Yazarport  

Eposta: Şifre:
10 Eylül 2010 Cuma - 22:46

Dülger

Tahir Kaya Tahir Kaya

05 Şubat 2010 Cuma

Yaşam

Sıla'dan Gidenlere

Derler ki;
hüsnü dillere destan olan Yusuf'u muhabbetine ikna edemeyen Zeliha,
kamçısını ister mah yüzlünün.
Avucuna alır kamçının gümüş sapını,
" hoh" deyip geri verir.
Gümüş sap, kor olmuştur;
almasıyla atması bir olur Yusuf'un.

Benim ateşimin cinsi buna benzer ki,
tasviri kabil değildir.
O harlı körüğün içine,
kör adamları ve kadınları daldıran,
benim elimdir.
Benim adım Sıla'dır.

Tam da bu şehrin, dar sokaklarıdır.
Savurduğum taş geri gelmez,
kendime aldığım kendini bilmez !
Benim adım,
çünkü Sıla'dır.

Ben ki kendimi bildirmeye tenezzül etmeyecek kadar
maruf idim.
Yakmadığım, böylece kıvama sokmadığım yürek yok idi.
Veyl ki devran döndü , zaten kendi öncesinden
daha iyisi asla gelmeyecek olan çağların en kötüsüne düştüm.
Ümit ettim ki, benim gezdirdiğim ateş, gözlerden akanla yatışsın.
Yüreklere hasret çöksün.

Artık yalnız adım kaldı benim ahşap evden;
Sıla.
Hiçbir çalgının terennüm edemediği adım;
Sıla.

Bir de, dar vakitlerde muzdarip adamların işittiği bir türkü:
"Bu ayrılık bize, ölüm getirir, Geçti dost kervanı, eyleme beni..."

Onu söyleyen benim.
Çünkü anlaşıldı ki, ahir ömrümde Kadir Mevlam, beni bana atmıştır.
Maşuk kalmamıştır, yahut kalmışsa da benim elimin ermediği dağlar ardındadır.
Ve bu kırık havayı söylemek sırası bendedir.
İşte böylece, yalnız adım kalmıştır ki,
Sıla.

O kartal bakışlı
o rengarenk gözler,
asıl görülmesi gerekenin ne olduğu hususunda
nasıl da kördür.
İhtiyaçları hususunda aldanmış müşteri.
Biriktirmek ve hep biriktirmek hususunda ise
ihtiraslı ve aceleci.
Ak sakallı bir pirden işittiydim;
Dedi ki
" Dünya fani, rızk kaygısı gereksiz ve hırs, mil çeker gözlere.."
Ben tekrar tekrar sitem ederken,
"dönmeyecekmisiniz ? " derken,
istedim ki, ben dahi, bu şehrin çocuklarında biriktirmek hasebiyle uykuya dalanlar var ise,
serptiğim su yüreklere kor düşürsün.
Ahşabın kokusu, burunlarda tütsün.

Eleğimi sallayınca, iki şey takıldı kaldı.
Biri, Zühre Yıldızı diğeri Sıla'ya hasret.

Zühre'yi anlatmak yakışıksız.
O'nun parıltısı, gören gözler için, ahşap evlerin dar sokaklarındadır.
Bilenler bilir, bilmeyenler ise, ancak dinledikleriyle yetinir.

Şimdi bana kalan;
O yıldızının aydınlattığı bu şehirde,
Kesik Minare'ye "müezzin" olmak.
Size de;
Sılaya hasret, köz içinde yanan bir yürek.

Ve sizi temin ederim,
siz dönene kadar, gidenlere müşahit bir anıt gibi
şehrin orta yerinde duran Kesik Minare'nin
bu günahkar müezzini,
asla ölmeyecek.
Zulmü ise, devam edecek.

Yazarın önceki yazıları:


HASRET
YOLCU
önemsiz tarihler
PRESA DI FINICA
SAKALLI ADAM
Çöldeyiz
AYBALA
Delik Heybe
ABARTMAK
MENDİL SATAN ÇOCUK
Yazarın TÜM YAZILARI
Yazarı takibe al

Yazıya eklenen yorumları takibe al
Yorumunuz:
 Numarayı giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Editörden

ModeratörModeratör
Merhaba


Bugünkü yazılardan
En çok okunanlar

Adem Anıl SevenAdem Anıl Seven
Deniz Baykal da Evet Diyecek.

Burak CanlıBurak Canlı
Evet, Çıkarsa İhracat Bitecek...

Ahmet Doğan ŞimşekAhmet Doğan Şimşek
Hasan Sabbah'ın Haşhaşinleri

Ümit SönmezÜmit Sönmez
Kayıp Aromalı Şeker

Baran YağmurBaran Yağmur
ASGARİ ÜCRET


Geçen Sene Bugün...

Zeynep BaşakZeynep Başak
Tebrik Ederim

Ahmet TunçayAhmet Tunçay
Sel...


RSS | Tavsiye edin | İletişim Formu | Yazım Kuralları | Bağlantılar
Yazarport'ta yayımlanan köşe yazılarının içeriğinden yazarlar sorumludur.
Yazartport'ta yayımlanan köşe yazıları kaynak gösterilmeden alınamaz.