Yazarport  

Eposta: Şifre:
08 Eylül 2010 Çarşamba - 03:45

Hazal Seyitoğlu Hazal Seyitoğlu

30 Temmuz 2009 Perşembe

Yaşam

Ya Ölürseniz? (I. Bölüm)

Tüm canlıların iki ortak noktası vardır: Doğum ve ölüm. Bu iki nokta arasındaki doğru/eğri, hayat çizgisini oluşturur. Hayat çizgisi, düz bir çizgiden ibaret değildir ve aslında irili ufaklı birçok noktanın birleşiminden oluşur.

Doğum ve ölüm arasındaki noktalara, çaplarına göre önem atfetdebiliriz. Doğumdan sonraki önemli ilk nokta evlilik olabilir ya da iş.. sonra çocuk sahibi olmak.. sonra çocukların mürüvvetini görmek ve niyahayetinde iki gün yatak, üçüncü gün toprak... Bu çizgi olağan ve birçoğumuzun arayıp da bulamadığı bir çizgi olsa gerek.

Düz bir hayat çizginiz varsa, vasat bir hayatınız var demektir. Ne mutlu size! Fırtınalardan uzak, sakin bir sahil kasabası tadında, ne fazla ilgi ile bunalmış, ne ilgisizlik halleriyle sizi bayıltmış bir aile hayatı... Ilık bir meltem sertliğinde geçen okul yılları... Ardından, rekabate ve kurtlar sofrasına girmeden elde edilen iş ve eş... Kendinizi, eşinizi ve işinizi olduğu gibi kabullenme... Az çok standartların altında veya ayarında bir ev ve dört tekerleği olan, sizi yarı yolda bırakmayan bir araba; olsa da olur, olmasa da rahatlığı... Hayatınızın akışını değiştirecek kararlarınız, ruhsal ve maddi bedeninizi değiştiren olaylar yok ise hayatınızda, düz veya düze yakın bir hayat çizginiz varsa ne mutlu size... Bu çizgi, dünya hayatı için yeterli aslında.

Birde hayat çizgisi kalp grafiği gibi inişli çıkışlı olanlar vardır. Sürekli bir mücadele içinde, kendisi gölgesi ile kavga edenler vardır. Kendilerine sunulan her şeye itirazları, her şeye bahaneleri hazırdır. Verileni beğenmezler ve ellerindeki ile yetinmezler. Onların hayat ve mat çizgisini oluşturan diğer noktaların çapları daha büyüktür. Doğuma ve ölüme yakın büyüklükte noktalar vardır hayat çizgilerinin üzerinde. Mutlulukları ve mutsuzlukları birbirine karışmıştır. Büyük beklentiler içinde küçük mutlulukları göz ardı ederler.

Bazı insanlar neden yaşamak istemez? Kendine bahşedilen hayatı kendi elleri ile neden bitirmek ister? Bunu gerçekten yaşamak istemediği için mi yapar; yoksa sevgiye, ilgiye ve yardıma ihtiyacı olduğunu ancak bu şekilde ifade etmek için mi? Böyle olsa bile büyük bir cesaret değil midir intihar etmek. Ya ölürseniz?

Yazarın önceki yazıları:


Küçük Eylemciden 'Balkondaki Eylemciye'
Mektuptan E-maile; Günlükten Bloga
Tecavüze Uğrayan Kedinin Hazin Hikayesi
'Sex in the İstanbul' Kadınları
Ezik Erkekler, Şehvetli Kadınlar...
Dondurma mı Yesem, İskender mi?
Modern Zamanın Yeniçerileri: Korucular
Kaybolan Kelimelerle, Kaybolan Aşkları Anlatan Kitap
Kadınla Erkek Arasında Küçük Bir Fark Var
Zaman ve Mekan Kalkanı
Yazarın TÜM YAZILARI
Yazarı takibe al

Yazıya yapılan yorumlar:

Tahsin Çamlıpınarlı 30.07.2009 16:15:34
Şu hadis-i şeriften haberi olan kimselerin dümdüz bir hayat yaşamasının imkansız olduğunu düşünüyorum: "1000 kişinin rızkına VESİLE OLABİLECEK güce, yeteneğe sahip olduğu halde 100 kişiyle yetinen kimseden yarın Allah kalan 900 kişinin hesabını soracaktır."

 
Hazal Seyitoğlu 04.08.2009 14:20:01
Sevgili "Okur",
Acınıza acı kattığım için özür dilerim. Özür dilemenin hafiflettiğini zannetmiyorum ama bana düşen bu kadarı...
Kişisel bir vak'adan genele hitap eden bir yazı dizisi bu. İnsanların üzüntüleri çok taze olduğu zaman reaksiyonları farklı olur. Benim ki böyle oldu. Ben üzüntümü yazarak ifade ediyorum. Ama bu yazı acımı kazımak için değil, paylaşmak, ihtimal ve muhtemelleri ortaya dökmek içindi. Hararet içermeyen tüm yorumları yayınlarım, aynı fikri paylaşıp paylaşmamak önemli değildir.
Saygılarımla,
***
Yavuz Selim Bey,
Bu hadisi hiç duymamıştım, ama elbette hadis hafızı değilim. ama en çok bildiğimiz "komşusu açken, kendisi tok uyuyan bizden değildir" bile kendi dışımızdaki dünyadan sorumlu olduğumuzu bize bildirir. Katınızdan dolayı teşekkür ederim.
****
Birçok kişisel gelişim kitabı okudum, birkaç kerede seminerlerine katıldım. Ortak olan şu idi: İş hayatında kariyerinin üst noktasında olan, paraya doymuş, evlatları en iyi okullarda okumuz "mutsuz" insanlar var.
Bilirsiniz, Sakıp Sabancı özürlü çocukları vardı. Vehbi Koç bütün nimelerin içinde yüzdüğü halde, yıllarca sadece patates ezmesi yiyebildi. Biz maddeye fazlasıyla endesklenmişiz. Vazgeçin bu sevdadan :)
Sevgilerimle,
***
Sevgili Cumhur,
Neş'ene ve hayat dolu duruşuna hayranım. Hep böyle kal ve bizlere pozitif enerjini aşıla, zira buna her şeyden çok ihtiyacımız var.
Hoşçakal
 

Yazıya eklenen yorumları takibe al
Yorumunuz:
 Numarayı giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Editörden

ModeratörModeratör
Merhaba


Geçen Sene Bugün...

Çetin KorkmazÇetin Korkmaz
DUMANSIZ HAVAYMIŞ

Azat DulkadirAzat Dulkadir
KOSKOCAMAN BİR HİÇ YALNIZLIK...

Ahmet TunçayAhmet Tunçay
Gelme...


RSS | Tavsiye edin | İletişim Formu | Yazım Kuralları | Bağlantılar
Yazarport'ta yayımlanan köşe yazılarının içeriğinden yazarlar sorumludur.
Yazartport'ta yayımlanan köşe yazıları kaynak gösterilmeden alınamaz.