Yazarport  

Eposta: Şifre:
08 Eylül 2010 Çarşamba - 03:59

Ahu Yi Felek Mum, Ben Şamdan

Azat Dulkadir Azat Dulkadir - mhsn_617(et)hotmail(nokta)com

09 Şubat 2010 Salı

Edebiyat

AŞK - DOSTLUK ÇATIŞMASI

(aşk mı? - dostluk mu?)
...
...
...
Hayırsız bir aşk uğruna gözyaşı dökmenin moda olduğu şu dönemlerde, başımızı omzuna dayadığımız, içimizi döktüğümüz veya en olmazsa olmazımız dediğimiz aşklarımıza dahi bedel diyebileceğimiz kaç dostumuz var diye düşündünüz mü hiç?

Aşkın ve dostluğun anlamsız bir şekilde kıyaslandığı ve bundan sonra da kıyaslanmaya mahkum şu alemde kaçınız mantıklı birkaç cümle kurabildiniz, kaçınız cevap verebilmek adına başınızı duvara vurdunuz, kaçınız sonuca varabildi söylermisiniz?

Ben o dipsiz, karanlık kuyudan kovamı çektim çıkardım ve tek bir tümceye ulaşabildim: DOSTLUK...

Bir gün biri çıkar karşımıza ve monotonluktan çoktan iç geçirmeye başlamış hayatımıza hareket, siyaha boyanmış hayatımızı ise siyah beyaz bir film edasına kavuşturur. Bizde rengarenk bir dünyanın en gökkuşağı kısmında hissediveririz kendimizi. Bunun peşin sıra aşık oldum deriz ne kadar meşakatli bir sınav olduğunu bilmediğimiz aşkın.

Peki ya dostluk;
Böyle midir dostluk dediğimiz kavram?
Aşkı anlatırken "biri çıkar karşımıza" diye başlarız söze. Fakat dost sıfatını taktığımız kutsal kişi sonradan çıkmaz, o hep vardır. Bazen geç farkedebiliyoruz bunu fakat vardır. Ufak bir illüzyon yalnızca.

Dost dediğimizle ne zaman karanlık olmuştur, ne zaman bulanıklaşmıştır ki yaşamımız? Sıkıldığımız,
Kendimizle başbaşa kaldığımızı düşündüğümüz, duvarların ise yalnız olduğumuz her güne bir çizik attığımız pis hapishane duvarı olarak gördüğümüz en ürkütücü anlarda hep yanımızdadır oysaki. Hiç yalnız kalmamışızdır halbuki. Göz yanılsaması diye tabir edebiliriz bunu.

Ya bitiş noktası...
Aşk başlığı altında faaliyet gösterdiğimiz kuramın illa ki yokmudur bir gün finali? Her zaman hüsran değil midir bu finaller? Bu son damlalar hüsran olmasaydı eğer final diye birşeyi olabilirmiydi aşk yokuşunun? Nice Leyla ve Mecnun'ları, nice Kerem ile Aslı'ları, nice Tahir'leri, Zühre'leri tüketmedi mi bir yudum mutluluk uğruna aşk? Tabiri caizse incir çekirdeğini doldurmayacak kadar küçük yanlış anlaşılmalar ile, anlamsız bir kıskançlık uğruna savaş meydanına çevirdiğimiz sürtüşmeler ile veya geçmişte uğruna dirsek çürüttüğümüz, sonra ki dönemlerde ise tek taraflı ilgisizlik olarak düşünülen sözümona sözde ilgisizliklerle bile acımasızca nokta konulabilen aşk dediğimiz bu üç harfli illet şey nasıl olur da dostluğun tarif etmekte tarifsiz kaldığımız, kötüye yorucu tek bir kelimenin bile dudaklarımızdan boşalamayan kavramıyla kıyaslanabilir hala anlayabilmiş değilim...

Yeri gelmişken;
Dostluk biter mi hiç?
O bizim yanlışlarımızı doğruya bükmek için çaba harcamaz mı sürekli, o değil midir bizimle ağlayan, gülen? O değil midir bizim mutluluğumuz uğruna kendi mutluluğuyla kumar masasında profesyonel bir kumarbaz misali oynayan? Ertesinde oturup gülüştüğümüz şakalaşmalar dışında dostla aramızda sürtüşme yaşayabilir miyiz? Dostumuz değil midir karşılık beklemeden hayırlı işlerimize vesile olan?
Peki ya ilgisizlik denilen eylemsizlik iki dost arasında söz konusu dahi olabilir mi siz söyleyin?
Ya siz söyleyin finali olabilir mi asla dostluğun?

Aşk her zaman bir bardak su değil midir?
Susadığımızda içtiğimiz ve doyduktan sonra yıkanması üzre bardağını bi kenara bıraktığımız duygu değil midir?
Aşk her zaman bir duş değil midir?
Onunla yatıp kalkıp sonradan üzerimize sinen kokusunu, kirini bir duş seansıyla üzerimizden attığımız bir durum değil midir?
En başta söz ettiğim gibi yalnızca tek düzeyde giden günlerimize iki lokmalık zigzagdır her zaman aşk.

Dostluk nedir?
Dostluk bizim iyiye yönelik eylemlerimizden ibaret değil midir?
Dost dediğimiz o kişiyle "kötü" başlığı altında hiç bir faaliyet segileyebilr miyiz? Dostumuz her vakit bizim için adeta bir sivil toplum ve yardımlaşma derneği gibidir. Hayırlı işlerimize karşılık alkışlayan, ödüllendiren ve bununla mutlu olan bir kurumdur aslında dost.
Her şeye rağmen sıyrılmayı başararak herhangibir olumsuz davranışta bulunursak bile bu hatayı yakın bildiklerimizin en iyi bildiği işlerden biri olan yüzümüze sille gibi indirmesinin aksine onu düzeltmek için çabalar durur, sonucunun ne olacağı önemli olmadan her türlü kötü davranışımızın sahibi olmayı kabul edebilendir dost.

Boşuna mı dedim hayırsız aşk diye..?
Farkettiniz mi; aşkın olumlu yönlerini saymaya kalktığımızda, bunların yalnızca gelip geçici eylemlerden öte olmayan durumlardan öte bir durum sayamıyoruz. Dostluğun ise ucsuz bucaksız masmavi bir deniz berraklığında ki samimiyetinden fazla yorum yapamadığımızı...

Unutmayın;
Her daim susayıp(aşık olmak), su (aşk) içebilir, bardağını ise bir kenara atabiliriz(hüsran final).
Ama her zaman dostluk dediğimiz derneklerin kapısından içeri adım atamayabiliriz, kısıtlı özel durumlarımıza karşılık aşk aramaktan ziyade, her zaman herşeyimiz olan bir dostumuz olması gerektiğini unutmayın.

Aşk kavramının farklı farklı dillerde farklı farklı kıtalara ulaştırabildiğimizi ama bunun yanında dostluğun filmlerimize başrol oyuncumuzmuş gibi kıymet görmesi gerektiğini unutmayın.

Haydi kendimize gelelim ve yaşlarımızı aşk uğruna dökmektense, mutluluklarımıza sevinç gözyaşları olarak akıtalım.

Dostlukları aşka karşın birinci sıraya koyup aşkı yalnızca musluğa başımızı dayayıp su içmek kadar doğal halimizle tadında yaşayalım.

Şu saçma kıyastan artık kurtulmanın vakti geldi unutmayın...


azaT duLkadiR...
08/02/2010


Yazarın önceki yazıları:


BİR 'OLMAZ'LIK DİZİSİ (13bölüm beklemeden yayından kaldırılmalı)
SOL YANIM ACIYOR
Çok Zor
tanıştığımıza memnun oldum AŞK
M. Kandemir'e
Bizim hikayemiz
O'na
Yine yine yine
KOSKOCAMAN BİR HİÇ YALNIZLIK...
BENİM OLANI İSTİYORUM
Yazarın TÜM YAZILARI
Yazarı takibe al

Yazıya yapılan yorumlar:

Azat Dulkadir 09.02.2010 20:03:26
bu konuda hemen hemen herkesin söyleyeceği bir kaç cümlesi vardır mutlaka...
 

Yazıya eklenen yorumları takibe al
Yorumunuz:
 Numarayı giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Editörden

ModeratörModeratör
Merhaba


Geçen Sene Bugün...

Çetin KorkmazÇetin Korkmaz
DUMANSIZ HAVAYMIŞ

Azat DulkadirAzat Dulkadir
KOSKOCAMAN BİR HİÇ YALNIZLIK...

Ahmet TunçayAhmet Tunçay
Gelme...


RSS | Tavsiye edin | İletişim Formu | Yazım Kuralları | Bağlantılar
Yazarport'ta yayımlanan köşe yazılarının içeriğinden yazarlar sorumludur.
Yazartport'ta yayımlanan köşe yazıları kaynak gösterilmeden alınamaz.