Yazarport  

Eposta: Şifre:
08 Eylül 2010 Çarşamba - 04:05

Su Üstüne Yazılar

Yavuz Arıtürk Yavuz Arıtürk

09 Şubat 2010 Salı

Edebiyat

MEDİNE MEMİ VEYA BİR GÖZ AĞLARKEN ÖBÜR GÖZ GÜLMEZ

Yeni bir şey öğrenmek utanç vermiştir her zaman bana. Bu gün yeni bir şey öğrendim, yine utandım.

Yer yarılsa da içine girsem diye düşündüğüm an bir Kızılderili atasözünü hatırladım, "Ağlamaktan korkma!" diyordu okyanus ötesinden bir bilge, "Çünkü zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir."

Bu toprağın pîrleri de "Bir göz ağlarken öbür göz gülmez" demişti. Öyleyse iki gözü iki çeşme ağlayacaksın. Hem de doya doya.

Hem, ağlamak kalbi yıkamak değil mi?

Ben, tüm bedenim erinç içinde gülse bile, bir gözümün sürekli ağlamasını isterim.

Bedenimin ve ruhumun iyiliğine karşı duyduğum utançla.

Evet, utanç duyarım.

Diri diri toprağa gömülen kızlarımı unutun hele.

Sokakta selpak satan,

Sırtına alıp tartıyormuş gibi yorgun bir halde tartalım abi diye bağıran,

Utangaç bir tavırla terlikleri gösterip ayakkabımı boyamaya çalışan,

Bir ekmek alabilmek için on simit satmak zorunda kalan,

Daha gün doğmadan sanayi sitesinin yolunu tutan çocukları gördükçe bozum kaplar bedenimi.

Utanırım.

Hoş, okul ve ev arasında sırtında çantasıyla yürüyen çocukların daha iyi durumda olduklarını kim söyleyebilir ki!

Evde kendilerini yorgun, tatminsiz ve asabi bir annenin,

Sorumluluklarını yerine getirememenin verdiği öfkeyle bağırıp çağıran bir babanın beklemediğini kim bilebilir ki!

Ya okulda?

Esir kampını denetleyen bir Fransız generali edasıyla koridorda yürüyen okul müdürleri görmedik mi?

Peki ya tüm sınıfın karşısında, genellikle arka sıralarda oturan bir öğrenciye "aptal!" diye bağırmamış kaç öğretmen var?

Okul, ev ve iş dışında bir yaşama alanları daha var çocukların; yaşıtlarıyla oyun oynamak için toplandıkları sokaklar.

Peki, sokaklar çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimi açısından daha mı sağlıklı?

Kim demiş!

İşte, buyurun:

Ayağımı kaldırıma çarpmam, kırmasam tırnağımı, yaşıyor olduğumu hatırlamayacaktım belki... Ve canımı yakmasam, hayatta olduğumu fark etmeyecektim...

Acımasız geceler çökünce şehre.
Bir ürkek türküyü mırıldanır dudaklar.
Dile düğüm düşer, kil keser çehre.
Kimsesiz çocuklarla oyalanır sokaklar.

Çıngar koptu!
Ve şimdi,
Adım adım boşalıyor sokaklar.
Geride,
Kırık topuklar,
Kaldırıma taşmış çöp yığınları,
Tedavülden kalkmış bozuk paralar,
Boş bira kutuları,
Ve ben varım...

Ben mi?
Şiirle tanıştırıp
Elimden mi tuttunuz,
Siz mi?
Yazık ki sokaklarda bir çocuk unuttunuz...

Yazarın önceki yazıları:


YARIM KALMIŞ BİR YAŞAM VEYA TAMAMLANMIŞ BİR İNTİHAR
EY BENİM DOSTLARIM, DOST YOK!
NUSH İLE USLANMAMA HAKKI
BEN ÖLEYİM ÜCRALARDA, EY ŞEHİR ULEMASI
İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ, TAPINMA İHTİYACI VE BİZ
LİNÇ KÜLTÜRÜ, İSA PEYGAMBER VE BİZ
Yazarın TÜM YAZILARI
Yazarı takibe al

Yazıya yapılan yorumlar:

Ümit Sönmez 09.02.2010 11:23:32
"...
Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
Fabrika değil sanki bir okul bahçesinde
İşte o an dişliler kapmış iki elini
Böyle ödemiş yavrum rüyanın bedelini
...
" (Yusuf Hayaloğlu)
 

Yazıya eklenen yorumları takibe al
Yorumunuz:
 Numarayı giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Editörden

ModeratörModeratör
Merhaba


Geçen Sene Bugün...

Çetin KorkmazÇetin Korkmaz
DUMANSIZ HAVAYMIŞ

Azat DulkadirAzat Dulkadir
KOSKOCAMAN BİR HİÇ YALNIZLIK...

Ahmet TunçayAhmet Tunçay
Gelme...


RSS | Tavsiye edin | İletişim Formu | Yazım Kuralları | Bağlantılar
Yazarport'ta yayımlanan köşe yazılarının içeriğinden yazarlar sorumludur.
Yazartport'ta yayımlanan köşe yazıları kaynak gösterilmeden alınamaz.