazınla mı uğraşacağız... Tabii ki görevini yapacak polis. Ancak toplumsal olaylarda fitil ateşleyici olarak değil o fitili söndüren olarak... Tabii ki cop da kullanacak gaz da tazyikli su da ancak hepsinin kullanımı ve izin alımı zorlaştırılmalı ki insan haklarına verdiğimiz değeri ülkemizle birlikte, dünyaya da gösterelim... Tabii ki taşa, sopaya karşılık verecek polis lakin insanların üstüne giderek, ezerek, çullanarak değil, bilakis geri çekilerek, uzlaşarak, zor kullanmayı en son çare bularak... Tabi ki görevini yapacak polis lakin görev uğruna insan haklarını hiçe sayarak, o suratına gaz sıkılmış, coplanmış insanları yok sayarak değil... Bakın daha hafızalarımızdan silinmeyen karakolda gözaltına alınan kadının dayak olayı... Üstelik bir de haberi çıktı kadın konsomatrismiş diye. Olsa ne olacak güzel kardeşim. Konsomatris diye insanlıktan mı azledilmiş oluyor... Bir de kendini korumak için savundu diye ona şiddet uygulayanlardan daha çok ceza isteniyor. Niye? Düğme kopmuş, gömlek yırtılmış diye... Yani aslında görünen dokunulmazlık milletvekillerinde, görünmeyeni ise kim bilir kimde dedirtecek cinsten... Ne yapsaydı kadın; vurun kardeşim vurun ben kolayca ölmem, bünyem kaldırır deyip hazır ol da mı bekleseydi. Nasıl olsa onlar vurdukça hacıyatmaz misali ben düşmem deyip kum torbası edasıyla dursa mıydı? Ne yapsaydı hayatın her anında şiddete uğrayan, kadın... Ne yapsa suç sayılacaktı anlaşılan... Tabii ki görevini yapacak polis, insanlığını ve karşısındakinin insan olduğunu unutmadan... Şiddeti çare olarak görmeden...

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yaprak Gibi Yüreğim... Edebiyat 26.11.2018
Gezegenlikten Kopan Genlerim Edebiyat 25.11.2018
Kısıktır Sesim Politika 05.02.2017
Max Jacob – Seçme Şiirler Kültür / Sanat 29.04.2016
Kürk Mantolu Madonna Kültür / Sanat 25.02.2016

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.