Yazarport  

Eposta: Şifre:
08 Eylül 2010 Çarşamba - 04:11

Ahmet Tunçay Ahmet Tunçay

08 Şubat 2010 Pazartesi

Yaşam

Her biri görev...

Dünyaya düşen her canlının görevi vardır, bazıları sadece beğenilir her an ilgi gösterilmeli şımartılmadır.

Onun görevi odur dünyada, sanki birilerinin onu beğenmesi güzel sözler söylemesi bununla mutlu olmak keyif almak hepsi bu dünyası budur, çünkü misyonu bu güzel olduğunu düşünmek.

Bazılarının da sanki göreviymiş gibi pohpohlayıp koltuk altlarını kabartmak, başka bir platform tabi onlara biz sadrazam yaveri diyelim, hay hay paşam şöylesiniz böyle güzel şöyle iyi gibisinden davranışsal gevşeklik tavırları.

Benim görevim bu değil, birilerine güzel sözler söyleyip onu mıncırmak egosuna tavansal tatminler eklenerek ah ben ne güzelim ah ben ne şirinim replikleri söyletmek üzerine tez yazacak biri değilim sanırım vakit kaybı.

Birini beğendiysen söylersin biter bu kadar diğer süslemeli sözler karşılıksız sarf edilmez diye düşündüm ampul kafamızda hareli bir rahatsızlık yaratırken.

Hiç kimsenin egolarını doyurmak gibi bir görevimiz olduğunu sanmıyorum şu dünyada, zira bundan daha önemli güzellikler olmalı, fanilik bilinciyle yetiştiğimiz toplum hayatından kopmaya yaklaştığımızda.

Tabiatımız gereği mutlaka bir erkek bir bayana hoş sözler sarf eder bunun adı kur yapmaktır.

Öküzler bile hayvanlar âleminde birbirine kur yapar kulağını ve kuyruğunu sallayarak hem de.

Neyse susuyorum.

Bazen tek bir nokta gibi olduğunuzu düşünürsünüz sonsuza uzanan tek bir nokta.

Varsın sizi hecenin sonundaki bir nokta sansınlar düşüncelerin son bulduğu duraklarda olmanız gerekliliğine bir gün uyanacaklardır nasıl olsa...

Yazarın önceki yazıları:


Saklanan Yüz...
Kontrolden çıktı...
Kardelen...
Sakin...
Işığın Gücü Boşluğa Dokunmaz...
İki Misafir...
Farklı bir yıldıza uzanmak...
Düzgün Fidan...
Pişmanlıkla Yaşamak...
Konuşamayan Adam...
Yazarın TÜM YAZILARI
Yazarı takibe al

Yazıya yapılan yorumlar:

Ahmet Tunçay 08.02.2010 12:47:28
Sayın Ayhan Şahin Bey.

Öncelikle hoş geldiniz sefa geldiniz. Değerli yorumlarınızı dikkatle okudum teşekkür ederim eksik olmayınız.

Yapmış olduğunuz yorumu yayınladım, çünk emek edip kendinizce değerlendirme yapmaya çalışmışsınız anladığınız kadaryla.

Fakat sizin iyi bir okuyucu olduğunuzu düşünmüyorum, tıpkı sizin beni yazar olarak görmediğiniz gibi, lütfen diğer yazılarımı okumayınız hatta anlamaya çalışmak gafletinde dahi bulunmayınız, bizler farklı yönlere bakan insanlarız, size cevap vermemem gerektiğini bildiğim halde zahmete girip yazımı okuma nezaketinizden dolayı cevap veriyorum.

Şiddetle ve hararetle meraklanmış olduğunuz 'Yazı' yazma ve 'Yazar' olduğumu düşünmem konusundaki sıkıntınızı gidereyim.

Ben kelimeleri birleştirip onlarla oyun oynamayı seviyorum bunu yaparken de bazı olması gereken bilindik kuralları hiçe sayıyor gibi görünebilirim.

Yazı yazıyorum tıpkı buradaki diğer arkadaşlarımız gibi, yazar olup olmadığım konusu ne sizi nede bir başkasını ilgilendiren bir konudur, ben burada insanlar çok beğensin beni alkışlasın diye bulunmuyorum sadece yazıyorum. Size iyi gelir kötü gelir okumayıverirsiniz olur biter.

Okumama beğenmeme hürriyetiniz sizin elinizde.

Sizin ne işle meşgul olduğunuzu bilemem. Belki de Türk dil kurumunda yetkili birisinizdir, sürekli yazılarımı takip etmediğiniz aşikâr, kaldı ki yazılarımı takip etmek zorunda değilsiniz, benim yazılarımı okumanız ya da okumamanız benden bir şeyler eksiltmeyecektir, sizi anlıyorum sıkıntınız edebiyatın zarar gördüğünü düşünmeniz, ya da yıllarını edebiyata vermiş bir şair, tiyatro sanatçısı olarak tatmin olmayışınız .

Düşüncelerimi kâğıda dökerek, sadece yazma eylemini gerçekleştirdiğim, özgürlüğümü bireylerle paylaşmaya çalıştığım gerçektir ve bunu ne şekilde hangi biçimde gerçekleştirdiğim sadece beni ilgilendiren bir durumdur.

'Cümle kurmaktan bile aciz imlayı hiç bilmez' iyiymiş size başarılar, bence siz bir kenara bırakmayın yola devam, kendi yazılarınızda gerektiği şekilde kullanın imlayı, acizlikler yaşamayın, zira insanlar sizi beğenmez.

Takdir etmezlerse eserlerinizi üzülürsünüz,egolarınızı istediğiniz kadar şişirebilirsiniz, belirli kalıpların dışına çıkarsanız tedirgin olursunuz.

Ne yazık ki anlaşılmak dediğiniz yalınlığın, kurallarla sarılmış uyumunda, aslında sadece yüzeyselliği sürüklediğini fark edemez bir körlüğe saplanırsınız.

Şimdi gelelim, Numaralı yalınlaştırma çabasıyla aklınızda şekil almış sorularınıza sorunlarınıza.

1-Bu bir yazıdır ve size hiçbir şey ifade etmemektedir. Doğru 10 puan.
2-Bu yazının bir ana fikri vardır. Fakat kurallar çerçevesinde saklambaç oynamaktadır. O da sizin pencerenin üzerindeki lekelere takılmanızdan dolayı size görünmemektedir, iyi okumanızı temenni ederim.

3-Bu yazıyı yazma girişiminde bulunan şahıs, o ben oluyorum sanırım, çünkü bu ısmarlama bir senaryo ya da bir piyes, hele de tiyatro hiç değil, uzmanlık gerektiren bir iş değil kısacası. Sıkıcı anlatımım olduğu sizin pencerenizden bakarsak doğrudur, iletişimde (empati) duygudaşlık denemelisiniz kavramaya çalışmadıkça hissedemezsiniz.

4-Kendime özgü bir söylem pardon, düşüncelerin kelimelerle ifadesi kaç zamandır yazıldığı an kişiye özgü söylem olmaktan çıkmıştır acaba. Çarpıcı anlatım sizi çarpmadıysa bunda benim suçum yok.

Görmemek, hissetmemekle ilgili bir durum sanırım bu, zekice buluşlardan yoksunluk gerçekten kötü bir durum olsa gerek.

Bilemedim ben bu durumu, anlamak konusuna gelince aklınızda oluşturduğum buhranın farkındayım, ne yazıktır ki bunun ilacı sizdedir, eserlerinizi kendinize özgü söylemlerle çarpıcı anlatımla zekice buluşlarla süsleyin bizleri yoksun bırakmayın ki bir gün bizlerde sizi anlayabilelim.

5-Derdini anlatamayan bir insan, gerçekten bu çok hoş bir tespit olmuş. Dert anlatmak şu ana kadar gördüğüm kadarıyla sizin ustalıkla yapmaya çalıştığınız fakat çeşitli yollarla olumsuzluklara düştüğünüzden beni anlayamadığınız gerçeğini güzel tanımladı.

Oysa siz basitsiniz yalın ne hoş, bu yalınlıkla bile anlamamaktan dertlisiniz.

Derdi anlamak: Eğer ortada bir dert olduğunu düşünüyorsanız onun çözümü de sizdedir.

Bir derdiniz varsa bunu ister paylaşırsınız ister paylaşmazsınız ve bunu birilerinin gerçekten anlamasını beklemezsiniz.

Beyefendi beni anlamayınız, bilmem anlatabildim mi?

Cümlemi düzeltme gafletine düşmüşsünüz yazık, bu cürret'i nereden buluyorsunuz Türk dil kurumunun verdiği bir yetkimidir size. Ben gelip sizin resim yaptığınız tuvalin üzerine siyah körlük sancısıyla bir kat boya sürüyormuyum. Ya da yazmış olduğunuz bir şiir'in herhangi bir satırını canım istediği gibi, kanımca bana anlamlı geldiği şekilde düzeltiyor muyum, ya da tiyatro eserinizin dekorunu değiştiriyormuyum.

Hatta çözümleyemediğim bir tiyatro eserini bile saygıyla izliyorum, yazılmış şiirleri acaba yazar burada ne demek istemiş diye irdeliyorum kendimce, ama ortaya çıkıp ta azizim bir tiyatro izledim evlere şenlik böyle rezalet yok demiyorum, beğenmemiş olabilirim bu düşünmeme engel değil, yönetmeni ve şiir'i çözümleyemediysem bu benim hatamdır.

Çevresel etkenlere takılıpta, özünü görememek sancı yaratır bünyede.

6-Bu maddeyi de okuyunca sorununuzun çok daha vahim olduğuna kanaat getirdim tabi kendi düşüncem, sorularınızla birlikte sorunlarınızı da taşımasanız çözümleme yapma çabasına girebilseydiniz bu türlü düşüncelere vakıf olmazdınız.

Fakat şunu söylemeliyim ki size gerçekten minnettarım benim dile getirmiş olduğum iki satırlık cümleler dizilimini bu kadar irdelemeniz, incelemeniz ve bunun size dert olması gerçekten beni sevindirdi, ben amacıma ulaştığımı bir kez daha anlamış oldum sayenizde.

Size bazı şeyler için neden sorusunu sordurabilmek keyif verdi.

Her bireyin düşünce yapısı farklıdır, belli kalıplara alamazsınız, gerçek olanı da düşünceyi de, birey kendisi yoktan yaratır.
Anlaşılır olmak bazen tek tarafın yargısını verip karşıt görüşü okuyucunun düşünmesine mehil verme seçeneğidir.

Yedinci sorunuzda bunu başardığımı onaylamışsınız zaten.

8- Bu da çoktan seçmeli sorunuz galiba.

Aptallık kendini akıllı ve üstün görme hastalığıdır. Bu hastalığa yakalananlar bunu hoş bir yankı sanırlar kendi gökyüzlerinin çatısızlığında.

Hâlbuki o gökyüzü her sorunda bir çözüm görebilenlerin gözlerinden bakıldığında gökkuşağını gösterir.

Farklı pencerelerden bakmaya tahammülünüz olduğu nice güzel günler dilerim.

Saygılarımla
 
Asuman Orhan 08.02.2010 12:57:04
Merhaba Ayhan Bey. Aslında cevap yazma bana asla düşmez. Ama okuyunca dayanamadım. Çünkü Ahmet Beyin yazılarını beğenerek okuyorum. Onu zorla buraya getiren insalardan biri benim. Evet Ahmet bey bir yazardır. Anlatımı bazen sıkıcı gelebilir. Ama bilimelidir ki yazar o an ne hissederse, nasıl yazmak isterse öyle yazar. Zaten Ahmet beyin de ben yazarım dediğini asla duymadım. Ya da okunma kaygısının olduğunu hiç görmedim. O sadece yazıyor. İçinden nasıl geliyorsa öyle yazıyor. Yazılarının çoğunluğu beyni zorluyor. Yani yazdıklarını önce beynimizin süzgecinden geçirmek gerekiyor. Kelime hazinesi zengindir ve bana göre bu kelimeleri kullanış biçimide gayet zekicedir. Bazı yazıları var ki insanı dumur eder. ve bazı yazıları vardır bu adam ne diyor deditrir. Fakat yazıyı bir iki defa tekrar okuduğunuzda yazarın ne demek istediği ortaya çıkar. Yani Ahmet beyin düz bir anlatımı yoktur. Okuyan kişi sadece okuyup geçemez. Durur ve bir düşünür. Belkide kendisi ile bir yüzleşir.Kelimeleri bir oya gibi işler. Ya da bir kelime bi rden çok anlam yükler. Bu yazınında elbet bir ana fikri vardır. Benim çıkardığım ana firkir de şu: insan doğası gereği pohpohlanmayı sever, ilgi görmek ister ama bu durum çoğu zaman çirkin bir hal almaktadır. İşte yazarımız bunu anlatmaya çalışmış. Fakat en can alıcı sözlerini içinde saklamış. Öfkelendi belki de, belki de aman be dedi. Ama asıl söylemek istediklerini söylemedi yuttu. Burada yine okura bir görev düştü. Eğer Ahmet bey susmasaydı ne yazardı. İşte burda okur kendi düşünceleirni söyleme ihtiyacı ya da yazma ihtiyacı duyuyor.

Yani diyeceğim. Bir yazarı anlamak için illaki tek bir yazısından yola çıkmamak gerekiyor. Yazar ne demek istiyor bunu anlamak, düşünmek gerekiyor.

Ve evet erkekler kur yapmalıdırlar ;)

Ahmet bey den ve sizden özür dilerim bir hatam olduysa eğer. Bu sözlerim Ahmet beyi aklama çabası değildir. Sadece birde Ahmet beyin bir okuru olarak benim gözümden görmenizi istedim. Bunlar benim kendi düşüncelerim.

Saygıyla
 
Ümit Sönmez 08.02.2010 15:43:41
Ahmet Hocam,
Bu abidik gubidik türler(yaşam formları) bana da saldırıyorlar arada bir. Bunların sorunları çok fazla, yazsam bitmez,belki arada bir yazarım. Zaten yazıyorum arada bir. Hatta yazdım.

Hürmetler
 
Doğuş Gürle 08.02.2010 16:33:38
Muhteşem Türk dili uzmanı sayın okurun bu yorumuna bu kadar uzun bir cevap verme gereği keşke duymasaydınız Ahmet Bey. Çünkü yazdığı 8 madde de saçma. Burası profesyonel bir site değil. Bakın sitede amatördür diyor. Yani burada herkes her dalın amatörlüğünü yapıyor. Doğal olarak noktalama işaretleride amatörce kullanılıyor. Anlatabildim mi?
 
Ümit Sönmez 09.02.2010 14:46:34
Sayın Seden T.,
Sallayan bu "adama" tempo tutalım: "Şıkıdı şıkıdı, yandaaan..sallayınız! sallayınız! muhterem! sallayınız!"
 

Yazıya eklenen yorumları takibe al
Yorumunuz:
 Numarayı giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Editörden

ModeratörModeratör
Merhaba


Geçen Sene Bugün...

Çetin KorkmazÇetin Korkmaz
DUMANSIZ HAVAYMIŞ

Azat DulkadirAzat Dulkadir
KOSKOCAMAN BİR HİÇ YALNIZLIK...

Ahmet TunçayAhmet Tunçay
Gelme...


RSS | Tavsiye edin | İletişim Formu | Yazım Kuralları | Bağlantılar
Yazarport'ta yayımlanan köşe yazılarının içeriğinden yazarlar sorumludur.
Yazartport'ta yayımlanan köşe yazıları kaynak gösterilmeden alınamaz.