Bayramlar : Eski Mısırda 2 çeşit bayram vardı :
1. Her sene yapılan ve Herkesin katıldığı halk bayramları : · Ölüm, ilkbahardaki Ekin veya Tahıl bayramında oynanırdı. · Mezara gömme ise Hasat zamanı yapılırdı · Tanrının dirilişi halk tarafından kutlanmazdı; ama bir koyun postundan geçerek Firavun' un hayatının yenilenmesini gösteren Sed bayramını izleyebilirlerdi.
2. Herkesin katılamadığı gizli Bayramlar: · Bazı halk bayramları arasında yapılan ve ancak tekris edilmişlerin katılabileceği gizli ayinler · İnisiyelere her gün tanrıya tapınma olanağı veren ve sonsuz hayatı belirterek ölüm sonrası tekrar dönüşümü sağlayan hayvan postu riti . Bu olay, aslında gece ve gündüzün 24 saatini yaşayarak adım adım Tanrının tekrar dirilmesiydi. Bu ritin önemli zamanları : 1. İsis ve Nephtys ' in yakınmaları / ağıtları 2. Osiris' in vücudunun tekrar oluşturulma gizleri 3. Canlanmış vücudun gizleri 4. Osiris' in tekrar dirilişi ile yorumlanan Tarımın yeniden doğuş gizleri 5. Hayvansal yeniden doğuşun gizleri ki burada sunulan kurban derileri Osiris' in kefenini oluşturuyordu: genelde bu deri bir İnek derisi oluyordu, çünkü Osiris' in annesi olan Nut, Göğün İnek Tanrıçasıydı.
Bu sır, Mısır Ritlerinin en gizlilerinden biriydi ve ilk çağlardaki ayinler esnasında Osiris' in düşmanı Seth' i yenmiş olmak için canlı canlı Mısırlıları kurban ediliyorlardı, daha sonra bu canlıları savaş esirleri gibi yabancılardan seçmeye başladılar, daha ileri tarihlerde ise hayvanları kurban ettiler. Aslında inek postu ana rahmini belirtiyordu; dolayısıyla postun içindeki ölü, doğal olarak tekrar doğacaktı ve inisiyeler tanrısal özellikleri bu doğum esnasında kazanıyorlardı.
Birazda Mitin Dinsel tarafını ele alalım: "Ölüm ve tekrar dirilme Osiris Mitinde ölümden sonra ölümsüzlüğe yola almaktır."
Mısır tarihi boyunca değişim gösteren bu mit önceleri sadece yaşayan Firavun' a aitti ve Sed Bayramı olarak kutlanırdı. Daha sonraları Ölü Firavunlar, M.Ö.1555' ten yani Thebes' te yerleşmiş olan 18. Hanedandan itibaren ise mezarı olan herkes ve nihayet mumyalanabilen herkes bu Mite dahil olabilmiştir.
Mısırlılarda Ölüm ve tekrar Doğuş konsepti : · Dünyanın oluşumu, Kaos ile Düzen arasında bir savaş değildir, fakat devamlı olarak Bir' in Birçok' a değişimidir. Başka bir değişle, Evren ve İnsanlar Yaratıcı Tanrı' nın sperm veya gözyaşlarından doğmuşlardır. İnisiyeler biliyorlardı ki Ra, özel ruhları kendisine doğru çağırıyordu ve Mezarın kapıları mühürlendiği anda tüm hayat bir güneş ışınından yayılan temel bir akışkana dönüşüyordu: Yeni doğan bu ana maddeyi vücuduna güneyden gelen bir güneş ışınından almıştı, ölümünden sonra ise bu ışının sonsuz tanrıya, yani ışığın asıl kaynağına dönmesi gerekiyordu. · Yaratıcı tanrı ( genelde Güneş tanrı ) Ölümün Efendisiydi. · Her özel vakada ölüme Tanrı karar verirdi. Ölüm, yaratılmış dünya düzeninin bir elemanıdır. Böylece Ölüm kozmogenik bir görüş ile içiçedir ve en önemlisi Evrenin mutluluk öğesidir. · Ölüm zamanının bilinmemesi nedeniyle Mısırlının bu ana tüm gücüyle hazırlanmaya çalışırlardı ve tüm çalışmalar bir amaçta odaklanırdı: "cesedin canlı kalması". Bu nedenle çalışmalar, zaman içinde değişik şekillerde görülürdü: · Yaşam sırasında : Mezarın, daha doğrusu sonsuzluk evinin hazırlanması; mobilyaların düzenlenmesi, zaman ve maddi olanaklara göre Ölüler Kitabının yazıcılara yazdırılması, · Ölümde: Mumyalanmış vücudun dağılmasını, parçalanmasını engellemek ve iç organların Kanop adındaki özel vazolarda saklanmalarını sağlanması, · Ölümden sonra: mezar evi ile mumyanın bakımı.
Anlaşılacağı üzere mezar, yaşanan dünya ile gökyüzü arasında önemli bir bağ oluşturmaktadır; çünkü : 1. Ölü aynı zamanda lahitte kapalı olarak bulunmaktadır (mumya), 2. Cenazeyi canlandıran / yaşatan Ka sayesinde, Ölü aynı zamanda lahitin dışında da bulunmaktadır, yani Ka yaratılan canlı her cismin içinde ışıyan tanrısal gücü temsil ediyordu: Mısırlılarda ölmek anlamında " Ka' sına geçmek " deyimi kullanılırdı: diğer bir deyişle kozmik enerjiye karışacak manevi kabuğa yani " dünyanın Ka sına dönmek ".... 3. İnsan başlı bir kuş olarak takdim edilen Ba = ruh sayesinde Ölü aynı zamanda sonsuz boşlukta serbestçe yer değiştirebilmektedir. Ba' nın temel işlevi, varlıkların gerçek ve paradoksal olan yüzlerinin bağlantısını sağlamaktı: görünen ile görünmeyen, geçmiş ile gelecek, gece ile gündüz, tanrılar ve insanlar arasında bağlantı sağlayan Ba' dır. Böylece kişinin aynı anda hem yeryüzünde, hem de uzayda, ayrıca hem anlık varoluşunu, hem de zaman içinde devamlılığını sağlamaktaydı: yani kişi aynı zamanda buradaki Mezar Odasında, aynı zamanda uzaklardaki Göklerdedir. Demek ki Ba Gök ile Alt Dünya arasında gidip gelmekteydi ve bu yolculuk belirli bir ritüeli izlerdi: ·Ba, gündüzleri Güneşin hüküm sürdüğü Gökyüzünde Doğudan Batıya yükselmektedir. ·Ba , geceleri ise batıda bulunan Douat adındaki Ölüler Krallığında Gece Güneşini temsil eden Osiris-Ra ile aşağılara inmektedir. Gecenin 12 saati boyunca, Alt Dünyanın yılanı Apophis tarafından korunan 12 kapıdan geçip ölüler Krallığını batıdan Doğuya yol alarak burada oturanlara ışık taşırlardı. İşte bu kayık seyahati sırasında Ölü, Osiris ile beraber tüm ölüler gibi metamorfoza uğrayarak değişim gösterirdi. Bu değişim ise 4 safhada oluşurdu:
|