Yazarport  

Eposta: Şifre:
10 Eylül 2010 Cuma - 23:01

Asuman'ın Not Defteri

Asuman Orhan Asuman Orhan

08 Şubat 2010 Pazartesi

Yaşam

Küçük Anne!

Bir çok şey söylendi arkandan küçük anne... Yeter ki insanın başına bir şey gelmesin, neler neler konuşurlar. Söylenenlerin hangisine inanacağımı bilmiyorum. Bir tek bildiğim var o da yaşadıklarını asla hak etmediğin...

Seninle çok olmadı tanıştığımız. Tanıdık kaybettik hesabı bizimkisi. Nasıl şaşırmışsın adını sorduğumda. Şaşkın bir ifade ile gülümsemiştin bana. Kim bilir belki de yadırgamıştın. Beklemiyordun değil mi, ilk gününden seninle birilerinin tanışmak isteyeceğini. Ne de olsa kantinde çalışıyordun. Bizim için kim ne iş yaparsa yapsın herkes birdir. Ve sende bunu çok kısa bir an da anlamıştın. Mutlu olmuştun. O mutluluğu hissettim. Gözünde ki morluk hepimizin dikkatini çekti. Hiç birimiz sormaya cesaret edemedik sebebini. Kendi kafamızdan fikirler yürüttük. Cesaret eden soran da olmuştur. Kimi sırf meraktan, kimi seni önemsediğinden, kimide seni aşağılamak için sormuştur. Biz sormadık, merak ettik ama sormadık. İlerleyen zamanlarda sorardık belki de. Ama o zaman yeri değildi.

Hiç birimiz bilmedik senin ne halde olduğunu, içinde ne fırtınalar koptuğunu. Bizlere baktığında neler düşünüyordun, içinden neler geçiyordu? Kızıyor muydun yoksa imreniyor muydun? Bence imreniyordun. Çünkü sıkıntıların ve korkuların vardı. O kadar yoğunluğun ve de yorgunluğun içinde asla eve dönmek istemiyordun. Bizim şımarıklıklarımıza bakıp gülüyordun ve içinden keşke diyordun.

Sonunu hiç tahmin etmiyordun. Korkuyordun ama olmaz diyordun. Hem nerden aklına gelecekti, kocan nasıl cesaret edecek yolunu kesecek, babanın ve senin üzerine kurşun yağdırıp seni öldürecek, babanı yaralı bırakacak, sonra intihar edecek, iki kızını da hem öksüz hem de yetim bırakacak....


Neyse, biz yazarlar acıyı severiz. En iyi acıyı anlatırız. En iyi yazıları acı çektiğimizde yazarız. Bu yazının en iyi bir yazı olmasını istemiyorum, hatta beklemiyorum. Senin yaşadığın bu olay ne ilk ne de son. Hemen hemen her gün bu tarz haberleri izliyor ve okuyoruz. Ah vah ediyor arkasından unutuyoruz. Üzerinde bile durmuyoruz. belki seni tanımasam, güler yüzünü, çalışma azmini görmesem, sohbet etmesem, elinden sıcak bir kahve içmesem. Ben de tıpkı diğerlerine yaptığım gibi iki ah vah eder ardından unuturdum.

Bu sefer öyle olmadı. Senin evli olduğunu düşündüm ama yakıştırmadım. Kesin babası dövmüştür dedim. 23 yaşında, evli ve iki çocuk annesi olduğunu bilmek tıpkı ölüm haberini aldığım anada ki gibi şok etti beni. Üzüldüm küçük anne hem de çok üzüldüm. Ama en çok insanların duyarsızlığına üzüldüm. Kurumumuzun, arkadaşlarımızın duyarsızlığına üzüldüm. İki gün boyunca facede duvarıma yazdım senin ölüm haberini. İsim belirtmedim, belirtmeye gerek görmedim. Gazete de yayınlanan haberini paylaştım. Kimse Asuman bu kim, bu ne demedi. Bir Allah'ın kulu ne oluyor diye sormadı. Her gün her şeye yorum yapanlar, beğenenler öylece kaldılar. Beni yadırgamışta olabilirler. İki günde tanıdığı kız için üzülüyor diye. Nende olmasın ki; şehitlerimize üzülüyorum, tepki gösteriyorum diye sen şehit yakını mısın da bu kadar üzülüp tepki gösteriyorsun diyen insancıklarla da karşılaştım.

Yani birine üzülmem için ya da birinin yasını tutmam için, bir şeylere tepki göstermem, öfkemi kusmam için illaki çok yakınım olması gerekiyor. Yani senin insan olmanın hiçbir önemi yok. Evet, uzağımda ki insanlara sadece ah vah edebilirim. Ya da kızar yazı yazabilirim. İnsan olmanın gerekliliğinden bahsedebilirim. Ama iki günde olsa tanıdığım tanıştığım bir insan için bunları yapamam.

Herkese üzülün, yas tutun demiyorum. Bu kadar da kayıtsız kalmayın diyorum. Kurumumuzdan bir öğretmen ya da bir öğrenci aynı durum da olsa inanıyorum ki bu kayıtsızlık yaşanmayacaktı. Fakat iki gün çalışmış bir elemanın durumu nende ilgilendirsin. Eminim ki çoğu kişi yokluğunu bile fark etmedi. Gerçi varlığını fark eden oldu mu ki yokluğunu fark etsinler.

Biz böyle insanlarız küçük anne. Kendi sorunlarımızla boğuşur dururuz. Küçük dertlerimizi dert edinir çevremizde ki olan bitene kulak tıkarız. Kısaca üç maymunu oynarız. Ya da hiçbir şeyi kafamıza takmaz. Şımarık şımarık günümü tamamamlarız yine üç maymunu oynayarak.

Birilerini anlamak içinse illaki aynı şeyleri yaşamamız gerekir. Aynı şekil de acı çekmemiz....

Hadi kayıtsız kalmadık, ne yapa bilirdik diyenler. Facede kumrumuzun sayfasında bu konuya değine bilirlerdi. Biz kayıtsız kaldık sen kalmadın başın göğemi erdi diyenler. Ermedi ama kendimle yüzleştim, kendimi Ebru'nun yerine koydum, insan olduğumu, haliyle de yaşadığımı fark ettim. Olaylara kayıtsız kalmadığımı gördüm.

Bu gibi olayların önüne geçemem. Ebru'nun yaşadıkları ne ilk ne de sondu. Hala buna benzer olaylar yaşanmakta. Hatta daha kötüleri. Evet üzülebilirim, iki ah vah da edebilirim. Fakat nereye kadar susarım. Oturur bir yazı yazarım. Yazımla gideni geri getiremem. Olayların seyrini de değiştirmem. Sadece tepkimi ve de öfkemi gösteririm. Ardından birkaç kişi de okur, bana hak veren de olur, kızanda. Sonuçta okunur. Bu bana bir şey kazandırmaz. Ama belki bazılarına insan olmayı hatırlatır.

Belki birkaç kişiye insan olduklarını gösterebilirim. Tek sıkıntının, tek derdin onlarda olmadığını gösterebilirim. Ya da şımarık bir yaşamın kimseye faydasının olmadığını da. Fakat en çok küçük anne Ebru'yu anlatırım. Akıllarının bir köşesine onu bıkırım. Yaşadığı zorlukları, sıkıntıları, yaşama tutunma azmini. Ders ve de örnek almak için....

İnsanca yaşayamadın küçük anne, ölümünde kötü oldu ama bana insan olduğumu hatırlattın.

Mekanın cennet olsun küçük anne. Allah kızlarını güzel bir kader versin inşallah.



Yazarın önceki yazıları:


YAKAMOZDAN!
YAKAMOZDAN!
YAKAMOZDAN!
Aileler Utansın!!
Yalnız Kalınca...
YAKAMOZDAN!
Param Var!
Anlatamam!
YAKAMOZDAN!
Aynı Nakarat
Yazarın TÜM YAZILARI
Yazarı takibe al

Yazıya yapılan yorumlar:

Hüseyin Vurdumduymaz 08.02.2010 00:44:39
dugyularını frenleyememiş gene verip veriştirmişsin akıllım... ateş düştüğü yeri yakıyor...yazında her şeyi ayan beyan açıklamışsın yorum yapmaya bile utanıyorum...
 
Asuman Orhan 08.02.2010 09:51:23
Teşekkür ederim akıllım. Yine dayanamadım işte.
 
Hüseyin Polat Bayraktar 08.02.2010 10:40:56
Bence gayet güzel bir yazı olmuş eline ve aklına sağlık!
 
Asuman Orhan 08.02.2010 11:44:02
Teşekkür ederim Hüseyin Bey.

Saygıyla
 
Asuman Orhan 08.02.2010 18:44:14
Teşekkür ederim sayın okur. Keşke isminiz bilmekde nasip olsaydı. Sizin gibi insanların var olduğunu bilmek mutlu etti beni.

Saygıyla
 
Onur Özyılmaz 09.02.2010 00:37:26
Kadının adı yok. Adı varsa bile bedeni yok. Hadi çok zorladık bedenini var ettik (Erkekler için kadın bedenden ibarettir, istisnalar kaideyi bozmaz) ama ruhu yok. Ruhu olmadığı için umudu, düşleri, beklentileri, şerefi, aklı yok...Yok yok yok ! Ama çok bilmişlik var mesela.Politik malzeme yapmak var.Sarkıntılık etmek, dövmek, kçümsemek, eksik etek demek var.Var var var ! Sonra neden kızıyorsun, neden öfkilisin diyorlar ? Olayı bilmiyorum bilmekte istemiyorum.Nice Ebrular var olucak demişsiniz Asuman Hanım, işte gerçek bu ! Durmuyor durduralamıyor ! Sıradan 3 sayfa haber olmaktan ileri geçemiyor.

Herbirşey olduk, bir tek insan olamadık. Kendine erkek diyenler Ebru'nun yerine Annelerini koysunlar ve yazıyı birde öyle okusunlar. Belki beyinlere insan kelimesi fısıldanır....
 
Asuman Orhan 09.02.2010 08:02:33
Senin yazdıkların benim yazdıklarımdan daha iyi olmuş Onur.
Teşekkür ederim.
 

Yazıya eklenen yorumları takibe al
Yorumunuz:
 Numarayı giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Editörden

ModeratörModeratör
Merhaba


Bugünkü yazılardan
En çok okunanlar

Adem Anıl SevenAdem Anıl Seven
Deniz Baykal da Evet Diyecek.

Burak CanlıBurak Canlı
Evet, Çıkarsa İhracat Bitecek...

Ahmet Doğan ŞimşekAhmet Doğan Şimşek
Hasan Sabbah'ın Haşhaşinleri

Ümit SönmezÜmit Sönmez
Kayıp Aromalı Şeker

Baran YağmurBaran Yağmur
ASGARİ ÜCRET


Geçen Sene Bugün...

Zeynep BaşakZeynep Başak
Tebrik Ederim

Ahmet TunçayAhmet Tunçay
Sel...


RSS | Tavsiye edin | İletişim Formu | Yazım Kuralları | Bağlantılar
Yazarport'ta yayımlanan köşe yazılarının içeriğinden yazarlar sorumludur.
Yazartport'ta yayımlanan köşe yazıları kaynak gösterilmeden alınamaz.