Yazar hakkında bilgiler


Yazarport - SU UZMANI

Mahlas:  SU UZMANI

Köşe Adı:  TÜRKİYEDE SU KAYNAKLARI ve AMBALAJLI SU SEKTÖRÜ

Açıklama:  Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Türk girişimcilerin içeride ve dışarıda uzun uğraşı, emek, alınteri ve yatırımla elde ettikleri pazar paylarını yabancı sermaye birer birer satın alıyor. Rekabet Kurulu, 2016’da 107 Türk şirketinin yabancı şirketler tarafından satın alınmasına izin verdi. Satışlar 2017 yılında da devam etti. Her satış Türk ekonomisinin yerli sanayi kaybı oluyor. Çünkü satılanların ardından yeni gelenler yok ve yenilerin gelmesi için daha çok çaba ve yatırım gerekiyor. Yabancılar ülkemize ileri teknoloji getirmiyorlar sadece kar oranına bakıyorlar. Kritik, stratejik ve önemli firmalarımızı da satın alıp karlarına kar katlıyorlar. Bazıları rekabeti önlediği gibi pazarı da ele geçiriyor. Bizim mühendisimiz ve işçilerimiz de onların yanında çalışıyor. Kimileri ülkemize yabancı sermaye geldi diye sevinirken bana göre de Milli sanayimiz kan kaybediyor. En çok satın alma yapan ülkeler ABD, Almanya, Hollanda, İspanya, Belçika ,Fransa ve katar. Katarlıların son zamanlardaki Türkiye’de dikkat çeken yatırımlarının büyüklüğü ise 18 milyar doları buldu. Yabancı yatırımcılar birçok yerli su firmasını da bünyesine katmış durumda. Danone-Hayat, Sırma , Coca Cola-Damla, Nestle-Erikli-Alaçam , Pepsi-Aquafina, Dy-do Drinco-SAKA gibi satın almalar bunlardan sadece birkaçını oluşturuyor. Öte yandan dünyadaki su kaynaklarının giderek tükeniyor oluşu, Türkiye`nin ise doğal su kaynakları bakımından zengin bir ülke oluşu bu ilginin nedenini açıklıyor. Damacanaların kirliliği ile gündeme gelen su sektörü, her geçen gün büyüyen bir pazar. Buna karşılık pazardaki yabancı payı dikkat çekiyor. Yabancı şirketler sektördeki ilk 10 şirketle yüzde 50`ye yakın pazar payına sahip. Öte yandan ambalajlı su sektöründe bu gelişmeler yaşanırken dünyayı önümüzdeki yıllarda susuzluk bekliyor. Amerikan Ulusal İstihbarat Müdürlüğü`nün raporuna göre, dünyada içme suyu kaynakları, 2040 yılına kadar küresel talebe cevap veremeyecek duruma gelecek. Dolayısıyla 2020`den sonra su savaşları yaşanabilir. 22 Mart Dünya Su Günü`nde yayımlanan raporda; Ortadoğu, Güney Asya ve Kuzey Afrika, su kıtlığının en şiddetli hissedileceği bölgeler olarak sıralandı. Su kaynaklarına ilişkin sıkıntı, gelişmekte olan ülkelerin hidroelektrik santrallerinden enerji elde edilmesini güçleştirecek, ekonomik potansiyellerini olumsuz etkileyecek. Önümüzdeki 10 yıl için su savaşları öngörüsü yapılmasa da, hâlihazırda 7 milyar olan dünya nüfusunun artışı bu hızla sürdükçe, su kaynaklarının azalması ve kirlenmesiyle yeni sorunlar ortaya çıkabilir. Öyle ki, 2030`da su talebi ile arzı arasındaki fark, yüzde 40`a çıkacak. Su, uluslararası ilişkilerde bir silah yada baskı unsuru haline gelecek. Küresel ısınmanın su kaynakları üzerindeki etkisi, 2040`tan sonra daha da artabilir. Tabi ben 2020 yılında dünyada su savaşlarının olacağını düşünmüyorum. Ama bir baskı unsuru olarak tavizler vermemize neden olabilir. LEVENT KIRMIZITOPRAK KİMYA MÜHENDİSİ