BİR SOL HAREKETİN ÇÖKÜŞÜ (YÜRÜYÜŞ DERGİSİ, HALK CEPHESİ)

Yürüyüş dergisi yargı kararı ile toplatılınca ikinci bir alternatif dergi olan Halk Gerçeği (Yürüyüş'ün alternatifidir, yazanlar ve okuyanlar aynıdır. Halk Cephesi'nindir.) işini gücünü bıraktı, gündem hakkında yazı yazmıyor, teorik yazılar hiçbir zaman yazmadığı gibi yine yazmıyor, onun yerine son iki hatta Yürüyüş de dahil olursa bu kervana üç haftadır Halkevleri'ne, Devrimci Yol geleneğine, ÖDP'ye, Birgün gazetesine, Dikmen vadisinin ve Hopa'nın örgütlü insanlarına saldırıyor. Bu iddiaları Halkevleri ciddiye almadı ve hiçbir cevap yazmadı sebebi açıktır, Yürüyüş dergisinin ve Halk Gerçeği dergisinin kullandığı üslup dar grupçu bir üsluptur, sağ sapma bir üsluptur ve bazı yerlerinde de insanı çileden çıkaracak kadar yalan, tahrik edici bir üsluptur. Devrimci Yol geleneğine sahip çıkan bir grup dergi çevresinin kurduğu Devrimci Hareket iddialara çok sert bir cevap verdi fakat Halkevleri ciddiye bile alınacak bulmadı. Ben ise Halkevleri'nden bağımsız olarak bir Devrimci Yol geleneğine sahip çıkan Liseli Genç Umut üyesi olarak bu iddialara cevap vermek ve bu saygısızlığa bir nokta koymak istiyorum. Yürüyüş dergisinin 291. sayısının 47. sayfasındaki başlık aynen şöyle: Devrimcilere Karşı "Tavizsiz", Düzene Karşı Uzlaşmacı Bir Yol: DY(Devrimci Yol). Öncelikle başlıklarındaki açık tahrike cevap vermek gerekiyor. Devrimcilere karşı tavizsiz diyen bu zihniyetin ESP ile BDP ile Feministler ile resmi sorunları vardır. Gizli sorunları ise say say bitmez çünkü hemen hemen bütün fraksiyonlarla kavgalıdırlar. Dostları ve beraber eylem yaptıkları gruplar da kendileri gibi dar kadrolardır, zaman bu örgütü yalnızlaştırmıştır. Düzene karşı uzlaşmacı bir yol ise herkesin anladığı kadardır. Örneğin Halk Cepheli arkadaşlar bunu silaha sarılmamak olarak algılıyor. Bu gülünçtür. Silahlı mücadelenin şartları daha oluşmamıştır. Silahlı mücadelenin şartlarından birisi geniş bir kitle olmasıdır. 1977'de ve faşist cuntaya kadarki süreçte en geniş kitle Devrimci Yol kitlesidir. İşçilerde en etkili örgüt DİSK'ten sonra yine Devrimci Yol'dur, köylü bölgelerinde ve kasabalardaki-gecekondu halkındaki örgütlenmesi ise tartışılamayacak boyutta ileridir. O tarihlerde bile silahlı mücadeleye geçişte bir duraksama ve direnenememe sorunu yaşanmışken Halk Cephesi nasıl olur da günümüzde silahlı mücadelenin tek çizgi olduğunu iddia eder? Örgütlenmeliyiz, dar kadrolar ile devrim olmaz. Devrim, işçilerin, köylülerin ve emekçilerin legal potansiyeli ile ve illegal olarak bir savaş partisinin mücadelesiyle başarıya ulaşır. Bunu geçiyoruz. Eleştirimizi yazıda anlatılan Dikmen Vadisi olayını açıklamakla yapmayacağız çünkü Halk Cephesi'nin Ankara kıskançlıkları ve bu konudaki uydurulan hikayeler yaz yaz bitmez. "11-14 Ağustos tarihindeki saldırının ardından Halk Cephesi, Halkevciler ile sürekli konuşmaya çalışmışlardır. Konuşmalardan bir sonuç çıkmadığı için 16 Ekim'de Halk Cepheliler olayı anlatan bildiriyi, oradaki halka dağıtmak için Dikmen?e gitmişlerdir." Halk Cephesi yazdığı cümlelerde bile çelişkiye düşüyor. Halkevciler ile konuşmaya çalıştık diyorlar ardından da konuşmadan bir sonuç çıkmadı diyorlar. Bir başka yazılarında da hiç konuşamadılar, kaçtılar gibi ifadeler var. Doğrusu nedir? Ne konuşulmuştur? Ne olmuştur da konuşmadan sonuç çıkmamıştır? Ayrıca olayı halka güya anlatan aslında tahrik eden ve yalan dolu bir bildirinin dağıtılmasına Halkevciler neden izin versin? Bu yazıda daha fazla iddia yok, bu yüzden cevaplama gereği görmüyorum çünkü yazılanlar kanıtlanamayacak iddialar zinciridir tek derdi Cephe'nin çöküşünü durdurmak ve Halkevleri'nin ilerleyişini yavaşlatmaktır. Yazık. Halk Gerçeği dergisinin 17. sayısında da Halkevleri'ne saldırı var. Bu yazı üzerinde fazla durmamız gerekecek sanırım. Başlıkla bir derdimiz yok, klasik Halk Cephesi üslubu. İkinci paragrafa baktığımızda "Reformizm de uzun yıllar sonra ilk kez oligarşinin saldırılarının hedefi oldu." gibi büyük bir yalanla karşı karşıya kalıyoruz. Arkadaşlar reformizmin ne demek olduğunu unutmuş olabilirler, doğaldır her zaman kendi gündemleri olduğundan ama araştırmak çok da zor değil. Türkiye'deki reformist birçok hareketin lideri de tutuklanmıştır, birçok legal parti de kapatılmıştır. Bu cümlede kastedilen reformist örgüt Halkevleri'dir ve ilk defa devletin Halkevleri ile uğraşarak reformiz ile uğraştığını ileri sürmektedirler yani kendi eleştirilerine ortam sağlamak için büyük ve tarihi bir yalan söylemişlerdir. "Metin Lokumcu?nun öldürülmesi sonrasında yapılan protestolarda çok sayıda Halkevci ve ÖDP?li gözaltına alınarak tutuklandı. Bu tutuklamalar devrimcilik yapıldığı için değil kendi deyimleriyle muhalefet yaptıkları ve AKP'nin de en küçük bir muhalefete bile tahammülsüz olduğu için yaşanmıştır." (sayfa 17) Bu kadar büyük bir terbiyesizlik olabilir mi? Katledilen Metin yoldaş Devrimci Yol geleneğinden gelen bir Halkevcidir. Hopa'daki haklı mücadele ile ilgili tek bir olumlu ya da olumsuz yazamayan (halkın tepkisinden korkan) Halk Cephesi olaylar bittikten aylar sonra meydanı boş bulunca bunları yazma cüretini kendisinde bulmuştur. Bu arkadaşlar birçok Halkevcinin tutuklandığını burada yazıyorlar fakat 18. sayılarında sayfa 32'den başlayan Halkevleri'ne yazdıkları yazılarda hiç tutuklunuz yok diyorlar. Polise ve AKP'ye Hopa'yı dar eden, sokaklarda polisle çatışan ve barikatlar kuran Karadeniz'in yiğit devrimcileri Halkevci ve Devrimci Yol geleneğinden oldukları için Halk Cephesi'ne göre devrimci değil muhaliflermiş. Peki... Sokağı Özgür Bırak adlı Öğrenci Kolektifleri'nin çok ses getiren ve çok da başarılı kampanyanın temelinin solla ya da sosyalizmle bir ilgisi olmadığını belirtmişler fakat ortada bir örnek yok biz neye yorum yapalım. Sizce hangisi daha mantıklıdır? "Füze Kalkanı Değil Parasız Eğitim İstiyoruz!" sloganını mı "Sokağı Özgür Bırak" mı? F Tiplerinde cenazelerimiz çıkarken görmezden gelenler yeni yeni tecritle ve F Tipleriyle karşılaşıyorlar gibi sağ üslupla yazılmış cümleyi şiddetle kınıyorum. Birçok Devrimci Yol'cu akla hayale gelmeyecek işkencelerden geçmiştir ayrıca acılarını, yasını bu örgüt bir intikam ve sidik yarışı olarak görmüştür. Sadece linçe uğrayan kendileriymiş gibi yazmışlar bir de. Edirne'deki linç olayından bahsediyorlar, başka bir olay yok çünkü yakın zamanda. Polis baskısı zaten tüm örgütlere yapılıyor ama sivil faşistlerin Halk Cephesi'ne yaptıkları linç sayısı daha azdır. Kolektifler KTÜ'de her hafta linçe uğruyor, tabi bu arkadaşların kendi mahallelerinden dışarı bakamadıkları için üniversite mücadeleleri pek umurlarında değil. Bir de karşılaştırmaya çalışıyorlar. "Dergilerine bir tane toplatma gelmez, hakkında bir dava açılmaz. Bir tane tutsağı yoktur." Sert konuşacağım ama bunu yazmak düpedüz sahtekatlıktır. Şuanda Kolektif üyesi ve Halkevci birçok kişi tutsaktır. Sadece kendi tutsaklarına ağlayan Halk Cephesi Hopa duruşmasında ve sonu zaferle biten direnişte yer almadı. Yarın devamı gelecek.


Yazıya yapılan bütün yorumlar

Bayram 17.12.2019

Bu konuyla ilgili birkaç yazı daha okudum . ama açık olmak gerekirse sizin yazınız bir sokak kabadayısı dili tarzında ... Biri yada birilerine akıl verecek kişinin ne kadar birikimli olduğu ,kullandığı usluptan anlaşılır . bence siz burada bırakın yazmayı onlar kendi aralarındaki sorunu çözecek olgunluktalar diye dusunuyorum.

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.