Yazarport  

Eposta: Şifre:
08 Eylül 2010 Çarşamba - 04:20

Yaşam Üzerine

Koray Y. Koray Y. (Yazar Adayı)

06 Şubat 2010 Cumartesi

Tarih

GÖZLERİME İNANAMIYORUM BÜTÜN DÜNYA İNSANLARI ASLINDA TÜRKMÜŞ!

Lise yıllarında okuduğum tarih kitapları bana bilim kurgu gibi gelirdi. Üstelik tarih kitaplarında yer almayan fakat tarih öğretmenlerimizin bize verdikleri bilgiler de bunun tuzu biberi olurdu. Geçmişini bilmeyen bir toplum geleceğini kuramaz derler. Bizim geçmişimiz bilim kurguya dayandığından geleceğimizde de bilim kurgusal faaliyetler görmekteyiz. Yani geçmişimiz kurgu olduğundan geleceğimizi de bu temellere inşa etmekteyiz. Başbakana atılan yazar kasalar, Cumhurbaşkanı'na atılan Anayasa kitapları, mecliste yaşanan gerilimli dakikalar ve yumruklaşmalar, krizin teğet geçmesi... Bu ve bunun gibi yüzlerce olay bence bilim kurgu değildir de nedir sizce...

Geçenlerde Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyetinin tarih kitaplarının taraflı yazıldığından Rum eğitim bakanı tarafından eleştirildiğini ve yakın zamanda Türkleri barbar göstermeyen ve tarafsız olan tarih kitaplarının basılacağını öğrendim. Bu bence Rumlar için büyük bir gelişmedir. Bu olayın bizi de etkilemesini umuyorum. Yani bizim tarihimizde de çöpe atılması gereken o kadar gereksiz ve abartı bilgiler bulunmakta ki bunlardan da bir an önce kurtulmamız gerekmekte diye düşünmekteyim.

Peki, nedir bunlar... Burada akademik bir araştırma yapmayacağım. Sadece bana komik gelen ve tarihimizde yer alan bilgileri size sunacağım. Yani verdiğim bilgiler tarihçilerimiz tarafından doğru olarak kabul edilebilirler ama bana yutturamazlar. İsterseniz başlayalım.

Türkler dünyaya iz bırakan bir dünya harikası yapamamışlardır. Genelde yıkıcı bir toplum olarak bilindik. Bütün dünyanın gıpta ile baktığı örneğin Çin Seddi ya da piramitler gibi yapılarımız yok. Bunun ezikliğini yaşayan tarihçilerimiz bizi inşaat şirketi değil de taşeron olarak kullanmaktan çekinmemişler ve Çin Seddi'ni Çinlilere Türklerin yaptırdığını söylemişlerdir. Yani Türk akınlarından bıkan Çinliler Çin Seddi'ni yapışlar. Bu masala aklınız alıyor mu hiç, birkaç Türk boyunun akınlarından tırsıp uzaydan bile görünen bir yapı inşa etmeleri. Hadi ettiler diyelim koskoca Çin Seddi Türkleri durdurabilmiş midir sizce? Türkler yine Çin'e girip Çin kızlarıyla sevişip hancıdan bira ve kuru et istememişler midir? Filmlerde var...

Bize atılan bir başka kazık da şudur: Bütün dünyanın Türk olması geyiği. Bu konu hakkında geçen gün yabancı bir yazarın kitabını bile gördüm dünya türktür diye. Bu söz alperenleri coştursa da beni fazla heyecanlandıran bir söz olamadı maalesef. Neden mi? Çünkü asılsız olduğunu biliyorum da ondan. Hatta bunu bilimsel bir temele bile dayandırabilirim. Alın size bilimsel temel: Yapılan araştırmalara göre her üç Türk erkeğinin birinde iktidarsızlık sorunu varmış. Yani bizim derdimiz başımızdan aşkın, bu dertleri bırakıp bütün dünyayı Türkleştiremeyiz. Bize böyle bir görev yüklemesinler lütfen. Türk erkeklerinin genelde başarısı sözeldir maalesef sayısalda sürekli sınıfta kalmaktayız.

Gelelim benim de en çok güldüğüm cümleye. Cümlemiz şu: ''Birinci Dünya Savaşı'nda Almanlar yenildiği için biz de yenilmiş sayıldık.'' Ne kadar da içli ve anlam yüklü bir cümle öyle değil mi? Bu cümle bana şunu hatırlattı Uçurtmayı Vurmasınlar filminin küçük kahramanı donunu pisletmiş ve annesi ona kızmıştır. Savunma psikolojisi içerisinde olan çocuk suçu donundaki Mickey Mouse karakterine atmıştır. Komik bir repliktir. ''Ben yapmadım Miki yaptı'' Bu cümle de buna benziyor biz yenilmedik ya Almanlar yenildi ondan yenik sayıldık yoksa doğuda Pekin, batıda da New York sınırına dayanmıştık. Anladım şanssızlık olmuş biraz.

Beceriksizliğimizi başkalarının üzerine atma konusunda bir yalan da Baltacı Mehmet Paşa'nın o dillere destan macerasıdır. Bilmeyen yoktur. Rus (sonra Alman olduğu anlaşılmıştır ve suçu yine Almanlara atmamız için de bir bahane olabilir ) Katerina ile bizim kazanovanın macerası. Katerina'yı göreniniz var mı bilmiyorum ama hayatımda gördüğüm en çirkin kadınlardan birisidir. Baltacının zevkini bilmiyorum ama inanın onunla birlikte olmak adına orduları geri çekmemiştir. Bu da diplomatik beceriksizliğimizi başkalarına yıkmanın başka bir yoludur.

Gelelim matbaa konusuna. Şöyle bir görüş hakim din adamlarının matbaayı engellemeleri sonucu Osmanlı'ya matbaanın geç gelmesi... Matbaanın kurulmasından İbrahim Müteferrika'nın ölümüne kadar geçen 20 yıllık bir dönem var. Bu dönemde sadece 17 kitap basılmış. Müteferrika'nın ölümünden sonra da 1 kitap basılmış ve 27 yıl ara verilmiştir. Buradan şunu çıkarabiliriz. İbrahim Müteferrika gerçekten de bu işin yürümesi için olağanca gücüyle çabalamış. Ama okuma yazma oranının dipte olduğu bir ülke hayal edin neredeyse sıfıra yakın okuma alışkanlığı olan bir ülke. Cahil bir toplum olduğumuzu kabul etmemek ve suçu yine başkalarına atmak. Bakın burada da din adamlarına suç atılmakta. Tamam belki din adamlarının da bunda suçu olabilir ama esas suçlusu okumayan toplumdur.

Bir de Akdeniz'in Türk gölü olma mevzusu var. Sicilya ve Malta'nın elimizde olmaması Akdeniz'i nasıl bir Türk gölü yapar. Söylediğim adalar Kardak adası gibi küçük adalar da değil.

Yazıma devam etmek isterdim ama inanın çok sinirleniyorum bu kadar yeter. Yoksa Ulubatlı Hasan'ın mermi geçirmez bedeninden tutun, gülle atmada olimpiyat birincisi Mehmet Çavuş'un Çanakkale Savaşı'nda İngilizler'in attığı bombaları sipere düşmeden tutarak karşı tarafa atma maceralarından ve hatta Piri Reis'in Google Earth'e ilham kaynağı olan ve uzaylıların bile yapma ihtimalinin Piri Peis'in yapma ihtimaline karşı ağır bastığı efsanevi haritadan da bahsetmek isterdim.

Yazımı dün duyduğum ve sır kapısına bile konu olabilecek gizemli bir tarihi olayla sonlandıracağım. Depremde yıkılan Ayasofya'nın oturtulamayan kubbesi için Hz. Muhammed'in dualar okuyarak hazırladığı harcı gönderdiği ve onarımın böyle yapıldığı söylentisi. Bu söylentiyi kim çıkardı bilmiyorum ama buradan o arkadaşa seslenmek istiyorum. Gözüm üzerinde seni bir gün yakalayacağım benden kaçamayacaksın...

Yazarın önceki yazıları:


Behlül neden puslu puslu bakıyor?
Yazarın TÜM YAZILARI
Yazarı takibe al

Yazıya eklenen yorumları takibe al
Yorumunuz:
 Numarayı giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Editörden

ModeratörModeratör
Merhaba


Geçen Sene Bugün...

Çetin KorkmazÇetin Korkmaz
DUMANSIZ HAVAYMIŞ

Azat DulkadirAzat Dulkadir
KOSKOCAMAN BİR HİÇ YALNIZLIK...

Ahmet TunçayAhmet Tunçay
Gelme...


RSS | Tavsiye edin | İletişim Formu | Yazım Kuralları | Bağlantılar
Yazarport'ta yayımlanan köşe yazılarının içeriğinden yazarlar sorumludur.
Yazartport'ta yayımlanan köşe yazıları kaynak gösterilmeden alınamaz.