"Camiye ayakkabı ile giriliyor mu ki GATA'ya da türbanla girilsin."
Cami ile hastaneyi aynı kefeye koyan bu garabet, garabet olduğu kadar Müslümanım diyen herkesin kanını beynine sıçratması gereken sözler Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın'a ait.
"Yaparsa hoca yapar" sloganıyla, birazda CHP'li olmayan Antalyalıların sırf ideolojik bir yaklaşımla düşüncesizce desteklemesi neticesinde başkanlık koltuğuna oturan hoca, Antalya'ya hizmet namına bir çivi çakmadığı gibi kendisini o koltuğa oturtan halkı ahmak yerine koymaktan da geri durmuyor...
Antalya'nın her tarafında bilbordları "Hizmette devamlılık esastır" yazılarıyla donatıp sonrada Sayın Türel zamanında başlanan bütün hizmetlerin kapısına kilit vuran hoca, resmen Antalya halkı ile dalgasını geçiyor. (burada iki çift sözümde Ak Parti il teşkilatına var; mezbelelik ve çöplüğe dönenen bu çalışmaları canla başla savunmanız gerekmiyor mu idi? Niye her gün belgelerle, resimlerle, başlattığınız çalışmaların ne halde olduğunu Antalyalının beynine kazımıyorsunuz? Maalesef hala çok pasifsiniz... Sizinle zor!)
Üniversite rektörlüğü ve üniversiteler arası kurul başkanlığı yaptığı dönemde türbana karşı cengâverce! Savaşan hoca, nasıl bir toplum istediğini belediye başkanı olur olmaz ilk icraatı! Olan "1. ANTALYA BİRA FESTİVALİ" ile göstermiştir. Hocayı muradına erdiren Antalyalı seçmeni kutluyor ve çıktıkları kerevetin hayrını görmelerini diliyorum...(sormayın bu kerevete çıkmayı ben de bilmiyorum)
Şimdi ben merak ediyorum, birazcık duyarlılığı olan Antalya halkının, Antalyalı sivil toplum kuruluşlarının, partilerin, hocayı o koltuğa oturtan MHP'lilerin, bu garabet benzetmeye tepkileri nasıl olacak. Duymazlıktan mı gelecekler, ellerim kurusaydı da oy vermeseydim mi diyecekler, yoksa yarın binlerce kişi büyükşehir belediyesinin önüne gidip hocayı protesto mu edecek? Ak Parti, SP, BBP, MHP, Memur-Sen'in ve Hak-İş'in yarınki tavrını çok merak ediyorum. Hocaya bu lafı ettiğine pişman ettirmezseniz hepinize yazıklar olsun...
Şu tramvaylarla da ilgili bir kaç kelam etmek istiyorum... Hoca tramvaylarla 6 ay çuval taşıdıktan sonra nihayet geçen ay yolcu taşımaya başladı. Açılışta yaptığı konuşmada bu halkı ahmak yerine koyan bir sözünü bu köşede daha önce kaleme almıştım. "Vatandaş, tramvaya binmeyi 6 ayda ancak öğrenir" diyen hocaya, "az bile söylemişsiniz, sizi seçtiğimize göre en az 24 ayda ancak öğreniriz" demiştik. Geçen gün tramvaya binerken fark ettim hocanın niye bu sözü söylediğini. Meğer sözleri kendilerinin işletmeciliğe alışması ile alakalı imiş. Aslında hoca şunu söylemek istemiş, "biz bu kafayla, bu tramvayların işletmesini ancak 6 ayda öğreniriz" lafın doğrusu da bu. 2'lik, 5'lik, 10'luk vb. hazırlanan biletleri satış noktalarından alan vatandaş, tramvay durduğu an 3-4 kapıdan birden doluşuyor. Yalnızca bir kapının girişine konulan bilet okuyucu cihazın orada kuyruğa giriyorsun ve cihazın başındaki görevliye biletini verip sabırla onun bileti okutmasını bekliyorsun. 3-5 deneme sonucunda "okuttum" diyerek görevli biletini geri veriyor. Tabii bu sıra işkencesine sabredemeyenler geçip yerine oturuyor ve bedava yolculuğun keyfini! Çıkartıyor... Böylece 50 kişi biniyorsa ancak 10-15 kişi ücretli taşınıyor, ayrıca bir denetim mekanizması da yok(dolmuş değil ki mübarek, "arkadan ücretini veremeyen, para üstü alamayan var mı" diye bir ünleyen olsa!!!). Antkart gibi gerçekten teknoloji harikası bir sistemi iptal edip bu şekilde işletmecilik yapmaya çalışan bir zihniyet değil 6 ayda, 24 ayda bile zor öğrenir bu taşımacılık işini...
Sonra da hafızası 3-5 günlük ahmaklar biz oluyoruz...
Yerden göğe kadar haklısınız hocam!.. Yoksa "Camiye ayakkabı ile giriliyor mu ki GATA'ya da türbanla girilsin."diyerek ayakkabı ile türbanı, cami ile hastaneyi bir tutan birisini başkan seçermiydik!..
|