Yazarport  

Eposta: Şifre:
05 Eylül 2010 Pazar - 13:19

Ahmet Tunçay Ahmet Tunçay

30 Temmuz 2009 Perşembe

Felsefe

Yanılgı...

Su hakkında şu an yaşanan farklı olacak sandığımız boşluğun dolabileceğine inanarak serinliğine davet ediliyoruz, her nefes alan yolcuyla birlikte. Derinlikler yanılsamanın gerçek görsel şölenine ev sahipliği yaparken. Suyun içinde ki görünmeyen yaşamların vücudumuza dâhil olmadan önce seslenişleri olduğunu hiçbirimiz bilmeyiz.

Yanılgı bir kuyu ise gerçekliğine inandığımız ay gibi görünenin kuyunun içindeki suya yansımasına aldanacak kaç masal biliyoruz.

İdare edebileceğin birilerinin olduğunu sanmakta bir yanılgıdır. Çünkü bireyin doğuştan gelen tek sorumluluğu vardır, o da kendini idare etme yeteneğinin farkına varabilmesi.

Buna dayanarak kendini idare edemeyen bir yanılgı daha birçok yanılgıyı doğurur. Çocukluktan çıktığımızı düşünmek aslında etraflıca düşünüldüğünde sanırım çocukça gelebilir. İstenmeyen anılarını erkenden, tüketir çocuklar, yanılgıları minimumdur.

Ve gezdiğimiz, düşündüğümüz, ürettiğimiz, her konu başlığının yanında bir süre sonra görünebilir çocuk yanılgısı.

Yanılgı, olmasını istediğimizle, olabileceği mümkünlük kazanmış arasındaki hamakta sallanırken, rahat olmamalı düşünce sesinin yankısı.

Destursuz mesajların alındıktan sonra, hızlı bir şekilde karşılığının yayılmasına sebep olan da yanılgıdır.

Peki ya yanılgıları gerçekliğin oluşmasında el freni gibi çalışan bir mekanizma sanıyorsak eğer. Aslında olduğumuzu düşündüğümüz bir şeyi olmadığımızı sanmak gibi nitelendirdiğimiz bir durum yanılgımıdır dersiniz.

Başkalarının hayatından tiyatro sahneleri araklarken yakalanıyorsanız eğer, birileri de bunu görüp sizinle paylaşmıyorsa, sizin hakkınızda yanıldığının farkına varır ve bu ortak yanılgının doruğunu oluşturur.

Yanılgı bir insan olsa durgun, sakin, çevresinde olup bitene tepkisizce salınan, yükleseniz tüm olumsuzluklardan büyük bir kefe omzuna, meyil verseniz dik durmalarına destekli desteksiz ara sıra, ne olurdu hali sizce.

Yanılgı Kuyusu yol üzerinde değil yaşadığım apartman katının arka bahçesindeydi küçükken, büyük bir arsanın ortasında melengiç dolu dallarının uzandığı, bana göre büyük bir ağacın gölgesinde. İçine kaç kere düşersen düş bir türlü akıllanmadan tekrar tekrar düşülen bir kuyu gibi yanılgı.

Yanlışa inanmak doğruluğu yanılgı, çekilebilecek acı varsa ölçüsünü belirleyebildiğin kadar da acını çekme girişimi vardır.

Olmuş bitmişse, kalmış yürümüşse, hazır olan can bulacaksa tek bir nedenle, yanılgı da hep varlığını sürdürür karar veremediğiniz her döneminizde.

Egemen olma isteği bir yanılgıdır ve bunun sonucunda ortaya çıkan yok olabileceğimiz tehlikesidir. Kendi kendinizi yok etmeyiniz hiçbir neden den ötürü. Veriler zamanla değişir ve buna ikna olduğunuz sürece de acele etmeyin, hatayı karşı tarafta aramak düşüncesine kapılarak ta işleri iyice zorlaştırmayın.

Güçlü yönetimleri her derdin devası sanma yanılgısından uzaklaştığımız ölçüde kendi kendimizi yönetmeyi ve yeni yanılgılardan uzaklaştırabildiğimiz ölçüde de bütünlüğümüzü korumuş olabileceğimiz düşüncesiyle yürüyüşünüze devam edebilirsiniz.

Yanılgılardan arınmanın başarılı yolu eskisinden kurtulmadan aceleyle yenisine adapte isteğini sürdürme tutkusudur.

Yazarın önceki yazıları:


Açılım...
Hırsız...
Delilik...
Teslimiyet...
SERUM...
Büyük - Küçük...
İki satır...
Bıçak...
Misket...
Ebediyete Kadar Olan Nedir ?
Yazarın TÜM YAZILARI
Yazarı takibe al

Yazıya yapılan yorumlar:

Hazal Seyitoğlu 30.07.2009 00:21:38
"İdare edebileceğin birilerinin olduğunu sanmakta bir yanılgıdır. Çünkü bireyin doğuştan gelen tek sorumluluğu vardır, o da kendini idare etme yeteneğinin farkına varabilmesi...." Cümlenize olan itirazımla başlayayım. Önce bir ayet meali yazayım: "Biz sizi renk renk kavim kavim yarattı ki tanışıp, kaynaşın diye."
İnsanoğlu sosyal bir varlıktık. Herşeyi ile bir başkasına muhtaçtır.
"Yanılgı bir insan olsa durgun, sakin, çevresinde olup bitene tepkisizce salınan, yükleseniz tüm olumsuzluklardan büyük bir kefe omzuna, meyil verseniz dik durmalarına destekli desteksiz ara sıra, ne olurdu hali sizce." Bence yanılgı bir insan olsaydı böyle olmazdı. Ürkek, saf ve salaklık arasında kalmış, kendi içine kapanık biri olurdu.
"Yanılgılardan arınmanın başarılı yolu eskisinden kurtulmadan aceleyle yenisine adapte isteğini sürdürme tutkusudur." Nasıl yani? Yeni bir yanılgıya kapılmak mı, demek istiyorsunuz? O zaman bir maymundan farkımız kalmazdı, öyle değil mi? Bir dalı tutmadan bir diğerini bırakmayan?
Saygılarımla,
 
Ahmet Tunçay 30.07.2009 15:21:27
Sayın Hazal Seyitoğlu

Öncelikle fikirlerimi tekrar bana sunarak kendi düşüncenizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Bu da sanırım bilgilendirme anlamında bahsetmiş olduğunuz, sizin cümlelerinizin anlamını ya da yanılgıyı güçlendirmek yolunda güzel bir adım.

Cümlelere itiraz etme hakkınız pek tabi ki bulunmaktadır. Çünkü farklı görüş ve düşünceleri paylaşmak üzere burada bulunuyoruz.

Pek tabi ki birçok düşünceden dil din ırktan insanlar bir biriyle tanışıp kaynaşıp ortak bir birlik oluşturabilirler hemfikiriz aksini iddia edemeyiz.

İnsanoğlu sosyal bir varlıktır bu da doğru. Her şeyi ile bir başkasına da muhtaç olabilir derseniz düşünürüm yerine göre göreceli bir durum olmak kaydı ile olabilir.

Fakat benim anlatmak istediklerimle ilgili bir itiraz olmamış bu bilgiyi bilimle bağdaştırabilirsinizde belki bilemem size kalmış.

Edebiyat yani sanat oluşturmak bütünlemek amacındayım.

Çünkü bilgiyi görüşle paylaşırken dahi edebi bir dilin kullanılmaması olanaksızdır aksi takdir de felsefe tek başına bir bilim olsa bende edebiyat dışında bilimsel makale yazmış olurdum.

Ben size sadece bir öneride bulunabilirim bir defa daha okumalısınız belki de yazımı.

Fakat idare edebileceğiniz birilerinin olduğuna inanmak yanılgıdır.

Kendinizi idare etmeyi başarırken bu süreç içerisinde sizin ruh dünyanıza etki eden faktörler çevresel sosyal kaynaşmaysa kastınız mümkün olabilmektedir.

Bunun yanında ben diyorum ki kişi ben bilincini oluşturma sürecinde kendini ifade edebileceği bir sosyal toplum statüsüne kendini hazırlama yolunda sürekli başkaları tarafından yönlendirmelere boyun eğmemeli.

Boyun eyerse eğer bu bir yanılgıdır. Kendini idare etme yeteneği nasıl gelişir çevresi ve yaşadığı ortam üzerinde farkında lığını güçlendirerek.

Bir başkasının ürettiği fikirlere yaptırımlara boyun eğerek onları kabullenerek değil. Kendi doğrularını yaratıp farklı düşünceleri de eleyerek kendi farkında lığına ulaşmaktan bahsediyorum.

Ben açıklamalardan çok haz almıyorum ilk defa bir şeyler yazıyorum.

Yanılgının benim tarafımdan yapılan tasviri yanılgının kendiside olabilir. Sizin tarafınızdan yapılan tasviride olabilir. Fakat bir başkası tarafından okunduğunda ise ikimizinde yapmış olduğumuz yanılgının insan olması anlatımı yanılgının kendisi olabilir.

Son açıklamama gelince ''yeni bir yanılgıya kapılmak'' Pek tabi ki evet yanılgının var oluş sebebi hiçbir zaman yok olup gitmeyeceğidir.

Hep bir yenisi tekrar eder küçük ölçekte olsa bile, İşin maymunla ilgili kısmını Antropologlara bırakmak lazım uzmanlık alanım dışında kalıyor.

Cümlemin sonuna dikkat ederseniz. Yanılgıyı tamamlaması gerekiyor yani yanılgının kendisi

Bir defa daha okumanızı ve tekrar düşünmenizi öneririm.

Nedenine gelince yazılarımı yazdıktan sonra sakin bir kafayla okuduğumda ben yazdığım halde farklı düşüncelerime ulaşabiliyorum bu da benim hoşuma gidiyor.

Sevgi ve saygıyla sorgulamanız için teşekkür ederim.
 
Asuman Orhan 30.07.2009 15:45:07
Ben her zaman söylerim ahmet Tunçayın yazıları öncelikle beynin süzgecinden bir geçirilmeli. Çünkü doğru sözler kullanıyor. doğru şeyler yazıyor. Çoğu doğruyu bilmez pek görmez ve üzerinde durmayız. Bir gösteren olduğunda da anlamakta zorlanırız. Bu açıdan beynin süzgecinden bir geçirilmeli ve anlamaya çalışılmalı.Bu yazı yine çok hoşuma gitti. Ve yazıdan kendim bir anlam çıkartmadım. Yazarın ne demek istediğine dikkat etmeye çalıştım. Böyle yapıncada yazıdan büyük keyif aldım. Ahmet Bey gerçekten harikasınız. Yazılarınızın devamını merakla bekliyorum.

Saygıyla
 

Yazıya eklenen yorumları takibe al
Yorumunuz:
 Numarayı giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Editörden

ModeratörModeratör
Merhaba


Geçen Sene Bugün...

Ahmet Doğan ŞimşekAhmet Doğan Şimşek
Ülkeyi kim satabilir (1)

Mustafa Nevruz SınacıMustafa Nevruz Sınacı
GÖNÜLLERDEKİ BAŞBAKAN


RSS | Tavsiye edin | İletişim Formu | Yazım Kuralları | Bağlantılar
Yazarport'ta yayımlanan köşe yazılarının içeriğinden yazarlar sorumludur.
Yazartport'ta yayımlanan köşe yazıları kaynak gösterilmeden alınamaz.