UNUTULAN BİLİM ÖNDERLERİMİZ-1
XX. ve XXI. yüzyıllar içinde, sömürgecilik mantığını ve metodunu değiştirerek, kültür emperyalizmine yöneldi. Bu süreç gelişmiş ülkelerin, ikinci ve üçüncü dünya ülkelerinde kendi eğitim kurumlarını ve modellerini oluşturmasıyla başladı. Amaç bellidir, kendi kültürlerini yaymak ve diğer alt kültür olarak adlandırdıkları kültürleri eritmekti. Batı, kendisini bilimin ve bilgininin efendisi olarak görmüş ve dünyaya da bu sloganı çeşitli ve farklı yöntemlerle kabul ettirmiştir. Gerçektende ülkemizde ve diğer gelişime muhtaç ülkelerde bilimin, tekniğin ve teknolojinin tarihi gelişiminin batıya ait olduğunu kabul ederiz. Mim Kemal Öke : " Türkiye'de bilim tarihi öğretilmez, öğretilse, İslam ilme manidir safsatasıyla ideolojiye payanda edilmek için kullanılır. Batıda bilim tarihi ciddi bir disiplindir. O tedristen geçerseniz, bugün bilim adına ne varsa Batıdandır dersiniz. Onun için değil midir ki zaten, Avrupa Müslümanları hep 'cehaletle' suçlamıştır" ifadeleriyle Batının bakış açısını dile getirmiştir. 150 yıllık bir süreç içersinde toplumumuza öğretilen ve bilinçaltımıza varıncaya kadar bize dikte edilen "bilginin gelişiminde sadece batı vardır" taassubunu biraz olsun kırmak için kendi kültürümüzde yetişmiş bilginlerimizi tarihin tozlu raflarından alarak keşiflerini ve bilime katkılarını tanıtmaya çalışalım:
İbn-i Sina ( 980- 1037) Bu dahi bilim adamı 20 li yaşlarında çeşitli bilim dallarında eserler vermeye başladı. Felsefe, mantık, ahlak, tıp, matematik, astroloji, müzik, dilbilgisi ve fıkıh, bu dalların sadece birkaçıydı. İbni Sinanın "El Kanun fit Tıp" kitabı, hiç kuşkusuz en önemli ve en ünlü yapıtıdır. ibni Sinanın öğretileri, Rönesans döneminin üniversitelerinin birinci eğitim kitabı oldu. Sir William Osler'in değişiyle, "Bu Kanun adlı tıp eseri, tıpta her çağın kutsal kitabı oldu." bu muhteşem kitap Avrupa'nın başlıca üniversitelerinde 600 yıl boyunca okutulan temel başvuru kaynağı oldu. İbni Sina, tıpta cıvayı ilk kullanan kişidir. Ameliyatlarda uyutucu ilacı, suyun kaynatma usuluyle mikroptan temizlenmesini ve jeoloji biliminin temellerini atan da yine İbni Sinadır.
Harizmi (780- 850) Cebir biliminin kurucusu olarak kabul edilir. Sıfırı matematiğe kazandırmıştır. Logaritmayı kurmuştur. Bağdat'ta dünyanın en büyük rasathanesini kurmuştur. en önemli eseri, Hisabü'l- Cebr vel- Mukabele'dir. sonraları da Latince'ye çevrilen kitap, matematik bilimi tarihinde çok özel bir yer tutuyor. bu kitapla cebir, batıda bağımsız bir matematik disiplini olarak tanınmaya başlamış, dahası Arap kavramsal matematik sisteminin batı dünyası tarafından kabulünü sağlamıştı. Harizmi kitabını yazarken, bilinmeyen için "şey", a ve b katsayıları için "dirhem" ve z ile katsayı çarpımları içinde "kaab" sözçüğünü kullanmıştı. Endülüslü Müslüman matematikçilerin metinleri ile İspanyolcaya "xay" olarak çevrilen "şey" kelimesi, zamanla değişerek, matematikteki ünlü "x" kavramına dönüştü. Modern matematik disiplininde ki adıyla "tek bilinmeyenli ikinci dereceden denklem"i bulan, çözümünü çizim yöntemi ile yani geometrik olarak açıklayan ilk matematikçi de Harizmi idi. bir başka söylemle, bugün kullandığımız ve Avrupa kaynaklı sandığımız matematik terminolojisi, Avrupa'ya Harizmi'nin bir hediyesidir.
Hazini(Hazen) 1100- 1155) Newton'dan 500 yıl önce, "her cismin yerkürenin merkezine doğru çeken bir güç" olduğunu söylemiştir.
İbni Nefis (1210-1288) Küçük kan dolaşımını Avrupalılardan 300 yıl önce keşfetmiştir.
Ebu Bekir Er Razi (865-932) Hekim ve simyacı Ebu Bekir Muhammed ibn Zekeriya er Razi, cerrahi de dikiş malzemesi olarak ilk kez hayvan bağırsağını kullanan kişidir. Razi, ilk göz ameliyatı, alkolün tıpta kullanımı, böbrek ve mesanedeki taşların ameliyatla çıkarılması gibi pek çok ilke imza atarak tıp tarihinde sarsılmaz bir yer edinmiştir.
Ömer Hayyam( 1047-1122) Hayyamın geliştirdiği Celaleddin takvimi, bugün kullandığımız gregoryen takvimden daha dakiktir. Gregorius takvimi her 3330 yılda bir günlük hata yaparken, Celaleddin takviminde aynı sapma 5000 yılda bir gerçekleşir. Newton'a dayandırılan binom formülünü cebire kazandıran da yine Ömer Hayyamdır. Farabi (870- 970) Farabinin batı dünyasında ismi Alpharbius olarak bilinir. ayrıca ona Aristo dan sonra ikinci öğretmen de denilir. Farabi'nin batı dünyasında ki önemli tesiri, ilimlerin tasnifi sahasında görülür. Fiziki, riyazî ve metafizik ilimler, bu Avrupa da yepyeni bir keşif olarak kabul edilmiştir.
|